Tugay Kerimoğlu, Rüştü Reçber, Nihat Kahveci..,. Avrupa'da büyük iş yapan topçulardı. Şimdi ise Arda Güler Real Madrid'de alkışlanıyor, Ama Avrupa'ya giden bu yol, bir zamanlar sessiz ama cesur adımlarla başladı. Türk futbolunun öncü isimleri sadece sahaya çıkmadılar; bir ülkenin gururunu da Avrupa'ya taşıdılar.
BOMBACI BEKİR
Bekir Refet Teker, 1915-1919 yıllarında Fenerbahçe forması giydi. Sol ayağı ile çektiği sert şutlar nedeniyle "Bombacı" lakabı ile anılan Bekir'in bir şutla mandayı yıktığı şeklindeki söylentiler, bir süre sonra Bekir Refed'in "bombacı" ve "öküzdeviren " lakapları ile anılmasına yol açtı. 1921 yılında İttihatspor'dan Almanya'nın Karlsruher FC Phönix takımına transfer oldu.

1926'da FC Pforzheim'a transfer olan Teker ardından Karlsruher'e imza attı. Bombacı Bekir kariyerine 1928'de Almanya'da nokta koydu. Bekir Refet Teker aynı zamanda Avrupa'ya transfer olan ilk Türk futbolcu unvanının sahibi. Cumhuriyet bile ilan edilmeden Avrupa sahnesine çıkan isimdi. Onun açtığı kapı uzun süre sessiz kaldı ama tarihin satır aralarında hep parladı. 1949'da ise bir başka öncü sahne aldı: Bülent Eken. Galatasaray'ın efsane futbolcusu, Roma'ya transfer oldu. Ardından Palermo ve Salernitana formaları giyerek Serie A'da Türk imzası attı. İtalya'da ayakta kalmak kolay değildi ama Eken, "Türk futbolcusu Avrupa'da oynar" fikrini kuvvetlendirdi.

1959 yılında Fc Köln futbol takımına transfer olan Coşkun Taş, Beşiktaş'ın eski başkanı merhum Süleyman Seba'nın da takım arkadaşıydı. Türkiye'nin katıldığı ilk dünya kupası olan 1954 Dünya Kupası kadrosunda bulunan ve Köln Spor Akademisi'nden mezun olan ilk Türk unvanını taşıyor. Almanya kapısını aralayan bu adım, ileride Bundesliga'da parlayan onlarca Türk oyuncuya yol açtı. Aynı dönemde Lefter Küçükandonyadis, Fiorentina ve Nice formalarıyla Avrupa vitrinine çıktı.

'TAÇSIZ KRAL'
Ordinaryüs, ince bileği ve oyun zekasıyla sadece Fenerbahçe'yi değil, Türk futbolunu da dünyaya tanıttı. Türkiye'deki iyi performansından dolayı Oktay'ın ünü yurt dışına yayıldı. Temmuz 1961'de İtalya'nın Palermo Kulübü'ne transfer olan Oktay, bu ülkeye alışmakta zorlandı. İtalya Ligi'nde çıktığı 12 maçta 3 gol atan Metin Oktay, Haziran 1962'de yeniden Galatasaray'a döndü. Kısa sürse de "Taçsız Kral"ın adı Serie A tribünlerinde bile efsane olarak hatırlandı. Onun transferi, Türk futbolunun Avrupa'ya uzanabileceğini geniş kitlelere gösterdi. Ve Can Bartu... 1961'de Fiorentina'ya gidip, Lazio ve Venezia'da da forma giydi. İtalya'da "Sinyor" lakabıyla anıldı.

Hem basketbol hem futbolda milli olan Bartu, Türk sporunun Avrupa'daki çok yönlü simgesi oldu. Can Bartu, Fiorentina'da forma giydiği dönemde, Avrupa kupalarında final oynayan ilk Türk oyuncu unvanını elde etti. Sinyor, Fiorentina'nın Avrupa Kupa Galipleri Kupası'nda İspanya'nın Atletico Madrid ekibi ile 10 Mayıs 1962'de İskoçya'nın Glasgow kentinde oynadığı final maçında forma giydi ve Avrupa kupalarında final müsabakasına çıkan ilk Türk futbolcu oldu. Onun İtalya'ya transfer hikayesi, yolculuğu, ve maçları 1961 yılının Yeni Asır sayfalarında okuyucularla buluştu. Bekir Refet'in ilk cesareti, Bülent Eken'in İtalya'daki direnci, Coşkun Taş'ın Almanya'daki öncülüğü, Lefter'in klası, Metin Oktay'ın karakteri ve Can Bartu'nun çok yönlülüğü... Bugün Avrupa sahnesinde koşan her Türk futbolcu, aslında onların izinden gidiyor. Onlar yalnızca kendi kariyerlerini değil, Türk futbolunun hayallerini de Avrupa'ya taşıdılar.

