Sinemanın resmi tarihi, 1800'lü yılların sonlarına, o dönemde "sinematografi" adı verilen makinenin icadıyla uzanıyor. Modern sinemanın temelleri atılırken, bu yeni sanat kısa sürede Osmanlı topraklarına da ulaştı. Dünya sinemasının başlangıcı kabul edilen, 22 Aralık 1895'te Auguste Lumière ve Louis Lumière tarafından Paris'te gerçekleştirilen gösterimin ardından, Osmanlı'daki ilk sinema deneyimi 1896 yılının Kasım ayında İzmir'de yaşandı. Gösterimler, dönemin Frenk Mahallesi olarak bilinen, bugünkü Alsancak çevresindeki Apollon Salonu'nda yapıldı. Her akşam 17.00 ile 18.00 saatleri arasında, Thomas Edison'un geliştirdiği cihazla hareketli görüntüler beyazperdeye yansıtıldı.
İLKLERİN KENTİ
Dönemin gazeteleri bu yeni icadı büyük bir şaşkınlık ve hayranlıkla duyurdu. 1896 tarihli haberlerde, hareket eden görüntülerin izleyicilere sunduğu görsel deneyim "hayret verici" ve "son derece eğlenceli" olarak tanımlanıyordu. Gösterim ücretleri ise yetişkinler için çeyrek Mecidiye, çocuklar için 10 metelikti. Tarihsel kaynaklara göre, sinema gösterimleri İzmir'de 1896 yılının sonlarına doğru başladı. Bu durum, Osmanlı İmparatorluğu'nda sinemanın ilk kez İzmir'de izleyiciyle buluştuğunu ortaya koyuyor. Böylece İzmir, pek çok alanda olduğu gibi sinema tarihinde de öncü şehir olma unvanını kazanmış oldu.

