Z kuşağının dili, sosyal medya sayesinde yalnızca birkaç gün içinde dünyanın farklı köşelerine yayılabiliyor. Bir platformda ortaya çıkan, önce küçük bir topluluk tarafından kullanılan bir kelime, kısa süre içinde milyonlarca kişinin günlük konuşma diline yerleşebiliyor. Bu yeni ifadeleri takip edemeyenler ise zaman zaman mizahi bir biçimde "unc", yani "amca" statüsüne düşürülüyor. Son günlerde çeşitli sosyal medya platformlarında yükselişe geçen yeni ifade ise "polyester". İlk bakışta yalnızca bir kumaş türünü ifade eden bu kelime, Z kuşağının internet dilinde bambaşka bir anlam kazanıyor. "Polyester" artık bir şeyin sıradan, yapay, sahte, özensiz ya da gereğinden fazla kasıntı olduğunu anlatmak için kullanılabiliyor. Bir kişinin tavrı, bir mekânın dekorasyonu, bir sosyal medya paylaşımı, bir moda tercihi ya da genel olarak "fazla uğraşılmış" görünen herhangi bir şey polyester olarak nitelendirilebiliyor.
SAHİCİLİĞE DUYULAN ARZU
BU kullanımın ilginç tarafı ise kelimenin seçiminin tamamen rastlantısal olmaması. Polyester, dünyada en yaygın kullanılan sentetik liflerden biri. Ucuz, dayanıklı ve seri üretime uygun olması nedeniyle moda endüstrisinde uzun yıllardır önemli bir yere sahip. Ancak son yıllarda özellikle genç tüketiciler arasında hızlı moda, seri üretim ve sentetik kumaşların çevresel etkileri konusunda farkındalık giderek artıyor. Dolayısıyla "polyester" kelimesinin yeni bir internet argosuna dönüşmesi, yalnızca komik ve akılda kalıcı bir kelime oyunundan ibaret olmayabilir. Kelimenin taşıdığı "sentetiklik" çağrışımı, genç kuşağın sahte, kopya ve seri üretilmiş görünen şeylere yönelik eleştirisiyle de örtüşüyor. Sayısız içerik üreticisinin gardıroplarını seri üretim ürünlerden ve sentetik kumaşlardan arındırmayı teşvik etmesi, bu tepkinin yalnızca bir moda meselesi olmadığını gösteriyor. Yaşlı kuşak, yarın unutulması muhtemel bu yeni ifadeye göz deviriyor olabilir. İnternet argosunun doğası zaten böyle: Kelimeler hızla ortaya çıkıyor, yayılıyor, anlam kazanıyor ve bir süre sonra yerini başka bir ifadeye bırakıyor. Ancak kelimenin kendisi geçici olsa bile arkasındaki kültürel eğilim daha kalıcı olabilir. "Polyester"in popülerleşmesi, Z kuşağının yapay görünen her şeye karşı giderek güçlenen güvensizliğinin bir yansıması olarak okunabilir. Tam da bu noktada "polyester" gibi ifadeler bir tür kültürel filtre görevi görüyor. Genç kullanıcılar, hoşlanmadıkları bir estetik anlayışı veya samimiyetsiz buldukları bir davranışı tek bir kelimeyle tanımlayarak eleştirebiliyor. Kelimenin mizahi olması da bu eleştiriyi daha kolay dolaşıma sokuyor. Burada dikkat çekici olan, Z kuşağının teknolojiye karşı olması değil. Aksine bu kuşak dijital kültürün en aktif kullanıcılarından biri. Ancak teknolojiyle iç içe yaşarken, teknolojinin ürettiği yapaylık hissine karşı da yeni bir hassasiyet geliştiriyor. Yapay zekâ, filtreler, algoritmalar ve seri üretim kültürü arttıkça; kişisel, kusurlu ve özgün olan şeylere duyulan ilgi de aynı ölçüde önem kazanıyor. Belki de "polyester"in asıl ironisi burada yatıyor. Sentetik bir malzemenin adı, sentetikleşen bir dünyaya yönelik eleştirinin sembolüne dönüşüyor.

