Giriş Tarihi : Son Güncelleme :
ABDÜLHAK HAMİT'TEN OĞLUNUN ÖLDÜĞÜNÜ 4 AY GİZLEDİLER
Türk edebiyatındaki önemli eserlerden 'Makber'in şairi olan 1852 doğumlu Şair-i Azam (büyük şair) Abdülhak Hamit Tarhan, hem Osmanlı döneminde hem Cumhuriyet döneminde çeşitli devlet görevlerinde bulundu. 3 dönem milletvekilliği yaptı. Tek oğlu Abdülhak Hüseyin; ABD'de maslahatgüzardı... Birinci Dünya Savaşı'nda Osmanlı'nın ABD ile ilişkileri gerginleşince, Babıáli, maslahatgüzar Abdülhak Hüseyin'e elçiliği kapatarak "yurda dön" çağrısı yaptı. Ancak Abdülhak Hüseyin hastaydı; dönemedi. Hastalığına inanılmadı ve maaşı kesildi. Abdülhak Hüseyin kısa bir süre sonra hayatını kaybetti.
Oğlunun öldüğünü yazar ve diplomat Abdülhak Hamit'ten dört ay gizlediler. Çevresi, haberi öğrenince "inme gelmesin" diye Şair-i Azam'a alıştırarak söylemeyi tercih etmişti. "Abdülhak Hüseyin amansız bir hastalıkla mücadele ediyor" demişlerdi sürekli. Abdülhak Hamit Tarhan, oğlunun ölümü üzerine, yıllardır görev yaptığı devletinin biricik evladına sahip çıkmamasını hayatı boyunca affedemedi. 12 Nisan 1937'de İstanbul'da vefat etti ve Atatürk'ün talimatıyla Zincirlikuyu Mezarlığı'na defnedilen ilk kişi oldu.
PEYAMİ SAFA'NIN OĞLU BAKIMSIZLIKTAN ÖLDÜ
Edebiyat dünyamızda saygın bir yeri olan Mahşer ve Dokuzuncu Hariciye Koğuşu'nun yazarı Peyami Safa, iş yaşamında ve siyaset sürecinde çok yıpranmıştı. Oğlu İsmail Merve Safa, Erzincan'ın Tercan ilçesine bağlı Elmalı köyünde askerlik görevini yedek subay öğretmen olarak yaparken karaciğerinden rahatsızlandı, akut ve hepatit şüphesiyle hastaneye kaldırıldı ve 27 Şubat 1961'de ise hayatını kaybetti.
22 yaşındaki biricik oğlu İsmail Merve Safa'yı askerlikte bakımsızlıktan dolayı kaybetmişti. Oğlu vefat edince Peyami Safa bu acıya fazla dayanamadı. Merve ve Safa; Mekke'deki iki kutsal tepenin adıydı; Peyami Safa 'kutsalını' kaybetmişti. Büyük sarsıntı geçirdi. Peyami Safa, oğlunun ölümünün ardından çok yaşamadı. 3,5 ay sonra, 15 Haziran 1961 günü İstanbul'da bir arkadaşının evinde tansiyon yükselmesi nedeniyle beyin kanaması geçirdi ve hayatını kaybetti.
REŞAT NURİ GÜNTEKİN'İN OĞLU GENÇ YAŞTA VEFAT ETTİ
Türk edebiyatında önemli bir yeri olan Çalıkuşu, Yeşil Gece, Anadolu Notları, Dudaktan Kalbe, Kavak Yelleri ve Yaprak Dökümü gibi eserleri yazan Reşat Nuri Güntekin, oğlu Aksel öldüğünde bir daha çocuk sahibi olmak istemediğini söylemişti. Çünkü böyle bir acıya bir daha dayanamayacağını düşünmüştü.
Ancak birkaç yılın ardından kızı Ela dünyaya geldi ve acıları biraz olsun hafifledi. Yazdığı öyküler, romanlar edebiyatımızda olduğu kadar hayatımızda da yer eden Reşat Nuri Güntekin'e akciğer kanseri teşhisi konulduktan sonra tedavisi için Londra'ya gitti ve orada, 7 Aralık 1956'da hayata veda etti. Karacaahmet Mezarlığı'na defnedilen ünlü yazarın Büyükada'da yaşadığı üç katlı evinin dış cephesi, unutulmaz yazarın anısı için hala korunmaktadır
RECAİZADE MAHMUD EKREM İKİ OĞLUNU DA KAYBETTİ
Araba Sevdası ve Çok Bilen Çok Yanılır gibi eserlerin yazarı Recaizade Mahmud Ekrem, 19. yüzyıl Osmanlı dönemi Türk edebiyatının önde gelen isimlerindendi. 1847'de doğan ve Güzide hanımla evlenen yazarın Emced, Nijad ve Ercüment adlarında üç oğlu vardı. Ancak üç oğlundan ikisini kaybetmişti. Küçük oğlu Emced, bakıcısının dikkatsizliği sonucu 1,5 yaşında yatağa mahkum olmuş; 20 yıllık yaşamı boyunca hiç konuşamadan vefat etmişti.
Oğlu Nijad ise evin neşe kaynağıydı. Edebiyata da meraklıydı. Recaizade Mahmud Ekrem, oğlu Nijad'a tutkundu. Diğer oğlu Ercüment'i de seviyordu ama Nijad'a ayrı bir sevgisi vardı. Ancak Nijad, yakalandığı amansız hastalıktan kurtarılamayıp ölünce ünlü yazar adeta yıkıldı.
Recaizade, çocuklarının, özellikle de çok sevdiği Nijad'ın ölümünden duyduğu acıyı dile getirdiği şiirleriyle daha çok karamsar duygular işledi. Oğlu için yazdığı mersiyeleri 'Nijad Ekrem' adlı iki ciltlik eserinde topladı. 31 Ocak 1914'te 66 yaşındayken vefat eden Ekrem'in ölümü nedeniyle okullar tatil edildi. Büyük bir cenaze töreni düzenlenerek naaşı, Küçüksu'da oğlu Nijad'ın kabrinin yanında defnedildi ve acılı baba yıllardır yasını tuttuğu oğluna kavuştu.
Recaizade Mahmud Ekrem'in oğlu için yazdığı şiir:
AH NİJAD
Hasret beni cayır cayır yakarken
Bedenimde buzdan bir el yürüyor.
Hayalin çılgın çılgın bakarken
Kapanası gözümü kan bürüyor.
Dağda kırda rast getirsem bir dere
Gözyaşlarımı akıtarak çağlarım.
Yollardaki ufak ufak izlere
Yenin sanıp bakar bakar ağlarım.
Güneş güler, kuşlar uçar havada
Uyanırlar nazlı nazlı çiçekler...
Yalnız mısın o karanlık yuvada?
Yok mu seni bir kayırır bir bekler?..
Can isterken hasret oduyla yansın
Varlık beni álil álil sürüyor
Bu kayguya yürek nasıl dayansın?
Bedenciğin topraklarda çürüyor!
Bu ayrılık bana yaman geldi pek,
Ruhum hasta, kırık kolum kanadım.
Ya gel bana, ya oraya beni çek
Gözüm nûru, oğulcuğum, Nijad'ım!
BÜLENT ARINÇ'IN OĞLU KAZADA ÖLDÜ
AK Parti'nin ağır toplarından eski Manisa Milletvekili ve Başbakan Yardımcısı, Hükümet Sözcü ve TBMM Başkanı Bülent Arınç, 14 Eylül 1997 günü Manisa Kırkağaç'ta meydana gelen trafik kazasında oğlu Mehmet Fatih'i kaybetti.
Babasıyla cuma günü Kırkağaç'ın Karakurt Beldesi'nde açılış törenlerine giden Mehmet Fatih, arkadaşının kullandığı otomobille Manisa'ya dönerken, İlyaslar Beldesindeki hemzemin geçitte yük treninin altında kalarak hayatını kaybetti. Bülent Arınç, her acılı ebeveyn gibi,17 yaşında toprağa verdiği evladının ardından çok gözyaşı döktü.
Oğlu Fatih'ten bahsederken, "Gözümün bebeğiydi" diyen Arınç o günü anlatırken, "Açılış töreninde, Fatih'i yanımda göremeyince içime kurt düştü. Tedirginliğim gittikçe arttı. Adeta içime bir ateş düştü. Acı haber akşama doğru geldi... Bu bir imtihandır. Hepimiz faniyiz. Ölüm çok uzaklarda zannettiğiniz bir anda hemen şah damarınızın yanında olur, bunu da biliyorum" diye konuşuyor.