Cemal Elmasoğlu, İzmir iş dünyasının saygın, sevilen ve başarılı işadamlarındandır. Başarılı olduğu kadar alçakgönüllüdür. Elmasoğlu'nda bir işadamının kazanma hırsından çok çalışmayı ve paylaşmayı seven dost canlısı bir insan görürsünüz. Elmasoğlu, bu değerleri babası merhum Necdet Elmasoğlu'ndan aldığını söylüyor gururlanarak. Necdet Elmasoğlu'nun fotoğrafları bugün Elmas Group'un tesislerinin duvarlarında asılı. Ama aynı zamanda adını taşıyan torunu 24 yaşındaki Necdet Elmasoğlu da dedesinin kurduğu grupta işbaşı yaptı.
Sıkı sıkıya sarıldıkları ilkeleriyle yaşadıklarını belirten Elmasoğlu, şöyle diyor: "Biz neysek oyuz. Bir yere oynamıyoruz. Hayatı yaşıyoruz. Çocuklarıma da 'hayatta önce kendiniz olun' diyorum. Biliyoruz ki başarımızın arkasında 600 çalışanımızın emeği var"
Cemal, eşi Neşe, oğulları Necdet ve Cem Elmasoğlu ile yaşamaktan büyük zevk aldıkları Mavişehir'deki villalarında hayatı, iş yaşamlarını ve gelecek hayallerini konuştuk.
-Cemal Bey, sizi tanıyan herkes mütevazılığınızdan bahsediyor. Bunu neye borçlusunuz?
Biz neysek oyuz. Türkçesi bu. Bu aileden gelen bir kültür, bir gelenek. Neyin sahibi olursan ol, hiçbir şeyin sahibi değilsin. Biz yaşamın da, sahip olduğumuz her varlığın da emanetçisiyiz. Hiçbir şeyin sahibi değilmiş gibi rahatız. Bizim fazla mütevazı olduğumuzu söylüyorlar ama gerçekten bunun için gayret göstermiyoruz. Bir yere oynamıyoruz, hayatı olduğu gibi yaşıyoruz. Bizi biz yapan değerlerimiz, ilkelerimiz var. Herkesin birbirine saygı göstereceği ortamı yarattığımız zaman gerisi kolay. Bizim için maddiyat hiç önemli değil. Annem Hasibe Hanım da kardeşlerim Aytül Büyüksaraç ve Betül Elmasoğlu da aldığım kararlara çok saygı duyarlar. Para kazanalım, kar dağıtalım, cebimizi dolsun diye bir düşüncemiz hiç olmadı. Başarının sadece kendimize ait olduğunu da düşünmüyoruz. Elmas Grubu olarak bir bütünüz. Grubumuzda çalışan 600 insan başarının gerçek sahibidir. Ben işlerin sadece fikir babasıyım. Şu an burada otururken, yüzlerce TIR'ım yurtdışında hizmet veriyor. Arkadaşlar sıcakta, soğukta gayret gösteriyorlar. İşte başarıyı böyle paylaşıyoruz. 'Sevgi her zorluğu yeniyor' -Neşe Hanım ailenin mutluluğunda sizin de büyük rolünüz var sanıyorum?
Her şeyin insanın içinden gelmesi lazım. Bizim de yaradılışımız bu. Olduğumuz gibi yaşıyoruz gerçekten. Hayattaki en önemli şeyin sevgi olduğuna inanıyorum. Sevgi olduktan sonra saygı ve diğer şeyler geliyor. Zorla, disiplinle güzellikler sağlanmaz. Ülkenin en büyük problemi sevgi eksikliğinden kaynaklanıyor. Eğer sevgi varsa huzur da arkasında geliyor. Bu herkese, hatta evdeki kedimize bile yansıyor. Allaha çok şükür çocuklarımızdan yana şanslıyız. Çok genç yaşta anne baba olduğumuz için Necdet ile arkadaş gibi büyüdük. Cem'e baktı. Bana çok destek oldu. 20 yaşında anne oldum.
- Hayata bakışınızda, işteki başarınızda, babanız merhum Necdet Elmasoğlu nasıl bir yer tutuyor?
Ben babamı çok sevdim ama o sevgiyi paylaşamadım. Uzun süre yurtdışında okudum, sonra yurtdışında çalıştım. İzmir'e dönünce de yine babamla hayat mücadelesi içinde inanılmaz bir tempoda çalıştık. Babamı kaybettiğimizde ben 36 yaşındaydım. Babamla bir tavla bile oynayamadık. Şunu da yapsaydık dediğim çok şey var. Her hafta babamın kabrine giderim. Onunla konuşurum. İnsanların anneleriyle babalarıyla doya doya yaşamasını dilerim hep. Çok şükür ben ve kardeşlerim paylaşarak büyüdük. Başarıyı da başarısızlığı da yaşadık. Annem öyle bir ana, babam öyle bir babaydı ki bize görmememiz gereken hiçbir şeyi göstermedi. İş hayatı sizi daha hızlı olgunlaştırıyor. Çok küçük yaşlarda büyük sorumluluk almak zorunda kalıyorsunuz. Fakat hayattaki her önemli kararda, her yatırımda babamın yanımda olduğunu hissederim. Babamın gülen fotoğrafı her yerdedir.
'KENDİNİZ OLUN' - Şimdi babanızla aynı adı taşıyan oğlunuz Necdet Elmasoğlu işin başına geçti. Nasıl bir baba oğul ilişkiniz var?
Biz klasik Türk ailesi mantığı ile büyüdük. Babam hayattayken mürüvvetimizi görsün diye erken evlendik. Evlendiğimizde ben 23, Neşe 20 yaşındaydı. Neco doğduğunda ben yeni askere gitmiştim. Bu kadar erken evlenmemiz iyi oldu. Şimdi Neco ile arkadaş gibiyiz. Ben Amerika'da okuyup, İngiltere'de çalışmıştım. Oğullarım Amerika'yı düşünmedi. Neco İngiltere'de uluslararası işletme okudu. Cem de liseyi orada bitirdi. Şimdi üniversiteye gidiyor. Necdet, Ocak'ta İzmir'e dönüp şirketlerimizde çalışmaya başladı. Ben işe başladığımda şirkete gidip 'baba işe başladım' demiştim. Babam da 'başlayacağın yer burası değil' diyerek beni en alt kademeye göndermişti. Hamallıkla işe başladım. Oğlum da hamallık yapıyor adeta. Çocuklarıma 'hayatta ne olursanız olun kendiniz olun' diyorum.
- Necdet Bey 24 yaşındasınız ve kendi deyiminizle 'alçaktan sürünerek' işe başladınız. Neler hissediyorsunuz?
Evet 5 ay oldu çalışmaya başlayalı. Ben hiç İngiltere'de kalmayı düşünmedim. Elbette yurtdışında kalmak görüş açınızı genişletiyor, değiştiriyor. Farklı kültürler görmenize imkan tanıyor. Zaten ben milli yelkenciydim. O vesileyle farklı ülkeler, kültürler gördüm. Ama İngiltere'de işletme okurken farklı iş yapma teknikleri ile tanıştım. İşte bunları uygulama zamanı geldi. Her sabah 6.30'da kalkıp işe başlıyorum. Aksatmadan her gün işe gidiyorum. Babamla beraber çalışmak çok güzel. En güzel şey de daha önce dedemin ve babamın taşıdığı bayrağı devralmak. Bu bayrak zaten ne yapmamız gerektiğini gösteriyor.
DENİZ TUTKUNLARI - Cemal Bey aile olarak ortak tutkunuz nedir?
Deniz ve yelkencilik. Necdet milli yelkenci. Ciddi başarıları var. Cem de yelkene başladı ama onun uğraşları farklılaştı. Deniz tutkumuz çok fazla. Denizi çok seviyoruz. Neşe Hanım Çeşme Yelken Kulübü Başkanlığı, Türkiye Yelken Federasyonu Yönetim Kurulu Üyeliği yaptı. Hafta sonu işimiz gücümüz yoksa direkt Çeşme'de teknemize gideriz. Neco 24 yaşında. Bu yaşta bir insanı annesi babasıyla bir adanın köşesinde teknede tutabilir misiniz? Çok şükür aile değerlerimizi yaşatmak çok önemli. Elmas olarak gelecek nesillerde bu ilkeler devam etsin istiyoruz.
- Tatillerde ne yaparsınız?Ben hayatta hiç tatil yapmadım. Bir hafta gidelim, işten uzak kalalım diye bir şey yok. Eğer bayramsa bayram tatili yaparız. Hükümet de ara günleri tatil yaparsa o zaman tatile çıkarız. Yoksa hayatım boyunca tatil yapmadım. Cuma evlendik, pazartesi günü işteydim. Balayı bile yapmadık.
- Biraz işkoliksiniz o zaman...Aileden gelen işkoliklik var bizde. Rahmetli babam sabaha karşı 5.00'te işe başlarmış. Çok esnaf bir arkadaştı babam. Selçuk Yaşar ile çok yakın arkadaştı. Ben de her gün 6.30'da kalkıp, 07.00'de işte oluyorum. Aile olarak babamızın temelini attığı yapıyı büyütmeyi hedefliyoruz. Hep şunu söylüyorum. Ailem bize farklı ilkeler kazandırdı. Biz de en değerli mirasımız olan evlatlarımıza bu ilkeleri bırakmaya çalışıyoruz.
- Cem Bey İngiltere'de okuyorsunuz. Siz de Türkiye'ye dönünce Elmas Group'ta mı çalışacaksınız?Okulu bitirince hemen işe başlamayı düşünmüyorum. Gezmeyi seviyorum, dünyayı dolaşmak istiyorum. İngiltere'de Uzakdoğu'dan çok fazla arkadaşım var. O nedenle Uzakdoğu'yu merak ediyorum. O bölgeye seyahat edeceğim. Benim ilgi alanım futbol. Liseyi İngiltere'de bitirince farklı spor dallarına ilginiz oluyor. Şu an futbol takip ediyorum.. Ragbi denedikten sonra burnumun kırılması nedeniyle spor yapmaktan biraz uzaklaştım. Fanatik bir Galatasaraylıyım.
- Cemal Bey, Elmas Group olarak hedefleriniz nedir?
Dünyada rekabet artıyor. Var olmak için istihdamı, yatırımı büyütmek zorundayız. Rakiplerimiz artık uluslararası firmalar. Dünya küçüldü. Türkiye gelişti. Türkiye'nin geleceğine gerçekten inanıyoruz. Aile şirketlerinde kurumsallaşma çok önemli olsa da aile içinden gelen fertlerin yapının içinde yer alması esas. Biz lojistikte dikey büyüdük. Tercih edilen, aranan bir firma olduk. Müşteriden haram para almadan işimizi yaptık. Müşterinin ayakkabısının içine girmek diye bir deyim var. Bu çok önemli. Bizim ürünümüz yok, bizim ürünümüz hizmet. Müşteriniz üretecek siz de ona hizmet edeceksiniz. Müşteri zaten rekabette zorlanıyor. Siz de arsız olmayacaksınız. O adamı yaşatacaksınız.
"DOSTLARLA İŞ YAPACAKSIN"
Cemal Elmasoğlu'nun 19 yaşındaki oğlu Cem ile ilginç bir öyküsü var. Oğullarına hep 'dünyada iş yapma şekli değişti. Dostlarla iş yapıyorsunuz' diyen Elmasoğlu, "Cem bizden habersiz yurtdışında eğitim görmek için sınava giriyor. Bir okulu kazanıyor ama yeri yurdu belli değil. Kalktık gittik. Çok enteresan bir yermiş. Chealse futbol takımının olduğu yer. Bakıyorsunuz Abramovich'in yeğeni, Cavalieri'nin oğlu, İspanya kralının oğlu orada. 'Oğlum sen nasıl bir yere geldin' dedim. O da 'baba biliyorsun, iş yapma şekilleri değişti. Dostlarla iş yapacaksın, pazarı genişletmemiz lazım' yanıtını verdi.
