Kedi ve köpek sahipliği yalnızlık hissini azaltabiliyor, sosyal etkileşimi artırabiliyor ve ruh sağlığı üzerinde olumlu sonuçlar doğurabiliyor. Ancak bakım sorumlulukları, sağlık sorunları ve kayıp süreçleri hayvan sahipleri için önemli psikolojik yükler oluşturabiliyor. Bilimsel çalışmalar, evcil hayvanların özellikle yalnız yaşayan bireyler ve yaşlılar için önemli bir sosyal destek kaynağı olduğunu gösteriyor. Uzmanlara göre köpek sahipliği sosyal etkileşimleri artırırken, hayvan destekli terapiler de travma, anksiyete, otizm spektrum bozukluğu ve yeme bozuklukları gibi çeşitli durumların yönetiminde kullanılabiliyor.
BENZER DÜZEYDE
Pandemi döneminde dünya genelinde artan sahiplenme oranları da birçok kişinin izolasyon sürecini evcil hayvanlarıyla daha kolay geçirdiğine işaret etti. Uzmanlar, evcil hayvan sahipliğinin olumlu yönlerinin yanı sıra çeşitli stres kaynaklarını da beraberinde getirdiğini belirtiyor. ABD'de yapılan bir ankete göre evcil hayvan sahiplerinin yüzde 47'si hayvanlarını evde yalnız bıraktıklarında ayrılık kaygısı yaşadığını ifade etti. Ankete katılanların yüzde 41'i evcil hayvanını yalnız bırakmamak için sosyal etkinliklere katılmadığını belirtirken, yüzde 70'i ise hayvanlarıyla daha fazla vakit geçirebilmek amacıyla uzaktan çalışmayı tercih ettiğini söyledi. Tuvalet eğitimi, günlük bakım sorumlulukları, veteriner masrafları, bakıcı bulma güçlüğü ve davranışsal sorunlar da hayvan sahiplerinin karşılaştığı başlıca stres unsurları arasında gösteriliyor. Uzmanlar, evcil hayvanların yaşam sürelerinin insanlara kıyasla daha kısa olması nedeniyle birçok sahibin ciddi bir kayıp ve yas süreci yaşadığını vurguluyor. Bazı durumlarda bu kaybın yarattığı duygusal etkinin, yakın bir insanın kaybıyla benzer düzeyde hissedilebildiği belirtiliyor.

