Avrupa Birliği'nin (AB) doğal gaz depolarındaki doluluk seviyesi, Orta Doğu kaynaklı sıvılaştırılmış doğal gaz (LNG) tedarikinde yaşanan kesintiler nedeniyle geçen yılın aynı döneminin gerisinde kaldı. Mevcut görünüm, depoların kasım ayı doluluk hedefinin yakalanmasını zorlaştırıyor. ABD ve İsrail'in 28 Şubat'ta İran'a yönelik saldırıları ve İran'ın misillemeleri sonrasında Orta Doğu'daki doğal gaz üretim kapasitesinde yaşanan gerileme, bölgeden LNG tedarik eden Avrupa'nın, depolarını yeniden doldurma sürecini olumsuz etkiledi. Oxford Enerji Çalışmaları Enstitüsünün "AB'nin depoları yeniden doldurmak için ne kadar LNG'ye ihtiyacı var?" başlıklı çalışmasından derlenen verilere göre, AB'nin gaz depolarındaki toplam gaz miktarı 1 Mayıs itibarıyla geçen yılın aynı dönemine kıyasla yüzde 17,1 azaldı.
DENGELENME ÇABALARI
Depolardaki gaz miktarı 1 Mayıs'ta 35 milyar metreküp seviyesinde gerçekleşirken, bu miktar geçen yıl aynı tarihte 42,2 milyar metreküp olarak kayıtlara geçmişti. Geçen yıl 1 Mayıs-1 Kasım döneminde depolara 46,5 milyar metreküp gaz ilave edilmiş ve toplam stok 88,6 milyar metreküpe ulaşmıştı. Bu yıl aynı miktarda gaz depolansa dahi toplam stokun geçen yılın gerisinde kalacağı ve 81,5 milyar metreküp seviyesinde olacağı hesaplanıyor. Rapora göre, Hürmüz Boğazı'nın kapalı kalması halinde küresel LNG piyasasında Katar ve Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) kaynaklı aylık yaklaşık 8,6 milyar metreküp, mayıs-ekim döneminde ise 51,5 milyar metreküplük arz kaybı oluşuyor. Bu kaybın, başta ABD, Kanada ve Rusya olmak üzere Hürmüz dışındaki üretici ülkelerden gelen arz artışıyla kısmen dengelenmeye çalışıldığı belirtilirken, mayısekim döneminde küresel LNG arzında yaklaşık 26 milyar metreküplük ilave kapasite beklendiği ifade edildi. Öte yandan, Çin, Güney Kore ve Japonya başta olmak üzere Asya piyasalarında talebin zayıflaması Avrupa için sınırlı rahatlama sağlasa da Avrupa'ya yönlendirilebilecek LNG miktarının normal beklentilerin aylık ortalama 2 milyar metreküp altında kalacağı hesaplanıyor.
AVANTAJ SAĞLIYOR
Avrupa açısından olumlu gelişmeler arasında yerli üretim ve boru hattı ithalatındaki artış öne çıkıyor. Norveç ve Kuzey Afrika'dan, özellikle de Cezayir'den gelen boru hattı gaz arzının mayıs-ekim döneminde geçen yıla kıyasla 3,1 milyar metreküp artacağı öngörülüyor. Kış sezonunun ardından Ukrayna'nın Avrupa'dan gaz ithalatını büyük ölçüde durdurması nedeniyle Avrupa'nın birlik dışına yaptığı yeniden ihracatın (re-export) azalması da depolama sürecine katkı sağladı.
YÜZDE 90 HEDEFİ
Bu gelişmeyle Avrupa'nın yaklaşık 2,9 milyar metreküplük ilave gazı kendi tüketimi ve depoları için kullanabileceği belirtilirken, boru hattı arzındaki artış ve yeniden ihracattaki azalışın toplamda yaklaşık 6 milyar metreküplük ek avantaj oluşturduğu hesaplanıyor. AB'nin üye ülkeler için 1 Kasım itibarıyla belirlediği yasal doğal gaz depo doluluk hedefi yüzde 90 seviyesinde bulunuyor. Toplam 106,8 milyar metreküplük depolama kapasitesi dikkate alındığında bu hedef yaklaşık 96,1 milyar metreküpe karşılık geliyor. Ancak Oxford Enerji Çalışmaları Enstitüsünün temel senaryosuna göre, Hürmüz Boğazı çevresindeki kesintilerin ekim sonuna kadar sürmesi ve küresel LNG piyasasındaki sıkışıklığın devam etmesi halinde Avrupa'nın 1 Kasım itibarıyla ancak yüzde 70 doluluk seviyesine, yani yaklaşık 74,3 milyar metreküp stoka ulaşabileceği öngörülüyor. Avrupa ekonomisinde belirgin bir yavaşlama ve doğal gaz talebinde güçlü düşüş yaşanması halinde doluluk oranının yüzde 80 seviyesine çıkma ihtimali bulunsa da mayıs ayına ilişkin öncü veriler talepte düşüşten ziyade sınırlı artışa işaret ediyor. Bu nedenle Avrupa'nın kış dönemine yüzde 70 doluluk seviyesinde girme riskinin yüksek olduğu değerlendiriliyor.
FABRİKALARDA ÇARKLAR YAVAŞLIYOR
YÜKSELEN gaz fiyatları ve depoların dolmama riski, Avrupa sanayisinin kalbine de adeta bir hançer gibi saplanıyor. Doğal gazı sadece ısınmak için değil, üretim yapabilmek için temel ham madde olarak kullanan dev sektörlerde üretim durma noktasına geldi. Ekonomi literatüründe "talep yıkımı" olarak adlandırılan bu süreç, fabrikaların yüksek maliyetler yüzünden üretimden vazgeçmesi anlamına geliyor. En büyük darbeyi ise tarımın ve sanayinin temeli olan gübre ve kimya sektörleri alıyor. Doğal gazdan amonyak üreten Avrupalı dev üreticiler, fahiş fiyatlar nedeniyle şimdiden şalter indirmeye veya kapasite küçültmeye başladı. Sektör temsilcileri, depolardaki doluluk oranının kışa kadar yüzde 70'te kalması durumunda, kimya ve gübre üretiminde yüzde 20 ila 30 arasında zorunlu bir üretim kesintisinin (kepenk kapatma) kaçınılmaz olduğunu vurguluyor. Benzer şekilde, fırınlarını hiç söndürmemesi gereken cam, seramik ve çelik fabrikaları da yüksek maliyetler yüzünden Asya ve ABD'deki rakipleri karşısında havlu atmak üzere. Eğer kriz temmuz sonuna kadar çözülmezse, Avrupa'nın kışlık gazı toparlayabilmek için Asya pazarındaki kargolara milyarlarca avro fazladan para saçması gerekecek, bu da üretim krizini daha da derinleştirecek
CEP YAKAN FATURALAR KAPIDA
ORTA Doğu'daki kriz ve Hürmüz Boğazı'ndaki tıkanıklık, Avrupa'da sadece büyük enerji şirketlerini değil, sokaktaki vatandaşı da doğrudan cüzdanından vurmaya başladı. Avrupa'nın ortak doğal gaz piyasasında (TTF) fiyatlar, 28 Şubat'taki askeri hareketlilik öncesine kıyasla adeta patlama yaşadı. Gazın megavatsaat fiyatı spot piyasada 70 avro sınırına dayanırken, uluslararası analistler fiyatların geçen yıla göre yüzde 35 birden arttığını belirtiyor. Bu durum, Avrupa genelinde zaten yüksek olan yaşam maliyetlerini ve enflasyonu yeniden körüklüyor. Geçtiğimiz yıllarda hükümetlerin vatandaşa nefes aldırmak için uyguladığı fatura destekleri (sübvansiyonlar) artık sona erdiği için, yükselen maliyetler doğrudan halkın sırtına yüklenecek. Yapılan hesaplamalara göre; Almanya, Fransa ve İtalya başta olmak üzere Avrupa genelindeki tüketiciler, önümüzdeki kış döneminde elektrik ve ısınma faturalarında yüzde 40'a varan fahiş artışlarla karşılaşacak. Uzmanlar, bu durumun kıtada yeni bir "enerji fakirliği" dalgası başlatmasından endişe ediyor. Üstelik bu pahalılık, Avrupa Merkez Bankası'nın (ECB) faiz indirme planlarını da zora sokarak tüm Avrupa ekonomisini ciddi bir durgunluk sarmalına itiyor.

