Toksik olmak her zaman bağırıp çağırmak, insanları kırmak ya da açıkça zarar vermek anlamına gelmez. Bazen en zararsız görünen davranışlar, farkında olmadan toksik bir tavra dönüşebilir. Kimse sabah uyanıp "bugün toksik olayım" diye yola çıkmaz ama bazı alışkanlıklarımız, bakış açılarımız ve tepkilerimiz zamanla bizi o noktaya sürükleyebilir. İşte toksik bir insana dönüştüğünüzü gösteren işaretler:
SÜREKLİ ELEŞTİRMEK
Eleştiri nedir? Aslında kötü bir şey değildir! Hatta yapıcı olanı, ilişkileri bile güçlendirir. Ama bazı insanlar vardır, minik bir detay bile gözlerinden kaçmaz. Bir saç teli yanlış durduysa bile "bu senin tarzın mı şimdi?" der gibi bakarlar... İşte bu sürekli eleştiren profil, toksik davranış sinyallerinin en başında gelir! Başımıza kötü bir şey geldiğinde hemen bir suçlu aramak... Tanıdık geldi mi? "Çünkü o yapmadı, çünkü onlar anlamadı, çünkü sistem şöyle..." derken bir bakmışsınız herkes suçlu, bir tek siz meleksiniz! Ama durun! Gerçekten öyle mi? Kabul edelim: Hepimiz hata yaparız. Asıl mesele o hataları nasıl karşıladığımız. Eğer her terslikte parmaklarınız başka birini gösteriyorsa, kendi payınızı hiç sorgulamıyorsanız bu da toksik bir davranışın habercisi olabilir. Bazılarımız için sadece özgüven değil, bir yaşam biçimi. "Ben bilirim", "Ben dediysem doğrudur", "O benim düşünceme karşı çıkamaz" cümleleri hayat mottosu olmuş olabilir. Ama farkında olmadan egonuz sizi yönetmeye başlarsa, işte orada sıkıntı başlar. Hepimiz zaman zaman sadece kendi hayatımıza, kendi sıkıntımıza odaklanabiliyoruz. O kadar çok şey oluyor ki iç dünyamızda, çevremizde olup biteni fark edemiyoruz bile. Empati, sadece "seni anlıyorum" demek değil, "seninle birlikteyim" demektir. Birine gerçekten alan tanımak; ona "duyguların burada, seninle beraber var" demektir. Ve bazen bu, söylenebilecek en güçlü şeydir. Şunu unutmayın: Eğer sürekli çevrenizdeki insanların acılarına kayıtsızsanız, "ben asla öyle biri olmam" dediğiniz kişi oluverirsiniz. Toksik olmak, bazen yüksek sesle bağırmak değil, bazen sadece duymazdan gelmektir.
DEDİKODUNUN ESİRİ
Dedikodu... Ah o tatlı başlangıçlar! "Ne olmuş biliyor musun?" diye açılan cümlelerle başlar, "Aaa ciddi misin?!"lerle devam eder. Birinin yokluğunda onun hakkında konuşmak, sadece o kişiye değil, size de zarar verir. Çünkü siz aslında başkasının mahremiyetini bir eğlence malzemesine dönüştürmüş oluyorsunuz. Hem de onun haberi bile olmadan... Ve en güzeli şu cümleyle özetlenebilir: Dedikodu, en çok sizi anlatır. Eğer sürekli başkalarının hayatına odaklanıyorsanız, belki de kendi hayatınıza dönüp bakma zamanınız gelmiştir. Kendi gelişiminizi kaçırıyorsunuz belki de.

