NATO Devlet ve Hükümet Başkanları Zirvesi kapsamında, Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı, Münih Güvenlik Konferansı (MSC) ve Siyaset, Ekonomi ve Toplum Araştırmaları Vakfı (SETA) işbirliğinde düzenlenen "Müttefikler Ankara'da" programına katılan Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler, Avrupa'ya önemli mesajlar verdi.
SAVAŞ SINIRLARA ULAŞTI
Bakan Güler, 2014'ten bu yana konvansiyonel savaşın kademeli olarak NATO sınırlarına ulaştığını, yeni büyük güç rekabeti ve eş zamanlı bölgesel krizlerin ittifak üyelerini yeni bir aşamaya, yani "NATO 3.0" dönemine taşıdığını ifade etti. Güler, "Bu durum, Avrupa'nın konvansiyonel savunmada daha fazla sorumluluk üstlendiği, ancak transatlantik bağın ve ABD'nin genişletilmiş caydırıcılığının vazgeçilmezliğini koruduğu, daha güçlü, daha gerçekçi ve daha dengeli bir İttifakı gerekli kılmaktadır. Bu dönüşüm, olağanüstü karmaşık bir güvenlik ortamında gerçekleşmektedir. NATO, doğu ve güney kanatları ile Avrupa-Atlantik alanının ötesindeki sınamaları kapsayan kapsamlı bir 360 derece bakış açısını muhafaza etmelidir" ifadelerini kullandı.
STRATEJİK BİR AVANTAJ
Böylesine kritik bir dönemde Avrupalı Müttefikler'in daha fazla sorumluluk üstlenmesi gerektiğini dile getiren Bakan Güler, "Ancak bu, yalnızca daha yüksek bütçe rakamları açıklamakla gerçekleştirilemez.
Savunma harcamaları, hazır birliklere, eğitimli personele, mühimmata, dayanıklı lojistik sistemlere, bütünleşik komuta yapılarına ve muharebe edebilir kuvvetlere dönüşmelidir" dedi. Türkiye'nin tecrübesinin son derece değerli olduğuna dikkat çeken Güler, "Avrupa'nın büyük bölümü Soğuk Savaş sonrasında silahlı kuvvetlerini küçültürken Türkiye hazırlık seviyesini artırmış, savunma sanayisine yatırım yapmış ve zorlu ortamlarda harekat icra etme kabiliyetini korumuştur. Bu geniş imkan ve kabiliyetler ile sahip olunan devamlılık, bugün hem Türkiye hem de İttifak için stratejik bir avantaja dönüşmüştür" diye konuştu.
NATO'YA RAKİP OLMAMALI
Bakan Güler, mevcut dönemde NATO'nun önündeki temel sorulardan birinin, "NATO, siyasi taahhütlerini ne ölçüde ve ne kadar hızlı somut askeri kabiliyetlere dönüştürebilecektir?" sorusu olduğunu belirterek, "Savunma harcamalarının artırılması önemlidir. Ancak yapılan harcamalar, tek başına caydırıcılık üretmez. Caydırıcılık, eğitimli personel, hazır kuvvetler, mühimmat, güçlü lojistik, bütünleşik hava ve füze savunması, etkili komuta ve kontrol, siber dayanıklılık, sanayi kapasitesi ve siyasi kararlılık gerektirir" şeklinde konuştu. Güler, sözlerini şöyle sürdürdü: "Avrupa güvenlik girişimleri, ilgili kabiliyetlere sahip AB üyesi olmayan tüm NATO müttefiklerine açık olmalıdır. Türkiye'nin dışlanması Avrupa'yı daha güvenli hale getirmeyecektir. Beklentimiz açıktır. NATO-AB işbirliği kapsayıcı, bütünleştirici ve karşılıklı olarak güçlendirici olmalıdır. Daha güçlü, daha gerçekçi ve daha dengeli bir NATO için tüm Müttefiklerin katılımı ve her Müttefikin kabiliyetlerinden tam olarak yararlanılması gerekmektedir." Ankara Zirvesi'nin, yalnızca diplomatik bir toplantı olmadığına işaret eden Güler, zirvenin kritik bir eşik olduğunu söyledi.

