Osmanlı'nın başmimarı Mimar Sinan, yalnızca taşları üst üste koyan bir mimar değildi. Yaklaşık 470 yıl önce Süleymaniye Camii'nde kurduğu akustik sistem, bugün bile ses mühendislerini hayran bırakıyor. Elektriğin, hoparlörün ve mikrofonun olmadığı bir çağda, binlerce kişinin aynı anda ibadet ettiği devasa bir yapıda imamın sesi en arka saflara kadar aynı netlikte ulaşıyor. Üstelik bunu sağlayan tek şey; taş, kubbe, geometri ve matematiğin birleşimi.
SESİN MİMARI OLDU
Yıllardır üzerinde araştırmalar yapılan Süleymaniye Camii'nin akustik sistemi, Mimar Sinan'ın yalnızca bir mimar değil; aynı zamanda fizikçi, matematikçi, ses mühendisi ve malzeme bilimcisi gibi düşündüğünü ortaya koyuyor. Araştırmalara göre Sinan, caminin her taşını, her kubbesini ve her boşluğunu sesi yönlendirecek şekilde tasarladı. 1557 yılında tamamlanan Süleymaniye Camii yaklaşık bir futbol sahası büyüklüğünde. Böylesine geniş bir yapıda günümüz teknolojisi olmadan binlerce kişiye aynı kalitede ses ulaştırmak bugün bile oldukça zor. Ancak Mimar Sinan bunu beş asır önce başardı. Araştırmalara göre mihraptan çıkan insan sesi, caminin mimari yapısı sayesinde hiçbir elektronik destek olmadan ana kubbeye ulaşıyor, burada güçlenerek bütün mekâna dengeli biçimde dağılıyor. Böylece imamın en kısık sesi bile son cemaat safına kadar net olarak duyulabiliyor.
NARGİLE İLE TEST ETTİ
Süleymaniye Camii ile ilgili en çok anlatılan rivayetlerden biri de Mimar Sinan'ın akustiği nargile sesiyle sınadığı yönünde. Anlatılanlara göre Kanuni Sultan Süleyman, inşaatın uzun sürmesine kızarak camiye geldiğinde Sinan'ı nargile içerken gördü. Oysa Sinan'ın amacı dinlenmek değildi. Nargilenin çıkardığı ritmik "fokurtu" sesini kullanarak kubbe ve duvarlardaki ses dağılımını test ediyordu. Belgeselde de yer verilen bu anlatı, tarihi belgelerle kesin olarak doğrulanmış bir bilgi olmaktan ziyade, Mimar Sinan'ın akustiğe verdiği önemi simgeleyen güçlü bir rivayet olarak günümüze kadar ulaştı. Araştırmalarda ise Sinan'ın, insan sesine en yakın frekanslardan biri olduğu düşünülen nargile sesinden yararlanarak akustik denemeleri yaptığı yönündeki değerlendirmelere yer veriliyor.
TAŞLARIN GÖREVİ
Süleymaniye'nin en dikkat çekici ayrıntılarından biri de mihrap çevresinde kullanılan özel taşlar. İddiaya göre Sinan, ses titreşimlerini daha iyi yönlendirebilmek için belirli noktalarda farklı özelliklere sahip taşlar kullandı. Mihrap bölgesinde kullanılan malzemenin yalnızca estetik amaç taşımadığı, insan sesini ana kubbeye doğru yönlendiren sistemin önemli parçalarından biri olduğu değerlendiriliyor. Teknik değerlendirmelere göre ses, yalnızca havada ilerlemiyor; yapının kendi malzemeleri ve mimari kurgusu da sesin yönlendirilmesine katkı sağlıyor. Bu sayede ses enerjisinin önemli bir bölümü kaybolmadan kubbeye ulaşıyor.
GÖRÜNMEZ HOPARLÖR
Süleymaniye'nin 53 metre yüksekliğindeki ana kubbesi araştırmacılar tarafından adeta doğal bir hoparlör olarak tanımlanıyor. Mihrap, minber ve müezzin mahfilinden gelen sesler kubbede birleşiyor. Kubbe, sesi yalnızca yansıtmıyor; aynı zamanda dengeliyor ve bütün mekana eşit şekilde dağıtıyor. Araştırmacıların yaptığı incelemeler ve çalışmalara göre kubbe içine yerleştirilen yaklaşık 256 kurşun küp de yankıyı azaltarak boğuk frekansları filtreliyor. Böylece ses hem güçleniyor hem de anlaşılır hâle geliyor. Bu sistem günümüzde kullanılan akustik panellerine benzetiliyor. Araştırmacılar, Mimar Sinan'ın yalnızca sesi ulaştırmayı değil, insan psikolojisini de düşündüğünü belirtiyor. Hutbe okunurken daha güçlü ve otoriter bir tını oluşurken, dua sırasında daha yumuşak ve huzur veren bir ses atmosferi meydana geliyor. Farklı bölümlerde farklı rezonans özelliklerinin kullanıldığı ifade edilirken, bunun ibadet edenlerin ruh hâline olumlu katkı sağlamasının hedeflendiği değerlendiriliyor. Yapılan jeoradar incelemelerinde caminin bazı duvarlarının iç kısmının boş olduğu belirlendi. Araştırmacılar, bu boşlukların yalnızca yapıyı hafifletmek için değil, ses iletimine katkı sağlamak amacıyla da kullanılmış olabileceğini ifade ediyor. Aynı çalışmalarda Sinan'ın deprem dayanımı, havalandırma, ısı dengesi ve akustiği tek bir mühendislik anlayışı içinde çözdüğü belirtiliyor. Kubbe ve çatıda kullanılan kurşun tabakanın yapıyı dış etkenlerden korumanın yanı sıra elektromanyetik etkileri azaltan bir yapı oluşturmuş olabileceği öne sürülüyor. Bu değerlendirme, bilim dünyasında üzerinde çalışılmaya devam edilen konular arasında yer alıyor.

GELECEĞE İLHAM VERDİ
2011 yılında Süleymaniye Camii'nin ses sistemi yenilenirken yapılan kapsamlı akustik analizler, yalnızca tarihi yapının sırlarını ortaya çıkarmadı. Elde edilen veriler daha sonra Büyük Çamlıca Camii'nin akustik tasarımında da kullanıldı. Araştırmacılar, Mimar Sinan'ın beş asır önce geliştirdiği prensiplerin günümüz mühendisliğine hala yön verdiğini belirtiyor. Bugün dünyanın dört bir yanından mühendisler ve mimarlar Süleymaniye Camii'ni incelemeye devam ediyor. Çünkü Mimar Sinan'ın ortaya koyduğu eser, yalnızca taş ve kubbelerden oluşan bir yapı değil; matematik, fizik, akustik, deprem mühendisliği, malzeme bilimi ve estetiğin aynı potada buluştuğu benzersiz bir mühendislik harikası olarak görülüyor. Yaklaşık 470 yıl önce inşa edilen Süleymaniye Camii, yalnızca İstanbul'un siluetini değil, insanlığın mühendislik tarihini de değiştiren eserlerden biri olarak kabul ediliyor.
FOTOĞRAFLAR: İSMAİL HAKKI DOSTOĞLU

