Giriş Tarihi : Son Güncelleme :
Özellikle büyük şehirlerde mutfak alışverişini neredeyse hepimiz marketlerden yapıyoruz. Ancak zaman zaman birkaç kalem alışveriş yapmaya girdiğimiz marketten sepet dolusu ürünle çıkıyoruz. Bunun en önemli sebebi de marketlerin müşterilerini daha fazla alışveriş yapmaya yönlendirecek şekilde tasarlanmış olması. Peki ihtiyacımızdan fazlasını almaktan nasıl kaçınabilir, mutfak masraflarımızı azaltmak için neler yapabiliriz?
Alışveriş arabaları gittikçe büyüyor ve bu da sizi daha fazla alışveriş yapmaya itiyor. ABD'de bir süpermarkette test olarak her zamankinin iki katı büyüklüğünde alışveriş arabaları kullanıldığında müşterilerin yüzde 19 daha fazla alışveriş yaptıkları gözlenmiş.
Marketlerde hiç saat ya da pencere olmadığını fark ettiniz mi? Dahası yılın hangi günü, günün hangi saati olduğundan bağımsız ışıklandırma ve sıcaklık da hep sabittir. Çünkü içeride uzun süre zaman harcamanız için ellerinden geleni yapıyorlar. Bir kutu yumurta almaya girip bir araba dolusu erzak alıp çıkıyorsanız bu taktiklere kurban gidiyorsunuz demektir. Alışverişteyken sık sık saatinize bakın.
Koridorların iki ucunda yer alan standlar genellikle indirim standı gibi görülür ama aslında buralar markaların belli ürünleri öne çıkarmak için kullandıkları promosyon alanlarıdır ve oralarda satılan ürünlerin fiyatında indirim yoktur. Aynı şekilde marketlerin broşürlerinde öne çıkarılan ürünlerin de hepsi indirimli değildir.
Marketlerde, türdeş ürünlerden en pahalı olanı göz hizanıza ya da hemen altına yerleştirilir. En ucuz olan ürünler ise ya en altta ya da en üsttedir. Dolayısıyla onları görme ihtimaliniz pahalı ürünleri görme ihtimalinizden daha zayıftır. O nedenle alışveriş yaparken ilk gördüğünüzü almak yerine bütün rafı taramalısınız.
Mümkünse marketin çok kalabalık olmadığı saatlerde alışveriş yapmaya çalışın. Bilimsel araştırmalar kalabalık saatlerde insanların normalden daha fazla alışveriş yaptığını çünkü grubun bir parçası olmak istediğini gösteriyor. Hafta sonu yerine pazartesi ya da salı günü markete gitmek kalabalıktan kaçınmanızı sağlayabilir.
Marketler çocuklu müşterileri çok sever. Onlar için özel arabalar bile üretirler. Yeter ki huysuzlanmasınlar ve siz de içeride uzun uzun dolaşın. Üstelik sizin alacağınız ürünler göz seviyenizdeyken çocuğunuzun alması hedeflenen ürünler de alt kısımlara yerleştirilir ki çocuğunuz görüp isteyebilsin.
Tavuğunuzu parçalar halinde almak yerine bütün alın. Göğüs, but ve bageti ayrı ayrı aldığınızda ödeyeceğiniz para, tavuğu bütün aldığınızda ödeyeceğiniz paradan çok daha fazladır. Parçalama işini kendiniz yapabileceğiniz gibi kasap reyonu görevlisinden de rica edebilirsiniz. Büyük ihtimalle olumlu yanıt alacaksınız. Aynı şey et için de geçerli.
Ödeme aşamasında "Falanca kartınız var mıydı?" diye sorar kasiyerler. "Yok" dediğinizde de hemen ücretsiz kart çıkarmanıza yardımcı olmayı teklif eder, bu sayede indirim kazanabileceğinizi söylerler. İndirim güzel ama bu kart sayesinde bütün satın aldıklarınızın kaydının tutulduğunu, karşınıza çıkan reklamların, indirimlerin sizin alma alışkanlıklarınıza göre şekillendirildiğini de unutmayın.
Ortalama bir tüketici sadece dört tane ürünün fiyatını biliyor bunlar da ekmek, süt, yumurta gibi temel birkaç gıda maddesi. Bunun dışında alışveriş yaparken harcadığı para o ürünün maliyetinin altında mı üstünde mi buna dair hiçbir fikri olmuyor. Bu nedenle son alışverişinizin fişini saklayıp yanınızda götürmeyi ihmal etmeyin. Fiyatları karşılaştırın. Eğer bir düşüş görüyorsanız stok yapmanın zamanı demektir.
Rafların ve etiketlerin renkli olması tabii ki dikkatinizi çekmek için ancak hangi rengin kullanıldığı da önemli. Örneğin kırmızı iştahınızı kabartıyor, aç hissetmenize neden oluyor. Sarı ise mutluluk ve dostluk hissetmenizi sağlıyor. Bunların ikisi bir araya geldiğinde de çok dostane bir ortamda çok kabarmış bir iştahla önünüze geleni almaya meyilli oluyorsunuz.
Süpermarketlerdeki etiketlerinde hiç tam fiyat görüyor musunuz? Fiyatların sonu hep ya 49, 90 ya da 99 kuruştur. Çünkü 4 lira 99 kuruşluk bir ürün aslında pratikte 5 lira olsa da beyniniz 4'ü algılamayı tercih eder. Dahası fiyat etiketlerinde para birimi de yazmaz. "Sadece 4.99!" Para birimi olmadan para harcadığınızı daha az hissedersiniz.