TÜRKİYE Çevre Ajansı (TÜÇA) Başkanı Nurullah Öztürk, Depozitosu Olan Ambalajlar (DOA) sisteminin birçok faydayı içinde barındırdığını belirterek, "Sistemin Türkiye ekonomisine yıllık yaklaşık 30 milyar liralık katkı sağlamasını hedefliyoruz. Çevresel fayda ile ekonomik kazanımı aynı potada buluşturan güçlü bir model oluşturuyoruz" dedi. Sıfır Atık Hareketi kapsamında başlatılan, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığına bağlı TÜÇA tarafından yürütülen DOA uygulaması, 1 Temmuz'da Türkiye genelinde başlayacak. Tüketiciler, DOA logolu plastik, cam ve alüminyum içecek ambalajlarını telefonlarına yükleyecekleri DOA mobil uygulamasındaki kayıtlı iade noktalarına veya Depozito İade Makineleri'ne (DİM) teslim ederek, her bir ürün için 1 lira teşvik bedeli alacak. İade edilen her "DOA" logolu ambalaj için belirlenen teşvik bedeli, DOA mobil uygulamasındaki dijital cüzdanlarına aktarılacak. Kullanıcılar, biriken tutarları istedikleri zaman banka hesaplarına transfer edebilecek, ATM'lerden nakit olarak çekebilecek veya alışverişlerinde kullanabilecek.
'ÜRETİMİ DESTEKLİYORUZ'
DEPOZİTO yönetim sisteminin sadece bir geri dönüşüm uygulaması olmadığına dikkati çeken Öztürk, aynı zamanda çevre, teknoloji, sanayi ve ekonomi boyutları bulunan stratejik bir dönüşüm projesi olduğunu belirtti. Öztürk, Türkiye'nin geliştirdiği sistemin dünyadaki en kapsamlı dijital depozito uygulamaları arasında yer aldığına işaret ederek, "Üreticiden tüketiciye, iade noktalarından geri dönüşüm tesislerine kadar tüm süreç dijital olarak takip ediliyor. Böylece hem şeffaf hem de güvenilir bir yapı oluşturuyoruz" dedi. Sistemin en görünür unsurlarından biri olan Depozito İade Makineleri'nin (DİM) yaygınlaşmaya devam ettiğinin altını çizen Öztürk, Türkiye genelinde 1148 makinenin kurulduğunu, sistemin yaygınlaşmasıyla bu sayının daha da artacağını aktardı. Öztürk, makine teknolojilerinde yerli üretimin önemli bir paya sahip olduğunu vurgulayarak, "Bugün Türkiye'de DİM üreten 6 yerli üreticimiz bulunuyor. Bu projeyle yalnızca geri dönüşüm altyapısı kurmuyor, aynı zamanda yerli teknoloji ve üretim kapasitesini de destekliyoruz." diye konuştu. Sistem kapsamında kullanılan makinelerin ambalajları doğrulayarak kayıt altına aldığını, finansal süreçlerin ve saha operasyonlarının da dijital altyapı üzerinden yönetildiğini anlatan Öztürk, Türkiye'nin geliştirdiği modelin uluslararası ölçekte dikkat çekici özellikler taşıdığını kaydetti.

