Giriş Tarihi : Son Güncelleme :
İzmir, sadece denizi ve sokak lezzetleriyle değil müzeleriyle de dikkatleri üzerine çekiyor. Tarih, sanat... Hepsi bir arada...
İşte zaman yolculuğunuza eşlik eden İzmir'deki o müzeler...
İZMİR RESİM VE HEYKEL MÜZESİ
İzmir Resim ve Heykel Müzesi, 09 Eylül 1952 yılında Kültürpark içerisinde galeri olarak açıldı,daha sonra Atatürk Bulvarındaki yerine taşınan galeri ,plastik sanatlar alanında devletin İzmir'e yaptığı ilk hizmettir.
Galerinin açılmasıyla birlikte hem İzmir'deki sanatçıların eserlerini sergileme imkanı doğdu,hem de her yıl düzenlenen Devlet Sergileri İzmir'de de sergilenme imkanı buldu.Kurulduğu yıldan itibaren sergi faaliyetleri de amatörlere yönelik resim kursları da düzenleyen İzmir Resim-Heykel Müzesi ve Galerisi, kentin sanat hayatına canlılık getiren önemli katkılar da sağladı.
1973 yılı,İzmir Resim ve Heykel Galerisi için önemli değişikliklerin olduğu bir yıldır. Kurumda müdürlük görevini yürüten Turgut Pura'nın çabalarıyla Resim Heykel Galerisi, müzeye dönüştürüldü ve Konak'taki binasına taşındı. Müzenin bugün sahip olduğu zengin resim ve heykel koleksiyonunun oluşmasında Turgut Pura'nın büyük emeği vardır.
9 Eylül 1952'de, Bruno Taut tarafından bugün Kültürpark içinde bulunan Maarif Vekaleti binasında galeri olarak ziyarete açılan İzmir Resim ve Heykel Müzesi, 1973'ten 2022'ye dek Konak'taki binasında ziyaretçilerini ağırlamıştır. Bölgede etkili olan 30 Ekim 2020 tarihli depremin ardından yeniden Kültürpark içine taşınan ve 25 Mart 2022'de hizmete başlayan müze, Nisan 2023'te İzmir Kültür Sanat Fabrikası içinde yeniden kapılarını sanatsever ziyaretçilerine açmıştır.
İZMİR RESİM VE HEYKEL MÜZESİ'NDE SERGİLEN ESERLER
Müzede, Şeker Ahmet Paşa, Halil Paşa, Mülazım Remzi, Sülayman Seyyid Bey, İbrahim Çallı, Hikmet Onat, Namık İsmail, Şevket Dağ, Zeki Kocamemi, Mahmud Cuda, Bedri Rahmi Eyüboğlu, Nurullah Berk, Cemal Tollu, Abidin Elderoğlu, Nuri İyem, Fahrelnisa Zeid, Mubin Orhon, Sabri Berkel, Neşet Günal,
Turan Erol, Adnan Çoker, Halil Akdeniz, Neşe Erdok, Devrim Erbil gibi önemli ressamların eserlerinin yanı sıra Turgut Pura, Kuzgun Acar, Zühtü Müridoğlu, Ali Hadi Bara, Ferit Özşen, Sadi Öziş gibi heykel sanatçıları ile Füreya Koral, Bingül Başarır, Mustafa Tunçalp, Mehmet Tüzüm Kızılcan gibi seramik sanatçılarının da önemli yapıtları sergilenmektedir.
ATATÜRK MÜZESİ
İzmir, 1. Kordon (Atatürk Caddesi) üzerindedir ve 1875-1880 yıllarında halı tüccarı Takfor tarafından ev olarak yaptırılmıştır. 9 Eylül 1922'de sahibi tarafından terkedilmiş ve hazinenin mülkiyetine geçirilmiştir. İzmir'e giren Türk ordusu burasını karargâh olarak kullanmıştır. 17 Şubat 1923'te İzmir İktisat Kongresi toplandığında Atatürk şahsi çalışmalarını burada yürütmüştür.
Kongre bitiminde karargâh bu binadan taşınmış ve hazine binayı Naim Bey'e otel olarak kullanmak üzere kiralamıştır. 16 Haziran 1926'da İzmir'e gelen Atatürk, İsmet Paşa ile birlikte Naim Palas'ta kalmıştır. 13 Ekim 1926'da bina İzmir Belediyesi tarafından satın alınmış ve bazı yeni eşyalar da konularak Atatürk'e hediye edilmiştir.
Atatürk 1930-1934 yılları arasında İzmir'e her gelişinde bu evde kalmıştır. 10 Kasım 1938'de Atatürk'ün vefatı üzerine, ev kız kardeşi Makbule Baysan'a veraset yoluyla intikal etmiştir. 25 Eylül 1940'ta İzmir Belediyesi binayı müze yapmak üzere istimlak etmiştir. Atatürk'ün İzmir'e gelişinin 19. yılına rastlayan 11 Eylül 1941 tarihinde müze törenle halka açılmıştır.
5 Ekim 1962 tarihinden itibaren müze "Atatürk İl Halk Kütüphanesi ve İzmir Şehri Atatürk Müzesi" adını almıştır. 28 Aralık 1972'de Başbakanlık Kültür Müsteşarlığı'nın 12088 sayılı yazıları ile binanın mülkiyeti İzmir Arkeoloji Müzesi'ne verilmiştir. Restore ve tanzim edilerek 29 Ekim 1978'de törenle "Atatürk ve Etnografya Müzesi" olarak ziyarete açılmıştır.
Müzedeki etnografik eserler 13 Mayıs 1988'de açılan yeni Etnografya Müzesi'ne taşındıktan sonra müzenin adı "Atatürk Müzesi" olmuştur.
Bina Osmanlı ve levanten mimarisi karışımından meydana gelen neoklasik tarzda bir yapıdır. Bodrum, zemin, 1. kat ve çatı katından oluşmaktadır. Dikdörtgen planlı arka cephesi revaklı, avlulu 852 m²lik bir alanı kaplayan kârgir bir yapıdır. Ön cephede 1. katta cumbası vardır.
Tüm zemin kat tabanı büyük boy mermer plakalarla döşelidir. Salonda yerde 34,5 m²lik Uşak halısı, sağ ve sol nişlerde mermer heykeller, büyük kristal ayna ve Atatürk büstü vardır. Sağ ve soldaki odada ve küçük salonda 19. yüzyıl stili nefis şömineler vardır. Birinci kata çıkan merdivenlerin başında aplik görevi yapan 2 adet tunç şövalye heykelciği vardır. Merdiven sahanlığında büyük Atatürk portresi asılıdır.
Bunlar: Toplantı salonu, çalışma odası, yatak odası, misafir odası, berber odası, muhafız odası, bekleme-kabul odası, kütüphane, yemek odası ve banyodur. Toplantı salonunda ortada yeşil çuhalı rulet masası ve etrafında 12 adet Cosmos marka sandalye yer almaktadır. Salon duvarlarına dayalı 10 adet küçük boy maun sandalyelerin arkalıklarındaki çini plakalar üzerinde Shakespeare'nin eserlerinden kimi sahneler canlandırılmıştır. Yatak odasında maun karyola, 2 komidin, 2 kadife koltuk, 1 kanepe, 1 şezlong, 1 markiz, 3 dolap vardır. Yatak odaları günün modasına göre döşenmiştir. Kütüphanede Fransızca bir ansiklopedi bulunmaktadır. Çalışma odasında meşe kaplama çalışma masası ve onun üzerinde Atatürk'ün kullandığı yazı takımı vardır. Odalar bronz dolama heykeller, vazolar ve yağlı boya tablolarla süslenmiştir. Yerde Isparta ve Uşak halıları serilidir.
BERGAMA MÜZESİ
Carl Humman ve Alexander Conze yönetiminde 1878 yılında Bergama'da başlayan arkeolojik kazıların sonucunda, 1900-1913 yıllarında akropolde yapılan kazılar sırasında bugünkü Alman Kazı Evi yanında bir depo müzesi yapılmıştır. Bu depo o dönemde Türkiye'deki iki arkeolojik eser deposundan biridir. I. Dünya Savaşı nedeniyle ara verilen Bergama'daki kazılara 1927 yılında Theodor Wiegand başkanlığında yeniden başlanmıştır. Aynı yıl akropol kazılarına ek olarak Asklepion'da kazıların başlamasıyla birlikte eserler çoğalmış ve yeni bir müze binasına gereksinim duyulmuştur.
1932 yılında Bergama'ya gelen Mareşal Fevzi Çakmak konuyla yakından ilgilenmiş, ziyaretinden sonra yeni bir müze kurulması için emir vermiştir. Türk-Alman işbirliği ile gerçekleştirilmesi planlanan yeni yapı için eski bir mezarlık olan bugünkü yeri uygun görülmüştür.
Etnografik eserler ise, ek binanın yapımından sonra, 1979 yılında, bugünkü müze binası içine alınmıştır. Yapılan ek bina, avlu ve teşhir salonunun bulunduğu kısmın yanına enlemesine yerleştirilmiş dikdörtgen planda olup girişi avludan salona açılan bir kapı ile sağlanmaktadır. Müzenin boş bırakılmış olan diğer yanı ile arka kısmına da sonradan depo, laboratuvar, fotoğrafhane, arşiv gibi birimler eklenmiştir.
BERGAMA MÜZESİ'NDE NE VAR?
Civardaki antik yerleşimlerden çıkan buluntular içinde Pergamon heykeltraşlık ekolüne ait örnekler, Pitane ve Gryneion'dan gelen Arkaik Dönem buluntuları, Myrina terracottaları dikkat çekmektedir.
Etnografya bölümünde bölgeye ait halı, kilim (Yuntdağ, Yağcıbedir, Kozak Bergama dokumaları), kumaş dokuma örnekleri, el işlemelerinin yanı sıra Anadolu'nun diğer yörelerine ait el emeği eserler de sergilenmektedir.
İZMİR ETNOGRAFYA MÜZESİ
Bina, 19. yüzyılda neoklasik tarzda, meyilli bir teras üzerine inşa edilmiştir. Bunun 1831 yılında ilkin hastane olarak (St. Roch Hastanesi) kullanıldığı; 1845 yılında Fransızlar tarafından onarılarak fakir Hristiyan aileleri için bir bakımevine dönüştürüldüğü bilinmektedir. Aynı bina daha sonra Hıfzıssıhha Müessesesi ve Sağlık Müdürlüğü hizmet binası olarak kullanılmıştır. 2 Aralık 1984 tarihinde Kültür ve Turizm Bakanlığına etnografya müzesi olarak düzenlenmek üzere devredilmiştir.
İzmir'de etnografik eserler 29 Ekim 1978 tarihinden itibaren İzmir Atatürk ve Etnografya Müzesi'nin alt katında teşhir edilmekte idi. Daha sonra 1985-1987 yıllarında restore edilen eski Sağlık Müdürlüğü binası etnografya müzesi olarak hizmete sunulmuştur.
Müze binası zemin kat üzerine üç katlı olarak inşa edilmiştir. 1. ve 2. katları teşhir salonları 3. kat İzmir İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü olarak hizmet vermektedir..
Teşhirinde İzmir ve yöresinin 19. yüzyıldaki sosyal yaşamından kesitler verilmesi amaçlanmıştır. Bu nedenle, endüstrileşme ile birlikte bugün artık yok olmaya yüz tutmuş, tenekecilik, nalıncılık, çömlekçilik, göz boncukçuluğu, tahta baskıcılık, halı dokumacılığı, urgancılık, keçecilik ve saraciye gibi el sanatlarımız sergilenerek tanıtılmaktadır.
1. Kat Teşhiri:
Sağda 1. bölümde: 19. yüzyıl misafir odası, el işlemeleri, hamam takımları sergilenmektedir.
2. bölümde:Göz boncuğu fırını ve örnekleri, İzmir ilinin ilk Türk eczanesi (İttihat Eczanesi), keçecilik, nalıncılık ve tenekecilik sergilenmektedir. İzmir'in meşhur şerbetçisi (Demirhindi) bu bölümde yaşadığı yüzyıldan ziyaretçilere teşhir edilmektedir.
3. bölümde: Menemen çömlek çarkı ve mamülleri, saraciye, deve ve deve güreşleri, halk oyunları, efe ve efe giysileri tanıtılmaktadır. Salonların iç kısımlarında yer alan koridordaki gömme vitrinlerde para keseleri, sedef kakmal eşyalar, cam ve el işlemeleri teşhir edilmektedir.
2. Kat Teşhiri:
1. bölümde: 19. yüzyıl gelin odası, gelinliklerin vitrini, oturma odası, sünnet odası ve mutfak malzemeleri sergilenmektedir.
2. bölümde: Ege Bölgesi gelin başları, kadın süs eşyaları, Osmanlı Devri sikkeleri, el yazması kitaplar ve yazı takımları teşhir edilmektedir.
(Etnografya Müzesi restorasyon ve onarım çalışmaları tamamlanınyaca kadar geçici olarak ziyarete kapatılmıştır.)
ÇEŞME MÜZESİ
Çeşme ilçesinin en önemli tarihi ve kültürel yapılarından biri Çeşme Kalesi'dir. Deniz ticaretinin güvenliğini sağlamak amacıyla ilk olarak 15. yüzyılın sonlarına doğru Cenevizliler tarafından inşa edilen kale, daha sonra Sultan II. Beyazıt Dönemi'nde, 1508 yılında Aydın Valisi Mir Haydar tarafından Mimar Ahmet oğlu Mehmet'e yaptırılan eklentilerle genişletilmiştir. Bu eklemelerle kale, hem Ceneviz hem de Osmanlı mimari özelliklerini yansıtan önemli bir savunma yapısı haline gelmiştir.
ÇEŞME MÜZESİ'NDE NE VAR?
Günümüzde Çeşme Kalesi'nde, Erythrai Antik Kenti ile Çeşme Bağlararası Tunç Çağı Yerleşim Yeri kazılarından çıkan eserler sergilenmektedir. Ayrıca farklı dönemlere ait figürinler, kandiller, cam kaplar, sikkeler ve heykeller de müzede görülebilir. Bunun yanı sıra, antik dönem ticaretinde önemli bir yere sahip olan tahıl, zeytinyağı, şarap gibi ürünlerin taşındığı ve saklandığı amphoraların kronolojik teşhiri de bulunmaktadır.
Kale içindeki Umur Bey Kulesi'nin alt katı, 1770 Çeşme Osmanlı-Rus Deniz Savaşı'na adanmış bir sergi salonu olarak düzenlenmiştir. Üst katında ise mermer ve taş eserler sergilenmekte olup, heykeller, steller ve Osmanlı Dönemi kitabeleri burada görülebilmektedir. Ayrıca kalenin açık alanlarında toplar, top gülleleri, mimari parçalar ve İslami mezar taşları sergisi de bulunmaktadır.
Ildırı köyünde bulunan Erythrai antik şehrinde yapılan kazılar sonucu ortaya çıkarılan askeri ve sivil yapılar ise bulundukları yerde sergilenmekte olup, ziyaretçilere ücretsiz olarak sunulmaktadır.
Efes Müzesi'nin ağırlıklı olarak bir antik kentin eserlerini sergileyen müze olması nedeniyle kronolojik ve tipolojik bir sergileme yerine eserlerin buluntu yerlerine göre sergilenmeleri tercih edilmiştir. Buna göre salonlar Yamaç Evler ve
Ev Buluntuları Salonu, Sikke ve Hazine Bölümü, Mezar Buluntuları Salonu, Efes Artemisi Salonu, İmparator Kültleri Salonu olarak düzenlenmiştir. Bu salonların yanı sıra müze iç ve orta bahçelerinde çeşitli mimari ve heykeltraşlık eserleri bahçe dekoru içinde ve uyumlu olarak sergilenmektedir. İki büyük Artemis heykeli, Eros başı, Yunuslu Eros heykelciği, Sokrates başı, Efes Müzesi'nin dünyaca tanınmış ünlü eserlerinden bazılarıdır.
Efes Müzesi koleksiyonlarında halen yaklaşık 64.000 eser bulunmaktadır. Bu sayı her yıl sürdürülen arkeolojik kazılar sonucu ortaya çıkarılan veya çevre halkının bağış yoluyla getirdiği eserler ile artmakta, müze koleksiyonları zenginleşmektedir. Bu eserlerin kısa süre içinde bilim dünyasının ve insanlığın hizmetine sunulması düşüncesiyle Efes Müzesi'nde "Yeni Buluntular Salonu" oluşturulmuştur. Ancak, bu salon her zaman yeterli gelmemekte, diğer salonlardaki sergilemelerin de yeni buluntular ışığında ve çağdaş müzecilik anlayışına uygun olarak yenilenmesi gerekmektedir.
Bu anlayışa uygun olarak Yamaç Evler ve Ev Buluntuları Salonunda yapılan yeni düzenlemede buluntu gruplarını bir arada sergileyerek konu bütünlüğü oluşturulması amaçlanmıştır. Salonda günlük yaşam konusu içinde her çağdaki insan için vazgeçilmez gereksinimler olan tıp ve kozmetik aletleri, takıları, ağırlıklar, aydınlanma araçları, müzik ve eğlence buluntuları ve dokuma araçlarından örnekler; ev kültü ve dekorasyonunda kullanılan heykelcikler, imparator ve tanrı heykelleri, büstleri ve mobilyalar sergilenmektedir. Salonun bir bölümünde Efes Yamaç Evler'den "Sokrates Odası" olarak bilinen bir oda fresk, mozaik ve çeşitli mobilyalardan oluşan dekoru içinde foto mankenler ile düzenlenmiştir.
Efes Müzesi'nin müze, Efes ve Selçuk içinde yeni düzenlemeler sonucu ziyarete açılan yeni bölümleri;
1- Arasta ve Hamam Bölümü:
Müzenin orta bahçesine bitişik, müze ile bütünlük oluşturan bölümde eski Türk kasabalarında ticaret hayatı ve kaybolmaya yüz tutan çeşitli el sanatları canlı olarak sergilenmektedir. Tarıma bağlı yöresel yaşamda önemli yer tutan tahıl öğütme sistemi (değirmenler) gelişimi ve farklı tipleri ile; bakırcılık ve göz boncuğu yapımı; Türk çadırlarının sergilendiği bölüm içinde eski Türk yapısı ve 16. yüzyıla ait Osmanlı hamamı da restore edilerek sergi alanında değerlendirilmiştir.
2- Ayasuluk Kitaplığı:
Efes Müzesi'nin arka sokağı içindeki eski bir Türk yapısı (14. yüzyıl) müze tarafından restore edilmiş ve semt halkının günlük gazete veya kitap okuyabileceği küçük bir kitaplık işlevi kazandırılmıştır.
3- Görme Engelliler Müzesi:
Efes aşağı agoradaki antik dükkânlardan biri restorasyonu yapılarak görme engellilerin gezebileceği bir müzeye dönüştürülmüştür. İki bölümden oluşan bu müzede kopya ve orijinal eserler sergilenmektedir.