Başkan Erdoğan dün İstanbul Tersanesi Komutanlığı'nda düzenlenen Açık Deniz Karakol Gemisi Cam Roman'ın Romanya Deniz Kuvvetleri Komutanlığına Teslimi ve Türk Deniz Kuvvetleri Komutanlığı Platformlarının Hizmete Giriş ve Bayrak Çekimi Töreni'ne katıldı. Burada önemli konulara değinen Erdoğan, "Kam Roman korvetini Romanya Deniz Kuvvetlerine teslim ederken, Koçhisar açık deniz karakol gemimizi envantere katmanın gururunu taşıyoruz. Aynı tezgahtan çıkan, aynı mühendislik aklının ürünü olan bu iki kardeş geminin donanmalarımıza hayırlı, uğurlu olmasını diliyorum. Her iki platformun ülkelerimize, Karadeniz'in güvenliğine, NATO ittifakına ve bölgemizin huzuruna büyük katkılar yapacağına inanıyorum" dedi.
'EN FAZLA SAVAŞ GEMİSİ BİZDE'
"Savunma sanayimiz, 103 yıllık cumhuriyet tarihimizin en yoğun ve en verimli günlerini yaşıyor" diyen Başkan Recep Tayyip Erdoğan şöyle devam etti: "Bugüne kadar farklı coğrafyalara 140'ı aşkın deniz platformu ihraç ettik. En küçük bottan SİHA gemimiz TCG Anadolu'ya, muhriplerden denizaltılara, milli uçak gemimiz MUGEM'e, bütün su üstü ve su altı platformlarımızı milli imkan ve kabiliyetlerimizle inşa edebiliyoruz. Aynı anda en fazla savaş gemisi yapabilen ülkelerden biriyiz. Halihazırda 15'ten fazlası dost ve müttefik ülkelere ihraç edilmek üzere, 50'nin üzerinde savaş gemisini imal ediyoruz. MUGEM projemizle kendi uçak gemisini tasarlayıp üretebilen dünyadaki 7. ülke konumuna yükseliyoruz. Türkiye ile Romanya'nın müttefiklik ruhuyla olgunlaştırdığı köklü ilişkiler tarihi zirvesini yaşamaktadır. Romanya ile imzaladığımız satış anlaşmasıyla Türkiye tarihinde ilk kez bir NATO ve Avrupa Birliği üyesi ülkeye savaş gemisi ihraç etmiştir. Geminin test, eğitim ve harekat hazırlık süreçlerinde sergilediği başarı, Türk deniz platformlarının kalitesini bir kez daha bütün dünyaya kanıtlamıştır."
'KAOTİK BİR DÖNEMDEYİZ'
Erdoğan, "Dünyamız Soğuk Savaş'tan bu yana en köklü değişimlerden birini yaşıyor. Alışılagelmiş kalıplar yıkılırken bizim 'zor oyun bozar' dediğimiz yeni bir güvenlik paradigması boy veriyor. Karşılaştığımız her kriz, ulusal güvenliğin başkalarına havale edilemeyecek kadar hayati bir mesele olduğunu bizlere tekrar hatırlatıyor. Sahada güçlü olmayanın masada kendine yer bulamadığı, hatta kendini menüde bulabildiği son derece kaotik bir dönemin tam ortasındayız. Türkiye, bu yeni dönemin ruhunu çok erken fark eden ve en doğru biçimde okuyan ülkelerden biridir. Geçen ay 996 milyon dolar değerinde savunma ve havacılık ürünü ihraç ederek tarihi bir başarıya imza attık. 23 sene evvel yılda 248 milyon dolar ihracatımız varken, bugün bu rakamı sadece bir hafta içinde gerçekleştiriyoruz" ifadelerini kullandı. Erdoğan konuşmasına şöyle devam etti: "Türkiye'nin gayesi bölgemizde gerilim üretmek değil; barışı, adaleti, huzuru ve istikrarı güçlendirmektir. Biz kimseyle kriz, kaos, kavga ve çatışma peşinde değiliz. Aksine, karşılıklı saygıya dayalı güçlü bir iş birliğinden yanayız. Bizim kimsenin toprağında, egemenliğinde gözümüz yoktur ve olmamıştır. Bununla birlikte, hiç kimsenin de egemenliğimize kastetmesine, menfaatlerimize zarar vermesine müsaade etmeyiz" dedi.
'TÜRGEV EŞSİZ BİR BAŞARIYA İMZA ATTI'
BAŞKAN Recep Tayyip Erdoğan, TÜRGEV'in 30. kuruluş yıl dönümü programında açıklamalarda bulundu. Erdoğan, "TÜRGEV'imizin 30. kuruluş yıl dönümünün ülkemiz milletimiz ve sivil toplum camiamız için hayırlara vesile olmasını diliyorum. Bilgili, şuurlu ve özgüvenli bir gençlik için fedakarca çalışan tüm vakıf çalışanlarını tebrik ediyorum. 30. yıl önce atılan bu tohumun filizlenmesi ve büyük bir çınara dönmesine vesile olan kurucularımıza, çalışanlarımıza ve bağışçılarımıza şükranlarımı sunuyorum" dedi.
'HİÇBİRİ TESADÜF DEĞİLDİR'
ERDOĞAN, "Bizim inancımızda hiçbir netice tesadüfler ürünü değildir. TÜRGEV'in merkezinde gençlerimizin geleceği, büyük Türkiye'nin ayak sesleri vardır. Aradan geçen 30 yılda TÜRGEV hem çok ciddi bir kurumsal birikim oluşturmuş hem de eşsiz bir başarı hikayesine imza atmıştır" ifadelerini kullandı. Gündemin önemli sorunlarına da değinen Erdoğan, "LGBT gibi insan fıtratına aykırı sapkınlıklar, buna benzer fikir ve ideolojiler, bu odaklar tarafından genç zihinlere enjekte edilmeye çalışılıyor. Aile başta olmak üzere toplumu bir arada tutan ve geleceğe taşıyan kurumlar belli çevreler tarafından hedef tahtasına konuluyor. Doğrudan insana ve insanlığa yönelen bu tehdit karşısında istisnasız hepimiz müteyakkız olmak, tedbirlerimizi almak zorundayız. Kendisini akışa bırakan değil, akışa yön veren bir gençlik yetiştireceğiz" ifadelerini kullandı.

