Türkiye, artık sadece askeri kuvvetleri sayısıyla değil bünyesinde bulundurduğu imkan ve kabiliyetlerle de NATO'nun en önemli aktörlerinden biri olarak adından söz ettiriyor. Yerli ve milli savunma sanayiinde özellikle 20 yılda geldiği nokta ve son yıllarda art arda atılan adımlar Türkiye'yi bu alanda tartışılmaz bir güç haline getirdi. Türk mühendislerce geliştirilen savunma sanayii ürünleri hali hazırda 185 ülkeye ihraç ediliyor. Türkiye 2025'te savunma sanayii ihracatında 10 milyar dolar barajını aştı. Hedef, 2026 sonunda dünyada ilk 10 ülke arasına girmek.

SATIŞLARIN ÇOĞU NATO'YA
Dünyanın dört bir yanına uçaktan helikoptere, savaş gemisinden zırhlı kara araçlarına kadar çok farklı platformlar satabilen Türkiye, son dönemlerde insansız sistemlerde de küresel bir oyuncu oldu. Sektörün yaptığı satışların yaklaşık yüzde 55'inin NATO ve Avrupa Birliği ülkelerine gerçekleştirilmesi ise dikkate değer. Bu kapsamda İspanya'ya eğitim uçağı satan Türkiye, Portekiz, Romanya, Ukrayna gibi ülkeler için gemi üretiyor. Portekiz gibi tüm dünyada 'denizci bir ülke' olarak bilinen bir yere askeri gemi satabilmek Ankara'nın ulaştığı kabiliyeti göstermesi adına kritik.

BAYKAR DÜNYADA ZİRVEDE
Baykar, 2025 yılında gerçekleştirdiği 2,2 milyar dolarlık ihracatla dünya silahlı insansız hava aracı ihracat pazarındaki liderliğini korudu. Türkiye'nin milli ve özgün SİHA'larını geliştiren Baykar, 2025 yılında da faaliyet gösterdiği ürün segmentinde dünyanın en büyük ihracatçısı olmaya devam etti. Geride kalan 3 yılda dünya pazarında lider olan Baykar, 2025'te ulaştığı 2,2 milyar dolarlık ihracat hacmiyle kendi rekorunu tazeledi. Küresel ölçekte başarıyla anılan hava platformları geliştiren Baykar, aynı zamanda Türkiye'nin yüksek teknoloji ihracatının da lokomotifi oldu. Geçen yıl toplamda 2,5 milyar dolarlık gelir elde eden Baykar, bunun yüzde 88'ini ihracattan sağladı. Türkiye'nin on yıl içinde ABD, İsrail ve Çin ile dünyanın önde gelen SİHA üreticilerinden biri haline geldi. Özellikle Bayraktar SİHA'ya Son yıllarda diğer ülkelerden olan ilgi olağanüstü şekilde arttı.Türk SİHA'ların etkili ve savaş uçaklarından 20 kat ucuz olması ve muharebe alanlarındaki gösterdiği başarıları tercih edilme sebeplerinin başında gelmektedir. Dünyanın en büyük insansız hava aracı şirketi olan Baykar, Bayraktar TB2 SİHA için 36, Bayraktar AKINCI TİHA için 16 olmak üzere toplam 37 ülkeyle ihracat anlaşması imzaladı.

KIZILELMA DEVLER LİGİNDE
Türkiye'nin ilk insansız savaş uçağı Bayraktar KIZILELMA, havacılık tarihinde görüş ötesi hava-hava füzesi kullanarak jet motorlu bir hava hedefini vuran dünyadaki ilk insansız savaş uçağı olarak havacılık tarihine geçti. Bayraktar KIZILELMA Türkiye dışına pazarlanması düşünülmeyen öncelikle Türk hava savunması için özellikle üretilmiş bir insansız savaş uçağıydı fakat Endonezya başta olmak üzere çok yoğun talep aldı. Endonezya ile 12 adetlik Bayraktar KIZILELMA ihracat sözleşmesini imzalandı. Türkiye'nin havadaki gururu Kızılelma'da NATO Zirvesi Savunma Sanayi Forumu'nda dünya devleri Airbus, Saab ile birlikte sahne aldı. ATO Congresium'da başlayan fuarda Kızılelma ilgi odağı oldu. KIZILELMA, düşük radar görünürlüğü, yüksek manevra kabiliyeti ve yapay zeka destekli otonomi özellikleriyle geleceğin hava muharebelerinin öncüsü konumunda. Öte yandan Türk İHA ve SİHA'ları da Ukrayna'dan Kosova'ya, Polonya'dan Hırvatistan'a kadar çok sayıda ülkede boy gösteriyor. Almanya'da kurulan patlayıcı dolum tesisi ya da İtalya- Romanya gibi ülkelerde satın alınan dev savunma sanayii şirketleri ise Türkiye'nin Avrupa'daki çok katmanlı yol haritasının örnekleri arasında sayılıyor. Avrupalıların özellikle Trump'ın ikinci döneminde ABD ile ilişkilere mesafeli yaklaştığı ve çekinceleri olduğu artık bir sır değil. Ayrıca F-35'lerin işletim maliyetlerinin çok daha yüksek olması, güncellemelerde yaşanan sıkıntılar herkes için ciddi soru işaretlerine neden oldu. Çok sayıda Avrupa ülkesi de ellerindeki filoyu büyütmeme yoluna gitti. Hatta İspanya ve İsviçre gibi ülkeler F-35 alım kararlarını iptal etti. Türkiye ise Milli Muharip Uçak KAAN'ı kendi imkanlarıyla geliştirdi ve gökyüzüyle buluşturdu. Sahip olduğu kabiliyetlerle kendi sınıfının en önemli oyuncularından biri kabul edilen KAAN'ın tam anlamıyla operasyonel olmasına da bir kaç yıl kaldı. Son dönemlerde Avrupa ülkelerinin en büyük sorunlarından biri de ortak yürüttükleri savunma sanayii ve uçak projelerinde yaşadıkları anlaşmazlıklar ve hayal kırıklıkları. Hava kuvvetlerinde ABD'nin F-35'inden kaçınmak isteyen ülkelerin alternatifi hayli az. ABD dışında yeni nesil bir savaş uçağını gökyüzüyle buluşturan tek NATO üyesi Türkiye ise çözüm için en güçlü adaylardan biri çünkü NATO içerisinde 5. nesil savaş uçağını gökyüzüyle buluşturabilen sadece ABD ve Türkiye var. NATO'nun en kritik kabiliyetlerinden biri olan uydu haberleşme sistemi Türkiye tarafından üretiliyor. NATO tarafından 'dünyada sadece iki ülke yapabiliyor' şeklinde duyurulan bu kritik teknoloji için çok sayıda ülke de Ankara'nın kapısını çalıyor. Ürettiği uydu haberleşme sistemleriyle sadece ülkemizin değil dünyanın da parmakla gösterilen adreslerinden biri olan CTECH'in çözümleri NATO için hayati öneme sahip. NATO'nun sahip olduğu komuta kontrol ve iletişim altyapısı haberleşme ekosistemindeki en kritik görevlerden birisi. Türkiye Elektronik karıştırmaya dayanıklı güvenli uydu modemini üretti ve NATO'nun hizmetine sundu. Türkiye ortaya koyduğu bu sistemle bugüne kadar NATO'ya verdiği en yüksek teknolojiyi sağlamakla bir ilke imza attı.NATO'nun isteklerini yerine getirebilen sistem dünyada sadece Türkiye ile Fransa tarafından üretilmiştir. Türk savunma sanayisinin roket ve füze üreticisi ROKETSAN, son dönemde geliştirdiği özgün ürünlerin katkısıyla cirosunu artırmayı sürdürüyor. ROKETSAN'ın geçen yılki cirosu yüzde 23,6'lık artışla 450 milyon dolara çıktı. Roket ve füze sistemlerinde lider kuruluş olma vizyonuyla faaliyet gösteren ROKETSAN, ürünlerinin çeşitlenmesi ve seri üretim süreçlerinin başlamasıyla ve dünyanın bir çok ülkesinden talepler doğrultusunda cirosunda önemli artışlar kaydetti. Şirket, 2015'te 270 milyon dolar olan cirosunu 2016'da yüzde 35 artışla 364 milyon dolara çıkardı. ROKETSAN, 2016'da ulaştığı bu ciroyla her yıl dünyanın en büyük 100 savunma sanayisi şirketinin derlendiği Defense News Top 100 listesine ilk kez girmeyi başardı. Dünya pazarında önemli bir yer edinen ROKETSAN ürünleri savaş uçaklarında, SİHA 'larda, savaş gemilerinde, hava savunma sistemlerinde kısa ve uzun menzilli füzeler olarak çok geniş bir savunma alanında adından söz ettirmektedir. Avrupa, körfez ve uzak doğu, ülkelerinden gelen talepler hızlı bir şekilde yükseliyor.
ROKETSAN İLGİ GÖRÜYOR
ROKETSAN Genel Müdürü Murat İkinci, şirketin 2026 NATO Savunma Sanayii Forumu kapsamında yürütülecek çeşitli savunma kabiliyeti projelerinde yükleniciler arasında yer aldığını bildirdi. İkinci "ROKETSAN olarak, 2026 NATO Savunma Sanayii Forumu kapsamında yüklenicileri arasında yer aldığımız Vurucu Güç Kabiliyetleri, Bütünleşik Hava ve Füze Savunma Sistemleri ve Uzay ve Gözetleme Kabiliyetleri projelerine ilişkin anlaşmaların imza törenine iştirak ettik." ifadesini kullandı. Söz konusu iş birliklerinin Türkiye ile NATO'nun ortak savunma kabiliyetlerini güçlendireceğini belirten İkinci, ROKETSAN'ın ileri teknolojileri ve caydırıcı sistemleriyle bu projelere katkı sunmayı sürdüreceğini kaydetti. ASELSAN, artan sipariş hacmini karşılamak ve üretim altyapısını güçlendirmek amacıyla stratejik yatırımlarını hayata geçirmeye devam ediyor. ASELSAN'dan Kamuyu Aydınlatma Platformuna yapılan açıklamada 40 milyon ABD Dolar yatırımla tamamlanan 17 bin 360 metrekare kapalı alana sahip Akıllı Mühimmat ve Sualtı Sistemleri İlave Üretim ve Test Merkezlerinin devreye alındığı belirtildi. Devreye alınan tesislerle birlikte, hava ve deniz savunma sistemlerinin üretiminde robotik ve otomasyon altyapısı önemli ölçüde güçlendirildi. Seri üretime büyük katkı sunacak Tesisler sayesinde ASELSAN'ın teslimat kapasitesi, hız ve kalite kabiliyeti artırıldı. ASELSAN'ın bu alandaki çalışmaları, Türkiye'nin yerli ve milli savunma sanayii için büyük önem taşıyor.
AFRİKA'DAN ASYA'YA...
Elbette savunma sanayiindeki ihracat Avrupa'yla sınırlı değil... Afrika'da Türk savunma sanayii ürünlerini kullanmayan ülke neredeyse yok. Libya, Mali, Burkina Faso, Togo, Somali, Nijer, Çad, Sudan, Kenya, Ruanda, Fas akla ilk gelenler. Kıta genelinde Türk SİHA'ları en zorlu şartlarda başarıyla görev yapıyor. ATAK Helikopteri ve HÜRKUŞ Eğitim uçağı da Somali ile Nijerya gibi ülkelerde kritik roller üstleniyor. Terörle mücadele ve iç güvenlik operasyonlarında da HIZIR'dan COBRA'ya, Ejder Yalçın'dan KİRPİ'ye yüzlerce Türk zırhlısı Afrika'da görev yapıyor. Türk savunma sanayii dost ve kardeş ülkeler için de en stratejik güçlerden biri olmaya devam ediyor. Bu kapsamda Türk Dünyası ülkelerinde de Türkiye'nin savunma sanayii ürünleri el üstünde tutuluyor. Kardeş ülke Azerbaycan başta olmak üzere Kazakistan, Özbekistan, Türkmenistan gibi adreslere sadece savaş gemileri, insansız sistemler ve zırhlı kara araçları satılmıyor. Son derece gelişmiş sistemlerin oralarda üretilebilmesi için de Ankara elinden gelen tüm yardımı yapıyor.Orta Doğu'daki başkentler için de 'Made in Türkiye' savunma sanayii ürünleri oldukça değerli. Katar, Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri'nde Türk platformları ve sistemleri sıkça kullanılıyor.
DÜNYAYA İHRAÇ EDİLİYOR
SİHA'lar, insansız deniz araçları ve zırhlı kara platformları üzerinden başlayan süreç elektronik harp unsurlarından, yeni nesil silah sistemleri ve elektronik harp unsurlarına kadar çok farklı alanları kapsıyor. Türk savunma sanayiinin en önemli pazarlarından bir diğeriyse Güneydoğu Asya ülkeleri. Malezya'da gemiler ve SİHA'lar, Endonezya'da firkateynler, Güney Kore'de zırhlı araçlar ile akustik sistemler Türkiye'den ihraç edildi. Filipinler uzaktan komutalı silah sistemi, Japonya'ya ise AR-GE ve teknoloji transferi gibi konular için Ankara'nın kapısını çaldı. Dünyanın dört bir yanına savunma sanayii ürünleri ihraç eden Türkiye, Amerika kıtasında da geri kalmadı. ABD'de kurulan top mermisi üretim hattı, Peru, Uruguay, Şili, Brezilya ve Kolombiya gibi ülkelerde SİHA'lar, deniz araçları ve zırhlılar için başlatılan süreçler her geçen gün daha da ilerledi. Satılan bir İHA, aynı zamanda yeni bir füze ihracatı anlamına geliyor. Aynı şekilde savaş gemisi ya da bir uçağın ihraç edilmesi karşı tarafa eğitimden bakıma, lojistik destekten farklı alt unsurlara kadar neredeyse yarım asırdan fazla sürecek bir müttefikliği başlatıyor. Savunma sanayii, dış politikadaki en önemli anahtarlardan biri olarak yerini alıyor.