İç mimarlık ve restorasyonun cetvelli, köşeli dünyasından sıyrılıp çamurun esnekliğine ve doğanın ritmine sığınan Songül Sonyol, bugün İzmir'de kurduğu butik atölyesinde bambaşka bir hayat hikayesi yazıyor. Yaklaşık 15 yıl önce merakla adım attığı küçük bir seramik çalıştayında, parmaklarının ucuna bulaşan o nemli toprağın hayatını değiştireceğini belki o an o da bilmiyordu. Ancak içindeki o durdurulamaz üretim arzusu, zamanla onu eski kariyerini tamamen geride bırakmaya ve çamura hayat veren tutkulu bir zanaat yolculuğuna çıkarmaya yetti. Şimdilerde doğanın kalbindeki atölyesinde hem hayal ettiği dünyayı özgürce şekillendiriyor hem de toprağa dokunmak isteyen onlarca ruhu aynı çatı altında buluşturuyor.

'HER FIRIN AÇILIŞI AYRI BİR SÜRPRİZ'
Seramik üretiminin dışarıdan bakıldığında dingin ve kolay göründüğünü ancak arka planda devasa bir emek, sabır ve disiplin barındırdığını vurgulayan Sonyol, sürecin zorluklarını şu sözlerle aktarıyor: "Bir ürünün tamamlanabilmesi için şekillendirme, kurutma, sırlama ve en az iki kez fırınlama aşamasından geçmesi gerekiyor. En zor bölüm yalnızca fırın değil; ürünü çatlamadan, patlamadan ve kırılmadan son aşamaya ulaştırabilmek. Her aşaması ayrı bir sürpriz barındırıyor. Üretim sürecinde yapılan en küçük bir hata bile sonucu tamamen değiştirebiliyor." Seramiğin en zarif özelliklerinden birinin sürdürülebilirlik ve doğayla kurduğu dostluk olduğunu hatırlatan deneyimli sanatçı, atölyesinde hiçbir malzemenin israf edilmediğini ifade ediyor. Pişmemiş çamurun, zımpara tozlarının ve üretim artıklarının tamamen geri dönüştürülerek yeniden hayata döndüğünü belirten Sonyol, pişmiş ürünlerin bile kırıldığında farklı sanatsal uygulamalarda değerlendirildiğini, bu yönüyle seramiğin doğaya son derece saygılı bir üretim alanı sunduğunu dile getiriyor.
KURSİYERLER
Sonyol'un doğanın ritmiyle beslenen bu özel sığınağı, her yaştan seramik meraklısının uğrak noktası olmuş durumda. Kursiyer yaş profillerinin 25 ile 75 yaş arasında değiştiğini belirten Sonyol, kimilerinin sadece günlük hayatın stresinden kaçıp hobi edinmek, kimilerinin ise yeni bir meslek kurmak amacıyla çamura dokunduğunu söylüyor. Özellikle ticari üretim yapmayı hedefleyenlerin torna eğitimine yoğun ilgi gösterdiğini ekleyen sanatçı, seramikte ustalaşmanın kısa sürede mümkün olamayacağını, bir kişinin kendi fırınını kurup bağımsız üretim yapabilecek seviyeye gelmesi için en az 4-5 yıllık ciddi bir emeği göze alması gerektiğinin altını çiziyor. Daha önce Karadağ ve Hırvatistan'daki seçkin galeriler ile hediyelik eşya mağazalarına özel ürünler hazırlayan Sonyol, 20 yıllık birikimini artık kendi markası çatısı altında toplamaya hazırlanıyor. Deneyimli sanatçı, bundan sonraki hedefinin birbirinin aynısı olmayan ancak aynı ortak tasarım dilini ve ruhunu taşıyan, hem işlevsel hem de koleksiyon değeri yüksek seramik eserler üretmek olduğunu belirtiyor.

ANNEDEN OĞLUNA ÇAMURDAN HATIRA
Atölyenin en dikkat çeken ve iç ısıtan hikayelerinden biri ise kursiyerlerden Deniz Uyar'ın imzasını taşıyor. Uyar, oğlunun büyük bir hayranlıkla oynadığı "Pikmin" adlı video oyunundaki sevimli karakterlerden ilham alarak figürlü seramik kaseler tasarladı. Tamamen el emeğiyle üretilen ve pastel tonların hakim olduğu bu özel tasarımlar, hem çocukların hayal dünyasını yansıtıyor hem de bir annenin sevgisini çamura kazıyor.

