İzmir'in Bergama ilçesinde bulunan Küplü Hamam, yalnızca bir Osmanlı dönemi yapısı değil; aynı zamanda yüzyıllara yayılan ilginç bir kültürel yolculuğun da tanığıdır. 1427 yılında inşa edilen hamam, adını uzun yıllar boyunca soğukluk bölümünde sergilenen büyük bir mermer küpten almıştır. Bugün bu eser, Anadolu'dan Avrupa'ya uzanan tarihi bir tartışmanın sembollerinden biri olarak kabul edilmektedir.
TARLADA BAŞLAYAN EFSANE
Tarihi anlatımlara göre hikaye, Osmanlı Padişahı II. Murad döneminde başlar. Bergamalı Hatip Mahmut isimli bir çiftçi, tarlasını sürerken Roma dönemine ait içi altın dolu üç büyük mermer küp bulur. Buluntuyu Osmanlı sarayına bildiren çiftçinin bu davranışı, dönemin padişahı tarafından takdirle karşılanır. Anlatıya göre II. Murad, küplerden birini ödül olarak çiftçiye vermek ister. Ancak çiftçi, hakkı olmayan bir serveti kabul etmeyerek yalnızca boş bir mermer küpü almayı talep eder. Bu davranış üzerine küp ve çevresindeki arazi kendisine bağışlanır. Aile, 1427 yılında bu alana Küplü Hamam'ı inşa eder ve söz konusu mermer küpü yapının merkezine yerleştirir.
SEYYAHLARIN İLGİ ODAĞI
Yüzyıllar boyunca hamamın simgesi haline gelen küp, 17. yüzyıldan itibaren Avrupalı seyyahların ve diplomatların dikkatini çeker. Jakob Spon ve Fransız diplomat Choiseul Gouffier gibi isimler, eseri satın almak için girişimlerde bulunur ancak aile bu teklifleri reddeder. 19. yüzyıla gelindiğinde ise Osmanlı İmparatorluğu'nun siyasi ve diplomatik süreci, eserin kaderini değiştirir.
AVRUPA'DA SERGİLENİYOR
Fransa'nın yoğun talepleri ve dönemin siyasi dengeleri sonucunda 1837 yılında verilen bir karar ile küpün Paris'e gönderilmesi uygun görülür. Yerel halkın itirazlarına rağmen eser yerinden sökülerek Fransa'ya götürülür. Bugün "Bergama Küpü" adıyla bilinen eser, Paris'te bulunan Louvre Müzesi'nin koleksiyonunda sergilenmektedir. Küpün kapağının ise Bergama Müzesi'nde korunduğu belirtilmektedir. Küplü Hamam ise yapılan restorasyon çalışmalarının ardından günümüzde yeniden işlev kazanmış ve hamam-sıhhat hizmeti vermeye devam etmektedir. Ancak yapının en dikkat çekici parçası olan orijinal küpün eksikliği, tarihi yapının hafızasında hala hissedilmektedir. Anadolu'dan Avrupa'ya uzanan bu hikaye, hem kültürel mirasın dolaşımını hem de tarihi eserlerin kaderini tartışmaya açan önemli örneklerden biri olarak değerlendirilmektedir.

