Mesleki eğitimi teşvik etmek, teknolojik farkındalığı artırmak, gençleri girişimcilik, yenilikçilik ve rekabete teşvik etmek amacıyla başlatılan Uluslararası MEB Robot Yarışması, zaman içinde Türkiye ve farklı ülkelerin en büyük öğrenci yarışmalarından biri oldu. 396 öğrenci ve öğretmenin katılımıyla ilki 2007'de Ankara'da 132 robotla düzenlenen yarışmanın 17'ncisine, 10 bin 509 öğrenci ve öğretmen 3 bin 903 robotla katıldı. Yarışmanın düzenlenen ödül törenine, Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin de katıldı.

'DOĞAL BİR ÜRÜN'
Bakan Tekin, "Ben bakan olarak da daha önce müsteşar olarak çalışırken de eğitim- öğretim süreçlerinin bilgi vermekten öte uygulama ve beceriye dönüştürülmesi üzerine odaklanılması gerektiğini hep ifade ettik. Dünyadaki genel eğilimin de bu yönde olduğunu, artık eğitim-öğretimin buna evrildiğini her ortamda dile getirdik. Bunun için de bakanlığımız bünyesinde hem eğitim-öğretim süreçleri içerisinde hem sosyal aktiviteler içerisinde uygulamayı önceleyen, çocukların gündelik hayatta beceriye dönüştürebilecekleri şekilde eğitim-öğretim süreçlerini devam ettirmelerini arzu ettik. Bugün 17.'sini yaptığımız robot yarışması, aslında bu felsefenin doğal bir ürünüdür. Bu yarışma bakanlığımız bünyesinde her yıl büyük bir heyecanla, büyük bir özveriyle gerçekleştirilmeye çalışılıyor" dedi.

Zaman içinde kategori sayısının 3'ten 15'e çıktığı yarışmada öğrenciler çeşitli kategorilerde yarıştı ve ürettikleri robotlarıyla yeteneklerini sergiledi.
'REVİZYON YAPTIK'
"BURAYA gelmeden önce bundan böyle öğretmen istihdam sürecinde önemli bir revizyon yaptık" diyen Tekin şöyle devam etti: "Bu revizyonla artık öğretmenlerimizi Milli Eğitim Akademisi düzeninden istihdam edeceğiz. Dolayısıyla bir Milli Eğitim Akademisi açtık. 1 Eylül tarihi itibariyle faaliyete geçecek. Heyecanınızı paylaşan öğretmenlerinizi gördükçe mutluluğumuzu onlarla paylaşmak için çaba sarf ettik. Dünyada artık eğitim ve öğretim süreçleri okulda bilgi ezberletmek, bilgi vermenin çok ötesine geçti. Artık okullarımızda çocuklarımızın çok kolay elde edebilecekleri bilgileri sunmak yerine onları gündelik hayatta beceriye dönüştürecekleri ve kendilerine bu beceri ile yepyeni bir hayat tahayyül edebilecekleri bir alana dönüştü. Biz de eğitim-öğretim süreçlerini buna dönüştürmeye çaba sarf ediyoruz. Bu süreç de 2024-2025 eğitim- öğretim yılında uygulamaya koyduğumuz Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli'nin ana felsefesi de budur. Önümüzdeki 100 yılı eğer Türkiye Yüzyılı yapmak istiyorsak yeni Selçuk Bayraktar'lar yetiştirmek istiyorsak ancak bu şekilde biz de bunu yapmaya çaba sarf ediyoruz. Bu süreçte bize destek olan herkese şükranlarımı sunuyorum."

