Tarım ve Orman Bakanlığı, şimdiye kadar 8 havzanın su ayak izini hesapladı. Geri kalanlar ise 2030'a kadar tamamlanacak. Bakanlığın Su Yönetimi Genel Müdürlüğü, su ayak izini bir ürünün tüm üretim sürecinde doğrudan veya dolaylı olarak harcanan toplam tatlı su miktarı olarak tanımlıyor. Bakanlığın çalışmasına göre Türkiye'nin tüketiminin su ayak izi büyük ölçüde ülke içinde üretilen ürünlerden kaynaklanıyor. Bununla birlikte ithal ürünlerden kaynaklanan su ayak izi, toplam tüketim su ayak izinin yaklaşık yüzde 17'sini oluşturuyor. Bu nedenle su kaynaklarının yönetiminde yalnızca barajlardaki, göllerdeki ve yeraltındaki su miktarının değil ekonomik faaliyetlerin ve ticaretin oluşturduğu görünmeyen su hareketlerinin de dikkate alınması önem taşıyor.
ÜRÜNÜN GERÇEK MALİYETİ
Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı da Ulusal Su Kurulu toplantısında su ayak izi ve sanal su çalışmalarının önemine dikkat çekmişti. Yumaklı, vatandaşların günlük hayatında kullandığı ürünlerin üretiminde su kullanıldığını belirterek bir ürünün gerçek maliyeti değerlendirilirken yalnızca ekonomik değerine değil üretimi sırasında ne kadar su kullanıldığına da bakılması gerektiğini söyledi. Su kaynakları üzerindeki baskının arttığına işaret eden Yumaklı, "Hangi ürünün hangi havzada ne kadar su tükettiğini bilmek büyük önem taşıyor" ifadelerini kullandı. Çalışmalar havzalar arasındaki farklılıkları da ortaya koydu. Sakarya ve Susurluk havzalarında yüksek kirlilik yükünün gri su ayak izini kritik seviyelere taşıdığı belirtilirken Kuzey Ege'de açık kanal sulama sistemleri ve yoğun tarımsal faaliyetler nedeniyle yeşil ve mavi su ayak izi öne çıkıyor. Büyük Menderes Havzası'nda nüfus artışı, tekstil sanayisi ve pamuk tarımı nedeniyle gri ve mavi su ayak izi oluşurken Aras Havzası'nda yeşil, Çoruh Havzası'nda ise mavi su ayak izinin yüksek olduğu bildiriliyor. Gediz Havzası'nda ise toplam su ayak izinin yüzde 82'sinin fosfor kirliliği kaynaklı gri su ayak izinden oluştuğu belirtiliyor.

