Buca'da 90 metrekarelik bir alanda başlattıkları çalışmaları tiyatro ustası Haldun Dormen'in de desteği ile geliştirip 700 koltuklu oyunlara geçiş yapmayı başaran grubun büyük hayalleri var. Sonuncusu efelerin aşkını anlatan bir film çekmek

Tüm çabalara rağmen ne yazık ki İzmir'in köklü bir özel tiyatrosu pek olamadı. Turne tiyatrolarına çok alışık İzmir... Ama inat ve ısrarla İzmir'de tiyatro yapmak isteyen bir topluluk var: Sahne Tozu Tiyatrosu.
Buca'daki küçük bir salonda başlayan serüven şimdi Gümrük'te Karacan Dersanesi'nde devam ediyor. İzmir yavaş yavaş alıştı onlara. Onlar da büyük azimleriyle İzmir'in köklü tiyatrosu olmaya çalışıyor.
Alkışlanacak bu çabayı Sahne Tozu Tiyatrosu'nun kurucusu Muzaffer Çağlar İşgören'le (31) konuştuk...
USTA'NIN ÖNERESİYLE * Sahne tozu Tiyatrosu nasıl oluştu?
- Haldun Dormen ustamızdan "Niçin bir cep tiyatrosu kurmuyorsunuz?" önerisini aldığımız dönemde Sahne Tozu Tiyatrosu da oluştu aslında. Dormen, 1954 yılında Amerika'dan Türkiye'ye cep tiyatrosu modelini getiriyor. Kendisi uyguladıktan sonra adını Dormen Tiyatrosu olarak değiştiriyor.
Bizim de kendisiyle iletişime geçtiğimiz dönemlerde 90 metrekarelik küçük bir alanımız vardı. 2005-2006 yılıydı. O sıralar ünvirsitede eğitmenlik yapıyordum. Önceden tanışıklığımız olduğu için Haldun Hoca bir İzmir seyahatinde bizi ziyaret etti. Çalışmalarımızı izledi ve 90 metrekarelik alanımızı cep tiyatrosuna dönüştürme önerisinde bulundu. Böylece Sahne Tozu Tiyatrosu'nun temelleri atılmış oldu.
Haldun Hoca ile birçok çalışmayı birlikte yaptık. Yine Haldun Abi, Dormen Tiyatrosu'nu açtığında oynadığı ilk oyunu bize de oynattı. Aynen Dormen Tiyatrosu modeli ile ilerleyen bir tiyatro oldu Sahne Tozu...
Bu sene de yine birlikte üçüncü oyunumuz "Kaç Baba Kaç"ı sahneleyip yöneteceğiz. Zaman içinde Sahne Tozu Tiyatrosu'nun kitlesi oluştu. Böylece biz bir yerde amacımıza ulaşmış olduk.
* Sezon hazırlıkları nasıl gidiyor?
- Hızla devam ediyor. Öncelikle Sahne Tozu Tiyatrosu İzmir'in en geniş öğrenci kitlesine sahip olan tiyatrosu... Geniş ve profesyonel bir eğitmen kadromuz var. Bu progesyonel ekip 10 kişiden oluşuyor. Bu sezona öncelikle eğitim kalitesini daha fazla yukarı çıkarmak istiyoruz. Bunun için de tiyatrolarda olmayan bir dersi koyduk programa: "Diksiyon ve tiyatroda dil kullanımı".
* Yalnız Haldun Dormen'le nasıl tanıştığınızı anlatmadınız...
- Dokuz Eylül Üniversitesi'nde tiyatro eğitmenliğini sürdürürken 'artık bir şeyler yapmam gerekir' kararına vardım. Ne yapacağım konusunda ise "Bu işin ustasıyla gidip görüşmem gerek" diye düşündüm ve İstanbul'a gidip Haldun Bey'i aradım. Asistanlarıyla görüştüm. Beni provaya davet ettiler. Daha sonra programın değıiştiğini belirterek evlerine gelmemi istediler. İlk etapta çok şaşırdım ve alay ediyorlar sandım. Ama Haldun Dormen beni samimi bir şekilde bekliyordu. Çok heyecanlandım, dizlerimin bağı çözüldü. Hatta Haldun Abi, beni şu cümleyle açtı: "Eh sıkıldım artık konuşacaksan konuş, sen sıkıldıkça ben daha çok sıkılıyorum" dedi. O gün bugündür, yaklaşık 2004-2005'ten beri susmuyorum!
DORMEN EKOLÜ * Sizi bir şekilde harekete geçiren Dormen olmuş...
- Evet, beraber birçok ilke imza attık. 'Haldun Dormen bizim için Sahne Tozu Tiyatrosu'nu yarattı' diyebilirim. Ancak şunu da söylemek istiyorum: Ben İzmir'e aşık bir insanım, çok seviyorum bu şehri ama çok da eleştiriyorum. Çünkü düzelmesi için özeleştirinin şart olduğunu düşünüyorum.
Şikayetçi olduğum için de eleştiriyorum. Ben bu işi İstanbul'da da yapabilirdim ama 'inadım inat' dedim, ana kadromla beraber hepimiz 'inadımız inat, biz İstanbul'a gitmeyeceğiz İstanbul bizim ayağımıza gelecek" dedik.
Bunun bir gün söylenmesi gerekiyordu. Bunu ilk söyediğimde yıl 2006'dıydı... İzmir için birilerin bunu söylemesi gerekiyordu. Çünkü çok sağır, çok vurdumduymaz yöneticilere sahip İzmir...
* Ne gibi?
- İzmir Büyükşehir Belediyesi hariç hiçbir kurum destek çıkmadı bize ne yazık ki. Sayın Aziz Kocaoğlu, Sahne Tozu Tiyatrosu'na yardım eden tek kişi oldu. Belediye olarak 5 oyunumuzu satın aldı. Buradan da çok teşekkür ediyorum kendilerine. Ancak birçok belediye milyarlar akıtıp İstanbul'dan sanatçı getiriyor festivallerine. İzmir'in kent tiyatrosunu görmezden geliyor. Sivil toplum kuruluşları da destek olmalı bu tür çabalara. Bugüne kadar biz hiçbir yardım ve destek görmedik. Unutulmamalı ki İzmir kalıcı, yöneticileri gidicidir. Önemli olan İzmir'le beraber adını İzmir'e kazıyacak yöneticilerin olmasıdır. Her şeye rağmen biz İzmir'den İstanbul'a gitmiyoruz. Hiçbir zaman da gitmeyeceğiz...
YENİLİKÇİYİZ * Halk benimsedi mi sizi? Alışıktır çünkü turne tiyatrosuna İzmir.
- İlk zamanlarda çok sıkıldık. İzmir o kadar duyarsız, o kadar popüler kültüre alışmış bir kent olmuş ki... Şehir tiyatrosu kuracak kadar da bir şehir olamadık. Yapmaya çalıştım bu arada. Ortalığı silkeledik ama olmadı...
Sezen Aksu İzmirli ama kaç kere görmüştür İzmirli Sezen Aksu'yu. Sahip çıkma özelliği yok İzmirlide. Bu da çok doğal, çünkü aidiyet duygusunu yitirmiş İzmir. Kendine ait bir şeyin olduğunu anlatasıya kadar çok büyük zorluk çektik.
Sinema projesi * Yeni projeler var mı?
- Bu sezon iki yeni oyunumuz var. Birini Haldun Dormen'le birlikte yönetiyoruz. Toplamda 9 oyunumuz perde açacak. İyi hazırlandık. Rutin olarak her cumartesi oyun sahneleniyor. Ekim'de 'perde' diyeceğiz. Bu arada bir tiyatronun ödül töreni olmalı, diye düşündük. Bir de bunun adımlarını atıyoruz. Önce kendi aramızda yaptık. "Sahne Tozu Tiyatro Ödülleri" ismiyle bir tören düzenledik. Bunu geliştirip geleneksel hale getirmek istiyoruz.
* Sinema projeniz de varmış duyduğum kadarıyla...
- Evet... Sinema bize çok uzak bir alan aslında. Çok bildiğimiz iddiasında da değiliz. Ama iddialı olmasak da sanatın bir dalı. Sadece denemek istiyoruz. Şöyle bir hayalim var: Sahne Tozu Tiyatrosu denildiğinde, kendi öğrencisini alır, yetiştirir, kendi öğrencisiyle projesini yapar ve insanlara da yarattığı eserleri sunar, paylaşır, denmesini istiyorum. Bir fabrika gibi sanatçı üretmek istiyoruz. Sinema o hayalin ilk tohumu olacak.
* Konusu belli mi?
- "Yıl 2033" isimli gelecekten söz eden bir proje. Ama bunun için yüksek bir prodüksiyon gerekiyor. Yaşadığımız şeyleri anlatalım istedik. Bir aşk filmi olsun ve herkesi ilgilendirsin, dedik. İki büyük, halka mal olmuş ve halk tarafından sevilen iki efenin bir kadına aşkını konu edineceğiz.
