Ölüm indirmede gökler, ölü püskürmede yer;
O ne müdhiş tipidir: Savrulur enkâz-ı beşer...
Kafa, göz, gövde, bacak, kol, çene, parmak, el, ayak, Boşanır sırtlara, vâdîlere, sağnak sağnak...
Mehmet Âkif'in bu dizeleri, Çanakkale'de imanıyla siper olmuş bir milletin destanını anlatır. Fakat bugün bu mısraları yalnızca bir asır öncesinin şehitleri için değil, Gazze'de İmân'ı ve Tevhid'i ayakta tutmaya çalışan, bombalar altında bile boyun eğmeyen mazlum Filistin halkı için, aslında kendimiz için yeniden yeniden okumalıyız. Çünkü Gazze'nin dar sokaklarında yere düşen her çocuk, Âkif'in tasvir ettiği şühedânın kardeşidir.
Onlar da imanlarıyla direniyor, onlar da Selahaddinler bekliyor.

GAZZE'DE ÇOCUK OLMAK
Tam şu an, Gazze'nin dar sokaklarında bir çocuk yere düştü. Az önce oyuncağı elindeydi, şimdi cansız bedeni paramparça... Haberlere "Şu kadar bin küsur" diye geçecek. "Küsur" diyecekleri işte o çocuk! Adı vardı, annesi vardı, hayalleri vardı. Ama "modern dünya" onu bir rakama indiriverdi. Fail bellidir.
Katil, faşist, siyonist; İsrail'dir. Yüzyıllık işgalin, sürgünün, ambargonun ve katliamların adı İsrail. Ama bu vahşeti sadece İsrail yapmıyor. Onun arkasına kalkan olan Amerika Birleşik Devletleri var. Beyaz Saray'dan yapılan her "İsrail'in kendini savunma hakkı vardır" açıklaması, Gazze'de bir çocuğa bomba olup iniyor. Arkasında Avrupa Birliği var. Dün "insan hakları" diye nutuk atan Fransa, İngiltere, Almanya ve daha niceleri bugün İsrail'e silah veriyor, diplomatik destek sunuyor. Birleşmiş Milletler var. "Barış" için kurulduğu söylenen bu kurum, yıllardır İsrail'in veto kalkanına mahkûm. Bu yüzden Gazze'de bombalar yağıyor, ama New York'taki BM binasını, Lahey'deki Adalet Divanını örümcekler bağlamış.
SESSİZ ARAP DÜNYASI
Evet, zalimlerin adı belli. Ya daha acısı;
'Müslüman' ülkelerin suskunluğu... Bugün nüfusu 450 milyona ulaşan Arap Dünyasını temsilen 22 ülkenin 80 yıl önce bir araya gelerek 1945 yılında kurduğu Arap Birliğinin sesi cılız eylemleri etkisiz. Petrol gelirleriyle gökdelenler yükselten, altınla donatılmış saraylarda yaşayan liderler;
Gazze'de çocuklar açlıktan ölürken kılları dahi kıpırdamıyor. Evet! Müslüman başkentler sessiz. Kendi halkı öfkeyle sokaklara dökülürken, liderler koltuklarını koruma derdinde. Daha da kötüsü bu liderlerin çoğunu o koltuklarda oturtan İsrail-ABD-İngiltere üçlüsü. Ve en önemlisi; sözde ümmetin ortak sesi olması gereken İslam İşbirliği Teşkilatı da bu zulüm karşısında sessizliğe gömülmüş durumda.
Kağıt üzerinde "birlik" adına kurulmuş bu teşkilat, iş fiili adım atmaya geldiğinde daima suskun kalıyor. Gazze, onların suskunluğunda biraz daha kanıyor. Gazze, onların suskunluğunda daha da kanıyor.
TARİH TEKERRÜR EDİYOR
Endülüs'ü hatırlayalım; Müslümanlar iç kavgalarla parçalandı, İspanya'dan sürüldü. Sicilya'yı hatırlayalım; İlimle ışıldayan şehirler, Haçlı istilasında karanlığa gömüldü. Kudüs'ü hatırlayalım;
Haçlıların kılıçlarıyla kana bulandı; ama Selahaddin'in dirilişiyle yeniden ayağa kalktı. Osmanlı'yı hatırlayalım:
Yüzyıllarca Filistin'de barış ve huzur hakimdi. Abdülhamid Han, "Bu topraklar kanla alınmıştır, kanla verilir" dedi, satmadı. Bugün Gazze, bizden yeni bir Selahaddin bekliyor. Ama ümmetin başkentlerinde hâlâ derin bir sessizlik var.
BATI'NIN İKİ YÜZLÜLÜĞÜ
Batı dünyası, Ukrayna için gözyaşı döküyor. Ama Gazze için kör, sağır ve dilsiz. Petrole boyanmış bir karabatak yaralandığında manşet atan gazeteler, yüzlerce çocuğun ölümünü tek cümleyle geçiyor: "Kayıp sayısı arttı." Amerika, İsrail'e mühimmat gönderiyor. İngiltere, istihbarat desteği sunuyor. Almanya, tank parçası sağlıyor. Fransa, diplomatik zırh oluyor. Ve hepsi birlikte 'barış'tan söz ediyor. Ne büyük bir sahtekârlık!
Batı Siyonistlerin hükmettiği finans sisteminin esiri olmuş durumunda. Batının tüm büyük ana medya guruplarının ya sahipleri ya da yöneticileri Siyonist. Batı siyonizmin esiri olmuş, para karşılığında tüm değerlerini satmış durumda.
TÜRKİYE'NİN SAMİMİ DURUŞU
İşte bu sessizlik denizinde bir ses var:
Türkiye. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan yıllardır haykırıyor: Dünya beşten büyüktür! Bu, sadece bir slogan değil; zalimlerin maskesini indiren bir haykırıştır. Türkiye, Gazze'ye yardım gemileri gönderdi, hastanelerini yaralılara açtı, uluslararası platformlarda İsrail'in suçlarını defalarca yüzlerine çarptı;
One Minute! Çocuk öldürmeyi çok iyi bilirsiniz! Türkiye savunma sanayinde geliştikçe, enerjide bağımsızlığını kazandıkça sesi daha güvenli çıkıyor. Bu güven Pakistan, Endonezya, Malezya'nın da yavaş yavaş sesini yükseltmesine neden oluyor. Evet, henüz gücümüz sınırlı olabilir.
Ama samimiyetimiz sınırsızdır, sorgulanamaz!
Ve bu samimiyetle, mazlumların duası arşı âlâyı titretecek.
GAZZE İÇİN BOYKOTA DEVAM
Gazze için boykota devam! Bir bardak kahvenin tadı, bir telefonun ışığı, bir markanın tabelası... Hepsi bir çocuğun kanına bulanmışsa, o yudum, o tuş, o alışveriş bize haramdır. Çünkü Gazze'de toprağa düşen her çocuk, bizim soframızda, cebimizde, elimizde duran her şeyin hesabını soracak. Boykot bir tercih değil, boykot bir imandır. Boykotu kıranları da boykot edelim! Mazlumun kanı üzerinden kâr edenlerle aynı safta durulmaz. Bir direnişin ortasında "küçük çıkarlar" için ihanet edenlerle aynı sofraya oturulmaz. Gazze'nin çığlığına kulak tıkayan, cebini dolduran, kalbini susturan kim varsa; biz de onlara sırtımızı dönelim. Onları yalnız bırakmak, mazlumun yanında saf tutmaktır.
Unutma! Her kuruş bir mermiye, her alışveriş bir bombaya dönüşüyor.
Senin markette bıraktığın bir sepet, Gazze'de bir mezar taşı oluyor. Öyleyse elini vicdanına koy: O raftan aldığın ürünü bir daha eline uzatma! Senin vazgeçişin, bir çocuğun nefesi olabilir. Boykot, sadece bir tüketim alışkanlığı değil, ümmetin yeniden dirilişidir. Bu dirilişi bozanı affetme; zalimin sofrasından pay kapmaya çalışanı affetme. Gazze İçin Son Çağrı: Boykotu kıranları da boykot et! Kendini müslüman ve muhafazakar olarak tanımlıyorsan boykot yalnızca bir tercih değil; insanlığın, vicdanın ve imanın gereğidir. Kendini Atatürkçü olarak tanımlıyorsan, boykot O'nun 'yerli malı kullan' ilkesi gereğidir. Kendini milliyetçi olarak tanımlıyorsan, boykot 'Milli markaları kullanma' ilkesi gereğidir. Boykot ürünlerini satan zincir marketler, Gazze Soykırımına destek veren markalar mutlaka boykot edilmelidir.

Prof. Dr. Tahsin Koçyiğit
Bu boykotu tüm İslam dünyasına yayacak ve sürekli kılacak kampanyalar kimseye bırakılmadan İslam ülkelerinde bulunan STK'ları bir araya getirerek organize edilmeli ve yaygınlaştırılmalıdır.
Siyonizmin soykırımları tüm İslam ülkelerinde ders kitaplarına girmeli ve eğitim müfredatlarında yer almalıdır.
Gazze, sadece Filistin'in değil; ümmetin ve insanlığın imtihanıdır. Çünkü "vatan sevgisi imandandır!" Vatanın değerini herkesten çok, muhacirler bilir.
KATİLLERİN ADI VAR
Ana yurdu işgal edilmiş, şehitlerini, baba ocağını, malını mülkünü ve bütün hatıralarını terk etmek zorunda bırakılmış insanlarımız... Bugün Gazze için susan, yarın kendi şehrinde bombaların altında kalacak. Bugün Gazze için ağlamayan, yarın kendi evladının mezarında ağlayacak. Gazze'de öldürülen her çocuk, kıyamet günü şahitlik edecek:
Katillere "Hangi günahtan dolayı öldürdünüz!" diyecek. Bize de soracak "Neden sustunuz?" Zalim kâtillerin ve onlara ateş taşıyan destekçilerinin adları ötekiler gibi tarihe kazınacak. Mazlumun yanında duranların isimleri ise dualarda yaşayacak. Gazze'nin çığlığı, sadece işgale değil; suskunluğa da karşıdır. Ve tarih, zalimleri de yazacak, sessiz kalanları da, samimiyetle direnenleri de...