Vatan sevgisi öyle bir sevda ki, hiçbir şeyle kıyaslanamaz. Malını, mülkünü hatta canını hiçe saydırır. Kurtuluş Savaşı'nda canını feda edenler kadar uzuvlarını kaybeden gazilerimiz hepimizin gururu... Muğla'nın Datça İlçesi'nde 1900 yılında doğan Hasan Uysal, henüz 17 yaşında hiç tereddütsüz gitti vatanı için savaşmaya. İki bacağını kaybetti ama torunlarına bırakacak bir vatan kazandı.

Uğruna savaştığı vatan, onu hiç yalnız bırakmadı. İstiklal Madalyası ve gazilik maaşıyla ödüllendirilen kahraman asker için bir de devlet tarafından, o dönemin son teknolojisiyle üretilen ahşap bir protez bacak yaptırıldı. Bu sayede tekrar hayata bağlanan Uysal, evlendi ve 11 çocuğu oldu. Şimdi torunu Sedat Uysal dedesinin 100 yıllık ahşap ayağına gurur ve fedakarlığın sembolü olarak saklıyor.
Türkiye için 1900'lü yılların başı, sıradan insanların kahramana döndüğü günlerdi. İşgal altındaki vatanı kurtarmak için kadın erkek pek çok kişi canını hiçe sayarak kahramanlık hikayeleri yazdı... 100 yıldır tükenmeyen bu hikayelerden biri ise 1900 yılında dünyaya gelen Hasan Uysal tarafından yazıldı. Hasan Uysal, henüz 17 yaşında "vatan elden gidiyor" diyerek tereddüt etmeden her Türk evladı gibi Kurtuluş Savaşı'na katılıp cepheden cepheye koştu. Savaşın en acımasız anlarının yaşandığı günlerde yoğun bir topçu ateşinde, hayatının baharında vatan uğruna iki ayağını kaybetti. Uzun süren tedavinin ardından 20 yaşında, memleketi Datça'nın Sındı köyüne gazi olarak döndü...

JANDARMA TEĞMEN RAPOR ETTİ
O dönem köy meydanında hemşerileri tarafından büyük bir gururla karşılanan Hasan Uysal'ın "Vatanım uğruna şehit olamadım ama iki ayağımı verdim vatan sağolsun" sözü bir jandarma teğmeni tarafından rapor edilince tüm hayatı değişti. Genç Türkiye Cumhuriyeti tarafından kendisine İstiklal Madalyası verilip gazi maaşı bağlandı. Yakınlarının yardımı olmadan yürüyemeyen, hatta kendi şahsi işlerini dahi yapmakta güçlük çeken Uysal, bir sürprizle hayata yeniden bağlandı. Devlet, gazilerine ne kadar önem verdiğini bir kez daha göstererek ve vatan savunmasında ayaklarını kaybetmiş olan 20 yaşındaki Uysal'a, dönemin son teknolojisi ile üretilen ahşap ve deri köseleden yapılmış protez ayaklar takıldı.

RUM KIZI ELENİ İLE EVLENDİ
Hasan Uysal, protez ayakların verdiği özgüvenle, köyde yaşayan ve tüm ailesi Yunanistan'a göç ederken "Ben burada doğdum bir yere gitmeyeceğim" diyerek kalan Rum kızı Eleni ile evlenip 6 çocuk sahibi oldu. Hayatın tüm zorluklarına rağmen Hasan Uysal, ailesini büyük bir sevgi ve fedakarlıkla büyüttü. 1974 yılında vefat ettiğinde, geriye sadece onun cesaret ve fedakarlığını hatırlatan ahşap ve deri köseleden protez ayağını miras bıraktı.

TORUNU GÖZÜ GİBİ BAKIYOR
Torunu Sedat Uysal, şimdi bu mirası büyük bir özenle saklıyor. Sındı köyündeki baba ocağında dedesinin ahşap protez ayağını hatıra olarak muhafaza eden Uysal, dedesiyle büyük bir gurur duyduğunu ifade ediyor. "Dedemi küçük yaşta kaybettim. Onunla gurur duyuyorum. Bu ülkenin kurtuluşunda iki ayağını kaybetmesine rağmen hayata tutunarak iki evliliğinden 11 çocuğuna baktı. Dedemin takma ayaklarının bana miras kalması beni çok sevindirdi. Vefat eden babamın evinde onu muhafaza ediyorum. Ancak, bozulmasından korkuyorum. Onu koruyabilecek bir vakıf ya da müzeye bağışlamak istiyorum" dedi. Uysal, bu ayağın hikayesi ile Kurtuluş Savaşı'nın ne büyük fedakarlık ve kahramanlıklarla kazanıldığının nesilden nesile aktarılmasını istiyorum ifadesinde bulundu

1900 yılında doğan ve 1974'te hayata gözlerini yuman Gazi Hasan Uysal miras olarak bir taş ev bir de ahşap, deri ve köseleden yapılan protez bacağını bıraktı.

Hayata gözlerini yuman Gazi Hasan Uysal'ın Muğla'nın Datça İlçesi'ne bağlı Sındı köyündeki taş ev de torunları tarafından açık tutuluyor.

