Türkiye Turizm Tanıtma ve Geliştirme Ajansı'nın (TGA) desteği, Türkiye Tanıtma Platformu (TUTAP), Türkiye Otelciler Federasyonu (TÜROFED), Turizm Yazarları ve Gazetecileri Derneği (TUYED) iş birliğinde Eylül ve Mayıs ayları arasında ülkedeki 17 kültürel mirasının bulunduğu şehirleri tanıtmak için düzenlenen 'Unesco Touristica Photo Safari" adlı projeye Yeni Asır olarak biz de katılım sağladık. Projenin ilk foto safari turu 22-26 Eylül tarihlerinde Kapadokya'ya gerçekleşti. Kültür turizminin gelişmesi ve turizm gelirlerinin artmasına katkı sağlayacak olan projeye katılan fotoğraf meraklıları, Türkiye'nin tanıtımı amacıyla Kapadokya'yı fotoğrafladı.
OBJEKTİFLERDE GÖRSEL ŞÖLEN
Etkinliğin ilk gezisinde Türkiye'nin tarihi ve kültürel zenginliklerinin bulunduğu alanların tanıtılması için 64 fotoğraf tutkunu 3 gün boyunca her açısıyla görsel bir şölen sunan Kapadokya şehrinin güzelliklerini fotoğrafladı. Fotoğraf meraklıları, Göreme, Güvercinlik Vadisi, Zelve. Paşabağları Ören Yeri, Çavuşin, Kaymaklı Yeraltı Şehri, Avanos ve Ürgüp'te tarihi ve kültürel alanların yanında Kapadokya bölgesindeki doğal kaya oluşumlarını fotoğraflamak için yarıştı. Yeni Asır olarak biz de projeyi baştan sona kadar takip ederek, 10 bin yılı aşkın süreden başlayıp 1960'lara kadar yerleşim yeri olarak kullanılan bölgenin güzelliklerini sizlerle paylaşacağız.

60 MİLYON YIL ÖNCE
Nevşehir, Kayseri ve Niğde illeri arasındaki antik bölgenin adı olan Kapadokya'nın oluşumu bilimsel araştırmalara göre 60 milyon yıl önceye dayanıyor. Kapadokya bölgesi, 60 milyon yıl önce Erciyes Dağı, Hasan Dağı, Melendiz Dağı ve Güllü Dağı'nın volkanik patlamalarla püskürttüğü lav ve küllerin çok büyük bir alana yayılarak oluşturduğu yumuşak tabakaların yağmur ve rüzgarların aşındırmasıyla bugünkü halini aldı. Çok uzun bir zaman diliminde akarsular, rüzgarlar yağmurlar hepsi bu taşların kimisini kırıyor, kimisinin etrafında dolanarak inceltiyor, kül olan kısımlar inceliyor bazalt olan kısımlar yani lavdan oluşan taşlar da katı olarak şapka gibi üzerinde kalıyor. Bazı yerlerde huni şeklinde taşlar onların üzerinde de şapkaları oluşuyor.

KAYBOLMA İHTİMALİ YOK
Çevresindeki dağların volkanik patlamaları sonucu bölgeye yayılan lav ve tüflerin üst tarafı kuruyor alttaki tabakaya göre daha çok sertleşiyor. Aynı zamanda deprem kuşağında bulunan bu bölgede oluşan yeryüzü şekillerinin üst sert kabuğunda çatlama ve yarıklar oluşuyor. Bu yarıklardan su ve rüzgar giriyor. Sert kısmı belki küçük bir parçayı eritiyor ama aşağıdaki yumuşak bölümü daha fazla aşındırıyor. Buradan düşenler etrafına yığılıyor. Böylece peri bacaları oluşuyor. Üstteki şapka gibi duran kısım ise hala sert tabakadan kalan parça. Binlerce yıl içinde alt tabaka eriyerek sivrileşiyor. Üstteki şapka yere düşüyor böylece şapkasız piramitler oluşuyor. Bu yarıklar sayesinde bölgede yeni vadiler oluşuyor. Bu vadilerde yeni piramitler ve yeni peri bacaları oluşmaya devam edecek. Yani bölgedeki yeryüzü şekillerinin kaybolma ihtimali yok.

10 BİN YILLIK YERLEŞİM YERİ
Tarihi oldukça zengin olan Kapadokya bölgesi, yaklaşık 10 bin yıllık bir yerleşim yeri olma özelliğine sahip. Hititlerin ataları ve çeşitli kavimler tarafından keşfedilen bölge Roma, Bizans, Selçuklu, Osmanlı İmparatorluğu dönemi ve 1960'lara kadar yerleşim yeri olarak kullanılageldi. Yeryüzü şekilleri itibariyle dünyada eşi benzeri bulunmayan Kapadokya'da geçmiş yıllara ait kavim ve topluluklar tarafından kullanılmış birçok tablet, eşya ve yazılı metinler bulundu.

YERALTI ŞEHİRLERİ
Kapadokya'nın altında birçok yeraltı şehri bulunuyor. Bu şehirler birbirleriyle bağlantılıdır. Hititler'den bir topluluk bu mağaralardan birine yerleşir. Daha sonra volkanik maddeyle kaplı ve hatta elle bile kazımı kolay olduğu için burada ufak bir yerleşim yerini oyarak yaparlar. Tüf denilen madde hava ve oksijenle etkileşime geçince taş gibi sertleşiyor. Hititler döneminden beri yöre halkı çeşitli istilalardan korunmak için bu yer altındaki yaşam alanlarına çekilmişler. Kavim büyüdükçe yeni yerleşim alanları açmışlar. Eski tarihlerde bu yeraltı şehirlerinde 8-10 bin kişinin yaşadığı söylenir. Saldırılar sırasında aylarca hiç dışarı çıkmadan yaşayabilecek şekilde düzenlenen bu yerlerde mezarlık, tapınak, tahıl ambarı, havalandırmalar bile var. Yüzlerce metre uzunluğundaki ve bazı yerlerde insan boyundan daha küçük olduğu için eğilerek yürümek gereken yeraltı şehrinden geçmek mutlaka görülmesi ve yaşanması gereken bir deneyim. Eski tarihlerde bu bölgede yaşayan kavimler güvercinleri posta aracı olarak kullanıyorlardı. Onun için burada çok güvercin var. Küçük küçük dağların üzerinde güvercin yuvaları dikkat çekiyor. Yöre halkı bu yüzden güvercin gübresinden çok faydalandı. Burada en çok yetişen üzüm çok meşhur. Toprakta daha çok kabak patates soğan yetişiyor. En çok iğde ağaçları vardır. Adını güvercinlerden alan Güvercinlik vadisine giderek uçuşan güvercinlerle eşsiz doğa manzaraları çekebilirsiniz.
En büyük peri bacası: Uçhisar
UÇHİSAR, Kapadokya'nın her yerinden görülen en büyük ve en güzel peri bacasıdır. Kalenin zirvesi Kapadokya'nın kuş bakışı görüleceği tek yerdir. Güvercinlik Vadisi'nden, Avanos'a doğru tüm vadiler, Göreme Açıkhava Müzesi, Kılıçlar Vadisi, Kızılçukur, Güllüdere, Çavuşin, Avanos, yani bütün Kapadokya görülebilir. Kalenin zirvesinde çok sayıda oyma küp, oyma mezar ve büyük sarnıç bulunur. Uçhisar Kalesi, ayrıca Erciyes ve Hasan Dağı'nın birlikte görülebileceği tek yer. Roma döneminden beri oyularak içine çok sayıda oda, ev, sığınak, depo, sarnıç, mezar yapılmış, Akınlara karşı. hem gözetleme hem savunma kalesi olarak kullanılan Uçhisar Kalesi, Selçuklu ve Beylikler döneminde de önemini korumuştu.
ZELVE 1952'YE KADAR YERLESIM YERIYDI
Avanos'a 5 kilometre Zelve, Aktepe'nin dik ve kuzey yamaçlarında kurulmuştur. Üç vadiden oluşan Zelve, irili ufaklı peribacalarının en çok yoğun olduğu yerdir. Doğal güzellikler taşıyan bu alan aynı zamanda eski tarihlerde Hıristiyanların önemli yerleşim ve dini merkezlerinden birisi oldu, papazlara verilen ilk dini seminerler bu yörede gerçekleşti. Vadideki en önemli kiliseler olan Balıklı, Üzümlü ve Geyikli kiliseleri büyük önem taşıyor. Burada ayrıca Aziz Simeon adına yapılmış şapel ve birçok kaya mekanı bulunuyor. 1952 yılına kadar iskan edilmiş vadide manastırlar, kiliseler, yerleşim yerlerinin yanı sıra tünel, değirmen, cami gibi yapılar görülebilir.
PASABAG'IN MANTARLARI
Paşabağ Vadisi, çok şirin şapkalı peri bacalarının olduğu oldukça geniş bir bölge. Farklı büyüklükte ve en görkemli mantar şeklinde peri bacaları, taşlardan oyulmuş yaşam alanları olarak dikkat çekiyor. Ayrıca Paşabağ Vadisi'nin içerisinde gezebileceğiniz birçok farklı alan bulunuyor. Buraya ziyarete geldiğinizde bizim gibi her yere girmeyi isteyebilirsiniz çünkü vadinin her açısı farklı bir güzelliğe sahip. Bu bölgeye verilen bir diğer ismi olan Rahipler Vadisi'dir. Çünkü Paşabağ Vadisi, bir zamanlar Hristiyan din adamları tarafından inzivaya çekilme ve korunma amaçlı kullanılmış. Buralara sığınarak dünyadan elini eteğini çekmiş ve kendilerini dinlerine adamışlar. Paşabağ Vadisi'ndeki peribacaları diğer sivri çatılı olanların aksine mantar şeklindeki şapkalı olmasıyla dikkat çekiyor.
Tolga TEKİN

