Rus asıllı ressam ve sanat teorisyeni Wassily Kandinsky, renk, çizgi ve biçimleri geleneksel resim anlayışının dışına taşıyarak soyut sanatın gelişimine yön veren en önemli isimlerden biri oldu. 1866'da Moskova'da dünyaya gelen Kandinsky, sanat kariyerine yönelmeden önce hukuk ve ekonomi eğitimi aldı. 30 yaşında hukuk alanındaki kariyerini geride bırakarak Münih'te sanat eğitimi almaya başlayan sanatçı, Claude Monet'nin çalışmaları başta olmak üzere empresyonizm, fovizm ve dönemin avangart sanat akımlarından etkilendi. 1909'da Gabriele Münter ile birlikte Murnau'ya yerleşen Kandinsky, burada renkleri gerçek nesneleri betimlemekten bağımsız bir ifade aracı olarak kullanmaya başladı. 1911'de Franz Marc ile birlikte Der Blaue Reiter (Mavi Süvari) grubunu kuran sanatçı, resimde nesnelerin tanınabilirliğinden giderek uzaklaşarak renk ve biçim üzerinden yeni bir görsel dil geliştirdi. "The Blue Mountain", "Composition VII", "On White II" ve "Yellow-Red-Blue" gibi eserleri, bu dönüşümün en dikkat çekici örnekleri arasında yer aldı. Kandinsky'nin sanat anlayışında müzik önemli bir yere sahipti. Renklerin ve şekillerin tıpkı sesler gibi insanda doğrudan duygusal ve ruhsal karşılıklar yaratabileceğine inanan sanatçı, resmin herhangi bir nesneyi birebir temsil etmek zorunda olmadığını savundu. Nazi yönetiminin 1933'te Bauhaus'u kapatmasının ardından Fransa'ya yerleşen sanatçı, yaşamının son dönemini Paris'te geçirdi. 1944'te Fransa'da hayatını kaybeden sanatçı, geride yalnızca soyut resmin gelişimini değiştiren eserler değil, sanatın renk ve biçim aracılığıyla doğrudan duygulara ulaşabileceği fikrine dayanan güçlü bir miras bıraktı.

