Giriş Tarihi : Son Güncelleme :
Özellikle Türk egemenliğinde Türkİslam medeniyetinden ve bizlerden önce bu topraklarda yaşayan uygarlıkların belirgin öğelerinden nasibini fazlasıyla alan kent, bir mozaik içinde günümüze ulaşmıştır. Ünlü gezgin Evliya Çelebi'nin seyahatnamesinde "Şehr-i Muazzam" olarak tanımladığı kentin tarihçesi 5 bin yıl öncesine kadar uzanıyor.
Osmanlı İmparatorluğu döneminde önemli ve büyük şehirlerden biri haline gelen Tire, özellikle dokumacılık alanında büyük ün yapmıştır. Ordunun ihtiyaç duyduğu urganlar ve Yeniçerilerin iç çamaşırları yıllar boyu Tire'nin ünlü tezgahlarında üretilmiştir. İstanbul'un fethi sırasında da Fatih'in gemilerini Tire urganıyla çekip Haliç'e indirdiği bilinir.
HER MEVSİM BAŞKA GÜZEL
Kentin eski tarihi dar sokaklarını, muhteşem güzellikteki tarihi evlerini, konaklarını, türbelerini, inanç zenginliklerinin sembollerinden havralarını, ayazmasını, hanlarını, hamamlarını, camilerini, içinde el yazması kitapların yer aldığı tarihi Necip Paşa Kütüphanesini ve Tire Arkeoloji ve kent müzelerini mutlaka gezip görün.
Kaplan, Toptepe, Arap Pınarı, Paşa Çeşmesi, Balım Sultan gibi mesire alanları her mevsim ayrı bir güzel. Yöresel yemeklerin mutlaka tadılması gerekiyor. Türkiye'nin en büyük ve kapsamlı pazarı olan "Salı Pazarı" sayısız seçenekler sunuyor. Kadınların ürettikleri iğne oyaları, danteller, yemeni ve kanaviçelerin modası hiç geçmiyor. Ev yapımı organik pekmezler, zeytinyağları, reçeller, koruk ekşileri, turşular bu pazarın değişmeyen ürünlerinden.
Ünlü "Tire Şiş Köfte ve Tandır Kebabı" yörenin en bilindik lezzetlerinden. Lor peynirinin üzerine gezdirilmiş karadut reçeli güzel bir yemeğin finali olabilir. Keçecilik, urgancılık, nalıncılık, semercilik, kalaycılık, ahşap oymacılığı, Beledi dokuma, el sanatları çarşısının yaşatılan geleneklerinden.