En büyük hayalinin kültürel müziğimizi dünyaya kabul ettirmek olduğunu söyleyen Erkan, "Bir gün bütün dünya bizim müziklerimizi dinleyecek, çalacak ve söyleyecek. Hedefim de hayalim de işte bunu başarabilmek.Eğer başarırsam ülkem için yapmış olacağım ki buna canı gönülden inanıyorum"diyor
RÖPORTAJ: MÜJGAN KULLE
Tarkan Erkan... Ege Üniversitesi Devlet Türk Müziği Konservatuarı Türk Halk Oyunları Bölümü'nde Öğretim Görevlisi... İlk albümü 'Almam Lazım'dan sonra şimdi de ikinci albümü 'The Sound Of Turkish Folk Dances' ile yeniden gündemde...
"Bir gün bütün dünya bizim müziklerimizi dinleyecek, çalacak ve söyleyecek" diyen Erkan, "Nasıl biz diğer ülke müziklerini çalıp söylüyorsak, onlar da bizimkileri söyleyecek... Hedefim de hayalim de işte bunu başarabilmek" diyor.
* Öncelikle sizi daha yakından tanıtalım okurlarımıza...
- Ege Üniversitesi Devlet Türk Müziği Konservatuarı Türk Halk Oyunları Bölümü Öğretim Görevlisiyim... Azerbaycan'da Üzeyir Hacıbegov Müzik Akademisi Müzikoloji Bölümü'nde doktoramı yapıyorum, tez aşamasındayım. Türk Halk oyunları müziği ile ilgili alan ve uygulama çalışmaları yapıyorum.
* Ne zamandır müzikle iç içesiniz?
- 6 yaşımda müziğe başladım, mandolin çalardım... İlerleyen yıllarda gitar, bateri ve konservatuar yıllarımda ise bağlama, asma davul çaldım.
Hala işim dolayısıyla, ritim hocası olarak ritim saz çalmaya devam ediyorum.
* Müziği yaşam biçimine dönüştürmek zor olsa gerek?
- Müziği yaşam biçimine dönüştürmek için pek çaba sarf etmedim aslında... Zaten müziğin içindeydim hep. (gülüyor) Çünkü müzik yaptığım zaman kendimi mutlu hissediyorum. Yaşım 44 ve ben hala o mutluluğu yaşıyorum.
KÜLTÜREL EZGİLER * İlk albümünüz 'Almam Lazım' Folk Rock içerikli bir albümdü... Şimdi ise Türk Halk Müziklerinin Folklorik ezgilerinden oluşan 'The Sound Of Turkish Folk Dances' ile sevenlerinizlesiniz... Bize biraz albümünüzden bahseder misiniz?
- Yapılan albüm halk oyunları ezgilerimizin, aranjeli bir şekilde sunumudur. Yıllarca Türk Halk Oyunları yarışmalarında birçok halkoyunları ekibe müzik yaptım. Sayısını tam olarak söyleyemesem de 85 civarında Türkiye şampiyonluğum var. Milli Eğitim Bakanlığı, Kültür ve Turizm Bakanlığı, Türkiye Halk Oyunları Federasyonu, Gençlik ve Spor bakanlıklarının Türkiye Halk Oyunları Organizasyonlarında 1998'den beri aktif olarak rol aldım ve almaktayım. Bu işi aslında çocukluğumdan gelen rockçılıktan daha fazla uğraş verdim. Çevremin çoğunluğunun bu camia olması ve bu kadar 1.'lik elde etmiş, örnek gösterilen biri olarak bu albümü çıkarmaya karar verdim. Benim zamanımda yani 1987-88-89-90-91 yıllarında orkestrada yoktu...(gülüyor) Davul, zurna ile oynardık. Yavuz Bingöl ki çocukluk arkadaşım ve dostumdur, ben dans ederken bağlama çalmaya gelirdi derneğimize...
MUTLULUK VERİYOR
Yıl 1987-88... 3. müzisyen bulduğumuzda havalara uçardık. Sonra ben okulda 2. sınıf öğrencisiyken, bu işin böyle olmayacağını, kültürel müziğimizi daha ileri boyutlara taşımam gerektiğini düşündüm. Önümde hiç ama hiç örnek alabileceğim bir çalışma da yoktu. Yani Türk Halk Oyunları Müziği yapan orkestra yoktu veya vardı da haberim yoktu o yıllarda...
İyi-doğru ve güzel işler yaptığımı sanıyorum, neticede örnek alınan, ismi camiada duyulan bir isim haline geldim. işimin kaliteli olması da ismimin duyulmasına neden oldu. Mutluyum ki bu işle uğraşan artık birçok grup var birçoğu da öğrencim...
* Albümün hazırlanma süreci ne kadar sürdü?
- Aslında bu albümdekiler Türkiye'de 1. olmuş ekiplerin müzikleri veya benim stüdyoda yapıp hoşlandığım müzikler... Yani her şeyim hazırdı ancak çıkması biraz zaman aldı. 18 ay kadar sürdü albümün çıkması... Örneğin 10 dakikalık bir yöre çalışması ortalama 10 günümü alıyor...
DÜNYA ŞAMPİYONLUĞU * Neden bu tarz? Bundan sonra da bu yönde mi devam edeceksiniz?
- Halk oyunları müziklerini bu tarz bir arenje ile sunmak benim işimin ve müzik bilgimin etkileşimi. Görsel ve işitsel bir uyum sunuyorum.Benim tarzım bu...(gülüyor) Böyle bir tarz bana nasip oldu. Tabii ki devam edeceğim. Köylere gidip, alan araştırması yapmak, yeni müzikleri notalamak, profesyonel müzisyenlere çaldırıp, aranje yapmaktan çok keyif alıyorum. Ülkenin kültürüne katkıda bulunuyorum. Bugüne kadar kendi derlediğim ve derlenenleri notaladığım 1400'ün üzerinde sözlü-sözsüz oyun müziği var.
* Çevreden gelen tepkiler nasıl?
- Camiamızın tepkisi olumlu güzel yorumlar alıyorum. Hatta ilerideki çalışmanızda bizim yöreden de örnek olacak mı diye soranlar oluyor. Ancak camiadan olmayanlardan çok güzel tepkiler geliyor. Benim için hoş bir durum tabi...
* Bugüne kadar birçok ödül de aldınız...
- Evet... 2 dünya şampiyonluğumuz bile var... Ama önemli değil benim için. Hedefim ve hayalim farklı çünkü... O ödüller sadece benim için... Ödüllerimin, ülkenin dünyaya tanıtımında çok önemi yok bana göre...
EN BÜYÜK ARZUSU * Müzik adına hedefiniz ve hayalinizi soralım o zaman?
- 2006 yılında solo albümümde söylediğim bir söz var... Bir gün bütün dünya bizim müziklerimizi dinleyecek, çalacak ve söyleyecek... Nasıl biz diğer ülke müziklerini çalıp söylüyorsak, onlar da söyleyecek... Hedefim de hayalim de işte bunu başarabilmek... Tek hayalim kültürel müziğimizi dünyaya benimsetmek. Eğer başarırsam ülkem için yapmış olacağım ki buna canı gönülden inanıyorum.
* Bir akademisyen olarak gençlerin kültürel müziğimize olan yaklaşımlarını nasıl değerlendiriyorsunuz?
- Gençler, popüler kültürden, medyadan çok etkileniyor. Son yıllarda kültürel müziğe ilginin olması bizi mutlu ediyor. Bizim okulun cephesinde ise durum şöyle... Eğitimleri sırasında iyi kötü ayrımını yapabiliyorlar. Aileden bir eğitim gelmemişse kültürün önemini daha sonra okulda kavrıyorlar.
"Üretim durma noktasında" * Müzik camiasının son durumunu nasıl buluyorsunuz?
- Telif Kanunu'ndan sonra gerçek üretenler haklarını alabilecekler diye düşünüyorum veya temenni ediyorum. Üretenin haricindeki herkes veya kurum parasını üretenin üzerinden kazanırken, o müziği yapanlar asıl hak sahipleri mağdur durumdalar. Bu çok üzücü. Bu yüzden üretim durma noktasında...
Bana göre doğru ve güzel yapılan her iş, öncelikle kendi yöre kültürüne, sonrasında da ülkesine ve dünyaya örnek olacak ve kültürel anlamda yerini alacaktır. Bütün uğraşım bu yönde.
Doğru ve güzel yapılan heriş öncelikle kendi yöre kültürüne sonrasında da ülkesine ve dünyaya örnek olacak ve kültürel anlamda yerini alacaktır. Sadece her bireyin kendi kültürüne sahip çıkmasını, korumasını ve kollamasını istiyorum. Bizi biz yapan dilimiz ve kültürel yaşantımızdır. Her ikisini de korumak görevimizdir. Çünkü biz kültürel anlamda dünyada çok önemli bir toplumuz.
