İç
Ege'nin tarih boyunca en gözde kentlerinden biri olan Uşak'ın ilklerin şehri olduğunu biliyor muydunuz? Örneğin, tarihte ilk elektriği kullanan kent İstanbul değil de ondan 3 yıl önce Uşak'tır. Türkiye'de ilk şeker fabrikası Uşak'ta kurulmuştur. İlk demiryolu Uşak'tan geçmiştir. Dünyalar güzeli Uşak'ın bu ve benzeri daha nice ilklerini Yeni Asır okuyucuları için araştırdık. Bin yıllardır medeniyetlerin beşiği olmuş Uşak, şüphesiz iç Ege'nin en güzel kentlerinden biridir. Muhteşem coğrafyası ve kültürü ile genelde Ege kentlerinden daha çok iç Anadolu kentlerini anımsatan Uşak, tarih boyunca stratejik öneminden hiçbir şey kaybetmemiş ve uygarlıkların merkezi olmayı başarmıştır. Peki, Uşak'ın ilklerin kenti olduğunu biliyor muydunuz? Eminin duyunca sizler de çok şaşıracaksınız. Anadolu'nun gözdesi Uşak'ın bu ve benzeri daha nice ilklerine sizler için ışık tuttuk.

EVREN DEDE EFSANESİ
Uşak'ın âşıklar kültüründen bahsetmemek olmaz. Bu âşıklardan en bilineni ise Evren Dede'dir. Evren Dede efsanesi halk arasında dilden dile yayılan söylencelere de konu olmuştur. Anlatılanlara göre, bir zamanlar Uşak'ın Banaz ilçesinde koruluk bir alanda türküler çalıp söyleyen Türkmen bir dede yaşarmış. Çevresinde, Evren Dede diye bilinen yaşlı adamın sazıyla çaldığı ezgiler o kadar güzelmiş ki, ezgiyi duyan sanki büyülenmiş gibi sese doğru koşar ve Evren Dede türkü söylemeyi bırakmadıkça yanından ayrılamazmış. Günler günleri kovalamış, bir gün artık o koruluktan ses gelmez olmuş. Uşaklılar, merak edip koruluğa koşmuşlar ama nafile. Evren Dede'den hiçbir iz bulamamışlar. Sanki yer yarılmış adeta Evren Dede içine girmiştir. Ama Uşaklılar onu hiçbir zaman unutmamışlar. Bu gün bile o koruluğa gidenler onun sazından çıkan nağmelerin ağaçların dalları arasında rüzgârla dolaştığına inanırlar.

TARİH UŞAK'TA BAŞLAR
Uşak, M.Ö. 4 binli yıllara ulaşan köklü bir tarihe sahiptir. Antik çağlarda "Temenothytia" ismiyle anılan şehir, günümüzde tarih boyunca ev sahipliği yaptığı medeniyetlerin mirası gereği pek çok kültürden izleri bünyesinde barındırıyor. Eski Çağ ve Modern Çağ'dan izler taşıyan tarihi yapılarının yanı sıra doğal güzellikleriyle de sizleri büyülüyor. Voleybol, günümüzde de en çok rağbet gören ve sevilen spor dallarından biri şüphesiz. Özellikle bayan voleybol takımımızın dünya çapında ses getiren başarıları hepimizin göğsünü kabartıyor. "Voleybol sporunda bu kadar iyi olmamızın sebebi bu oyunun ilk kez bu topraklarda icat edilmesinden olabilir mi acaba?" diye insan ister istemez kendine soruyor. Şimdi sıkı durun, M.S. II. Yüzyılda ilk voleybol müsabakaları Uşak'ın Banaz ilçesindeki Akmonia Antik Kenti'nde gerçekleşmiştir.

BLAUNDUS
Blaundus Antik kenti, paha biçilemeyen önemli arkeolojik değerlerini bünyesinde barındırıyor. Uşak'a yaklaşık 40 km uzaklıkta Ulubey ilçesi, Sülümenli köyü sınırları içinde yer alıyor. Kent 1. derece sit alanı ilan edilmiştir. Blaundus, Büyük İskender'in Anadolu Seferleri'nden sonra Makedonya'dan gelenler tarafından kurulmuş, şehir halkının kendilerine Makedonyalı Blaundus adını verdiği söylenmektedir. Büyük İskender'den sonra Bergama Krallığına ardından da Roma İmparatorluğuna bağlanan kentin, Roma döneminde önemi daha da artmıştır. Derin vadilerle çevrili bir yarımada üzerinde yer alan kentin önemli yapıları arasında kale, tapınaklar, tiyatro, stadyum bulunmaktadır.

KARUN HAZİNELERİ
Uşak'ın en önemli kazanımlarındandır. Güre kasabası yakınlarındaki tümülüslerdeki kaçak kazılar 1960'lı yıllarda başlamıştır. Toptepe Tümülüsü'ndeki mezar odasında yıllar önce gerçekleştirilen kaçak kazıda hazine bulunmuştur. MÖ 560-546 yılları arasında Lidya'yı yöneten Kroisos veya Krezüs (Karun) dönemine ait olan hazine çıkarıldığı yıllarda ABD'ye kaçırılmış ve 1993 yılında uzun bir hukuki sürecin ardından geri alınmıştır. Bazı kaynaklarda Lidya Hazinesi olarak da anılır. Hazinenin ele geçirilen kısmında yaklaşık 450 parça bulunur.

DENİZATI BROŞU
Karun hazinelerinin en değerli parçasıdır. Yaklaşık 2 bin 500 yıllık hikayesinde deyim yerindeyse başına gelmedik kalma mıştır. İki kez kaçırılan broş dünyayı dolaştıktan sonra ait olduğu topraklara geri dönmüştür. Toplam 14.3 gr ağırlığa, 3.4 cm yüksekliğe ve 2 cm genişliğe sahip tarihi kanatlı denizatı broşu som altından bir başyapıttır. Broştaki figürler, at gibi karada yürüyebilen, balık gibi denizde yüzen ve kuş gibi havada uçabilen ilginç bir tasarıma sahiptir.

CILANDIRAS KÖPRÜSÜ
Uşak merkeze yaklaşık 45 kilometre uzakta, Karahallı ilçesinde bulunmaktadır. Clandras Köprüsü mutlak suretle görülmesi gereken muhteşem bir güzelliğe sahiptir. Frigyalıların 2500 yıl önce Banaz Çayı üstüne inşa ettiği köprü, esasında bir su kemeri olup dağ kayalıklarına dayandırılarak şekillendirilmiştir. Çevresindeki ağaçlar ile yemyeşil bir tablo çizen Cılandras Köprüsü'nün hemen yanındaki elektrik santralinden akan su, kanal aracılığıyla köprüden aşağı dökülerek bir şelale görünümü kazanıyor. Ulubey Kanyonları Ulubey ilçesi sınırlarında bulunuyor. ABD deki Arizona Eyaleti'ndeki Büyük Kanyon'dan sonra dünyanın en büyük 2'.nci kanyonudur. Muhteşem bir doğal güzelliğe sahip kanyon, Ulubey Çayı ve Banaz Çayı boyunca devam eden onlarca büyük kanyonlardan oluşur. Kanyonu gezerken kendinizi farklı bir gezegendeymiş gibi hissedebilirsiniz. Kanyonlar, adeta saklı bir cennet niteliğindedir.

ARKEOLOJİ MÜZESİ
Türkiye'nin en zengin arkeoloji müzelerinden biridir. Uşak Arkeoloji Müzesi'nde bölgede tarih boyunca hüküm süren imparatorluklardan kalanlar, tarihi dönemlerine göre ayrılarak sergileniyor. Eski Tunç Çağı'na ait gaga ağızlı testi ve taş balta gibi ikonik üretimler, Helenistik ve Roma dönemine ait cam eserler ve toprak kaplar, Roma Dönemi'ne ait adak ve mezar stelleri gibi kalıntılar ilginizi çekebilir.