Çin Ticaret Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Barış Ariç, Çinli yatırımcıların rotasını Ege'ye çevirdiğini belirterek, "Enerjiden teknolojiye, gıdadan makine imalatına kadar farklı sektörlerde yatırım ve iş birliği fırsatları araştırılıyor" dedi. Çinli yatırımcıların yalnızca Türkiye pazarına girmeyi hedeflemediğini vurgulayan Ariç, Ege'nin Avrupa'ya açılan bir üretim ve ihracat merkezi olarak da değerlendirildiğini ifade etti. Ariç, "Çinli şirketlerin üretimlerini Ege Bölgesi'ne taşıyarak buradan Avrupa'ya ihracat yapma eğilimlerini görüyoruz. Ege, Türkiye üzerinden Avrupa'ya ulaşmak isteyen Çinli firmalar açısından önemli bir üretim üssü olma potansiyeli taşıyor" diye konuştu.

TEKNOLOJİ ÖN PLANDA
Çinli şirketlerin Türkiye'de yapacağı yatırımların yerli sanayi açısından hem fırsat hem de tehdit oluşturabileceğine dikkat çeken Ariç, yatırımların yalnızca montaj hattından ibaret kalmaması gerektiğini söyledi. Ariç, "Bir yatırım yalnızca Türkiye'de ithal parçaların birleştirilmesine dayanırsa yerli üretici üzerinde ciddi fiyat baskısı oluşturabilir. Ancak Ar-Ge, teknoloji transferi ve yerli tedarik zinciri yatırımla birlikte gelişirse bu Türkiye için büyük bir fırsata dönüşür. Yatırımın kaç milyon dolar olduğundan önce, Türkiye'ye ne kadar teknoloji getirdiğine, yerli firmaları üretim sürecine ne ölçüde kattığına ve üçüncü ülkelere ne kadar ihracat oluşturduğuna bakmalıyız" dedi.

ÇİN'E HAMMADDE SATIYORUZ
Türkiye'nin Çin karşısındaki dış ticaret açığının artık dönemsel değil, yapısal bir sorun haline geldiğini belirten Ariç, 2025 yılında açığın 46 milyar doları aştığını, Çin'e yapılan ihracatın ise 3 milyar dolar eşiğini geçemediğini söyledi. Çin'den gerçekleştirilen ithalatın yaklaşık yüzde 85'ini sanayinin ihtiyaç duyduğu ara mallar, hammaddeler, elektronik bileşenler ve makinelerin oluşturduğunu ifade eden Ariç, Türkiye'nin Çin'e ağırlıklı olarak maden cevheri ve işlenmemiş hammadde sattığına dikkat çekti.
EGE'NİN POTANSİYELİ BÜYÜK
Ariç, "Çin bizim endüstriyel ihtiyaçlarımıza uygun hemen her şeyi üretiyor. Biz ise daha çok düşük katma değerli ürün satıyoruz. İhracatta kilogram başına elde ettiğimiz gelir, ithalatın oldukça altında kalıyor. Bu nedenle ticaret açığını kısa vadede keskin biçimde düşürmek gerçekçi değil. Öncelikli hedefimiz ticaretin niteliğini değiştirmek olmalı" ifadelerini kullandı. Ege Bölgesi'nin Çin'e ihracatta Türkiye'nin en güçlü bölgelerinden biri olabileceğini söyleyen Ariç; zeytinyağı, kuru meyve, su ürünleri, doğal taş, mermer, gıda, kimya, makine ve yan sanayi ürünlerinin önemli potansiyel taşıdığını belirtti. İncir, üzüm, nar ve elma gibi ürünlerin Çin'e ihracatına yönelik çalışmalar yürütüldüğünü aktaran Ariç, gerekli izin süreçlerinin tamamlanması halinde Ege Bölgesi'nin Çin pazarının önemli tedarikçilerinden biri olabileceğini söyledi.

ZEYTİNYAĞINI DÖKME SATIYORUZ
Ege'nin mevcut ihracat modelindeki en büyük sorunun katma değer kaybı olduğuna dikkat çeken Ariç, mermer ve zeytinyağından örnek verdi. Türkiye'nin Çin'e ağırlıklı olarak blok mermer sattığını belirten Ariç, "Biz mermeri blok halinde gönderiyoruz. Çin bu ürünü işliyor ve katma değerli hale getirerek yeniden pazarlıyor. Asıl kazancı ürünü işleyen taraf elde ediyor" dedi. Benzer bir tablonun zeytinyağında da yaşandığını ifade eden Ariç, Türkiye'den Çin'e gönderilen dökme zeytinyağının bu ülkede farklı markalar altında şişelenerek satıldığını söyledi. Ariç, "Çin'de zeytinyağı denildiğinde ilk akla İspanya ve İtalya geliyor. Oysa kalite açısından bu ülkelerden aşağı değiliz. Zeytinyağı bir marka ürünüdür. Türkiye menşeli markaları Çin pazarında güçlü biçimde konumlandırmalıyız" diye konuştu.
ÖNCE MARKANIZI TESCİL ETTİRİN
Çin pazarına açılmak isteyen Egeli firmalara da uyarılarda bulunan Ariç, ilk aşamada Çin'de şirket kurmanın gerekli olmadığını söyledi. Firmaların öncelikle pazar araştırması yapmasını, Kanton Fuarı ve Çin Uluslararası İthalat Fuarı gibi organizasyonlara katılmasını öneren Ariç, güvenilir bir acente veya distribütörle çalışmanın önemini vurguladı. Ariç, "Tanımadığınız bir pazara doğrudan şirket kurarak girmek doğru değil. Önce pazarı ve iş yapma kültürünü öğrenmek gerekiyor. Ancak bütün bunlardan önce markanızı Çin'de tescil ettirmelisiniz. Çin'i tek bir pazar olarak görmeyin; şehir, gelir grubu ve tüketici kitlesine göre hedefinizi belirleyin" dedi.
DOLANDIRICILIK TUZAĞI OLABİLİR
Çin'den ithalat yapan Türk firmalarını dolandırıcılık riskine karşı da uyaran Ariç, düşük fiyatlı tekliflere araştırma yapılmadan güvenilmemesi gerektiğini söyledi. Tedarikçi şirketin resmî kayıtları, faaliyet adresi, banka hesabı, ihracat geçmişi ve üretim kapasitesinin mutlaka kontrol edilmesini isteyen Ariç, "Numune alınmalı ve mümkünse firma yerinde denetlenmeli. Çin Ticaret Derneği olarak şirketlerin geçmişini ve risklerini kontrol edecek, yerinde gözetim imkânı sağlayacak bir çalışma yürütüyoruz. Çalışma tamamlandığında bütün işletmelerin kullanımına açacağız" ifadelerini kullandı.