Savaşı düşünün, top mermilerinin cehenneme çevirdiği siperlerdeki askerleri, kurşunların havada ıslık çalışlarını, acıdan inleyen, haykıran yaralıları ve bir kadını... Gencecik yaşında tozun dumanın, ölüm ile yaşamın arasında koşuşturan umut taşıyan kan içindeki ellerini hayal edin...
ANA DİLLERİYLE TESELLİ ETTİ
"Bir gün bir İngiliz yaralısı bulduk, gemiye getirdik. Zavallı çiçek gibi bir delikanlıydı. Başından aldığı bir yara ile gözlerini kaybetmişti. Gözlerinin üstüne siyah uzun bir sargı sarmıştık. Ağzına damla damla su akıttık..." Yaralıların sayıkladıkları en tesirli kelimelerden biri de budur; Su.... Hiçbir ağır yaralının susuz ölmemesine son derece dikkat ederdik. Bir İngiliz yaralısının da ağzına su akıttık. Çok üzgündü, İngilizce mütemadiyen 'öleceğim' diyor, arkasından nişanlısının ismini söylüyordu. Ölüm halinde bulunan adama son vazifemi düşündüm. Ve onun düşman askeri olduğunu bir an için aklıma getirmeyerek kendisini İngilizce, kendi ana dili ile teselli ettim. 'Kat'iyen ölmeyeceksin, yaşayacaksın. Bütün bu korkulu günler geçecek. İyi olup memleketine gideceksin, nişanlına kavuşacaksın'. Bu İngilizce teselli onun öyle hoşuna gitti ki, bir müddet sonra yüzünde müsterih, hatta memnun çizgiler peydahlandı ve öldü." Bu sözler Türkiye'nin ilk hemşiresi Safiye Hüseyin Elbi'ye ait. Cesaretiyle, şefkatiyle tarih yazan Safiye Hüseyin Elbi, Osmanlı'nın son döneminde ve Cumhuriyet'in ilk yıllarında hemşirelik mesleğini yapan öncü kadınlarımızdan biri olarak yalnızca yaralılara şifa dağıtmakla kalmadı, aynı zamanda dünyaya Türk kadınının kim olduğunu da öğretti. Safiye Hüseyin Elbi'nin yaşamı inancın, cesaretin ve ülkesine adanmışlığın ilham verici hikâyesi oldu.
FLORENCE NIGHTINGALE HAYRANI
1882 yılında dünyaya gelen Safiye Hüseyin Elbi'nin babası, İngiltere'de deniz ataşesi olarak görev yapan Ahmet Paşa, annesi ise İngiliz soylularından Hammond Wilward'ın kızı Josephine Wilward. Büyükbabası Miralay Şükrü Bey, Kırım Savaşı'nda modern hemşireliğin kurucusu Florence Nightingale'i Kırım'a götüren geminin süvarisiydi. Çocukluğu boyunca Florence Nightingale'in hikâyelerini dinleyerek büyüyen Safiye Hüseyin Elbi'nin hemşire olmasına en büyük etkenlerden biri de dinlediği hikayelerdeki kadına duyduğu hayranlıktır. Deniz yarbayı Hüseyin Bey'le evlenen Safiye Hüseyin Elbi'nin, Fatma Nihade ve Tarık adında iki çocuğu dünyaya geldi.
HASTA BAKICI KURSUNA KATILDI
Safiye Hüseyin Elbi, ilk eğitimini 1912 yılında, Hilâl-i Ahmer Cemiyeti (Kızılay) tarafından İstanbul'un Kadırga semtinde bir hastanede açılan hasta bakıcı kursunda aldı. Bu kursun ilk derslerini, modern Türk tıbbının öncülerinden Prof. Dr. Besim Ömer Akalın verdi. Kursu başarıyla tamamlayan 300 hemşire arasında Safiye Hüseyin Elbi de yer aldı. İlk görevi, bağışlanan yatak ve yorganları toplamak olsa da zamanla başhemşireliğe kadar yükseldi ve yaralı askerlerin tedavisinde üstün bir hizmet örneği sergiledi. Varlıklı bir ailenin kızı olması ve ekonomik olarak herhangi bir sıkıntı çekmemesine rağmen, vatanına hizmet etmek için gönüllü olarak Balkan Harbi'nde hemşirelik yaptı.
SAVAŞTA AKTİF GÖREV ALDI
Safiye Hüseyin Elbi, I. Dünya Savaşı sırasında da gönüllü hemşire olarak hizmet verdi. Bu dönemde, Osmanlı kadınları arasında savaş alanında aktif görev alan ilk isimlerden biri oldu. Çanakkale Savaşı sırasında, Gelibolu'daki yaralı askerlerin cepheden İstanbul'a nakledilmesinde kullanılan Reşit Paşa adlı hastane gemisinde hemşirelik yaptı. Bu gemide farklı ülkelerden birçok sağlık personeli görev alırken, Safiye Hemşire gemideki tek Türk hemşire olarak bulundu. Kendi anılarında, yabancı doktor ve hemşirelerle birlikte çalıştığını, İngilizce bilmesi sayesinde onlarla kolaylıkla iletişim kurduğunu ve üstlendiği sorumluluğu büyük bir ciddiyetle yerine getirdiğini anlattı. Savaş sonrasında da modern hemşireliğin kurumsallaşması adına önemli adımlar attı. Türkiye'de Hemşireler Derneği'nin kurulmasına öncülük ettiği gibi uluslararası hemşirelik kongrelerinde de ülkemizi temsil ederek mesleğin saygınlığını artıracak pek çok ilke imza attı. Osmanlı Hilâli Ahmer Cemiyeti'nin Hanımlar Heyeti Merkeziyyesi kurucularından biri olan Safiye Hanım'a, Çanakkale Savaşı'ndaki üstün hizmetlerinden dolayı kırmızı şeritli harp madalyası takdim edildi. Amerika ve Avrupa'daki birçok kongreye katılan Safiye Hanım, İstanbul'a döndüğünde yeni kurulan Himaye-i Etfal Cemiyeti'nin (Bugünkü Çocuk Esirgeme Kurumu) idare heyetinde görev aldı. Avrupa'yı kasıp kavuran I. Dünya Savaşı sırasında zarar görmüş çocuklara destek sağlamak ve ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla kurulan Çocukları Kurtarın Vakfı (Save the Children Fund) ile çalışmaya başladı ve bu kurumun müfettişi olarak seçildi.
BİR HEMŞİRENİN KUCAĞINDA HAYATA GÖZLERİNİ YUMDU
HAYATINI mesleğine büyük bir tutkuyla adayan ve varlıklı bir ailenin kızı olmasına rağmen hiçbir zaman hemşirelikten başka bir iş yapmayan Safiye Hüseyin Elbi, 83 yaşında tedavi gördüğü Gureba Hastanesi'nde 6 Temmuz 1964 yılında kendisi gibi bir hemşirenin kucağında hayata veda etti... Hayatını, ülkesine ve insanlığa adayan, modern hemşirelik mesleğinin Türkiye'deki öncüsü olan Safiye Hüseyin Elbi, ardında onurlu ve ilham verici bir miras bırakmıştı. Safiye Hüseyin Elbi, İstanbul'da Zincirlikuyu mezarlığında yatmaktadır
SAĞLIK KURUMLARININ AÇILMASINDA ROL OYNADI
HİLÂL-İ Ahzar Cemiyeti'nin (Bugünkü Yeşilay) ilk kadın üyesi olarak da idare heyetinde yer aldı. Aynı zamanda Veremle Savaş Derneği ve Türkiye Kadınlar Derneği'nin kurucuları arasında bulundu. Safiye Hüseyin Elvi, yalnızca hemşirelik alanında değil, aynı zamanda kadınların toplumsal hayata katılımı konusunda da aktif rol üstlendiği gibi, birçok sosyal sorumluluk projesinde de görev alarak kadınların güçlenmesine katkıda bulundu.
ÖDÜLLERİ VE MADALYALARI:
SAFİYE Hüseyin Elbi, gösterdiği olağanüstü hizmetler ve fedakârlıklar nedeniyle hem Osmanlı İmparatorluğu hem de uluslararası kuruluşlar tarafından çok sayıda ödül ve madalyayla onurlandırıldı.
HARP Madalyası (Çanakkale): Çanakkale Savaşı'ndaki kahramanlıkları nedeniyle.
HİLAL-İ Ahmer Madalyası: Kızılay'daki üstün hizmetleri için.
ŞEFKAT Nişanı: Osmanlı İmparatorluğu tarafından yardımseverlik ve şefkat gösteren kadınlara verilen onur nişanı.
FLORENCE Nightingale Madalyası: Uluslararası Kızılhaç Komitesi tarafından verilen, hemşirelik mesleğinin en prestijli ödülü. Bu madalyayı alan ilk Türk kadınıdır.
CORONATION Medal (İngiliz Taç Giyme Madalyası): Uluslararası hizmetleri nedeniyle.
İNGİLİZ, Alman, Japon, Fransız ve İspanyol Kızılhaç Madalyaları: Farklı ülkelerin Kızılhaç örgütleri tarafından verilen onur madalyaları.
İLK HEMŞİRELİK OKULUNUN AÇILMASINDA GÖREV ALDI
11 Aralık 1924 tarihinde İstanbul'da düzenlenen Kızılay Kongresi'nde, Safiye Hüseyin Elbi'nin de aralarında bulunduğu heyet, bir hemşirelik okulunun açılmasına karar verdi. 1925 yılında faaliyete geçen Kızılay Hemşire Okulu'nun hem idare heyetinde hem de eğitim kadrosunda görev aldı.
FLORENCE NIGHTINGALE MADALYASINA LAYIK GÖRÜLDÜ
ÜLKESİ için verdiği özverili hizmetler nedeniyle şefkat nişanları ve birçok madalya ile onurlandırılan Safiye Hüseyin Elvi, 1923 yılında Uluslararası Kızılhaç Komitesi tarafından hemşire olmasında büyük payı olan ve hayranlık duyduğu Florence Nightingale'in adını taşıyan madalyaya layık görüldü. Safiye Hüseyin Elbi, bu madalyayı alan ilk Türk hemşire olarak adını tarihe yazdırdı.

