
Alternatif bir üretim tekniği olarak ortaya çıkan organik tarım, ülkemizde ilk olarak seksenli yılların ortalarında Avrupalı alıcılardan gelen talepler doğrultusunda başladı. Günümüzde yaklaşık 80 bin üreticinin, doğadan toplama alanları ile birlikte 600 bin hektarın üzerinde bir alanda gerçekleştirdiği bir üretime ve bunun sonucunda da kuru incir ve kuru üzüm başta olmak üzere 200 bitkisel çeşidin üzerinde ürün yelpazesine ulaşıldı. 1998 yılından beri Tarım ve Orman Bakanlığınca sağlanan organik tarım desteklemelerinin bir sonucu olarak 2018 yılı itibarıyla organik bitkisel üretime göre göreceli olarak daha az sayıda olan 177 çiftçi organik hayvancılıkla uğraşmakta olup, bu üreticilere ait 6 bin 149 baş büyükbaş, 34 bin 576 baş küçükbaş ve 1 milyon 258 bin 995 adet kanatlı varlığı mevcuttur. Gelinen noktada organik hayvansal üretime herhangi bir destekleme ödemesi olmamasına rağmen hayvancılık içerisinde en çok kanatlı yetiştiriciliğine, özelliklede organik yumurta tavukçuluğuna ilgi ve yatırımda bir artış söz konusu. Ülkemizde organik tavuk yetiştiriciliğine yönelik artan bu taleple 20 ilde 99 üretici tarafından değişik ölçeklerde yetiştiriciliği yapılan bir uğraş haline gelmiştir. Bunun sonucunda da ülkemizde 2018 yılında toplamda bin 261 ton organik kanatlı eti ve 1 milyon 250 bin adet organik yumurta üretimi gerçekleşmiştir.

HİBE VE DESTEKLER
Organik tavukçuluğa ilgi duyanların çoğunun ilk odaklandığı husus yatırım ve işletme maliyetlerini karşılamaya yönelik herhangi bir hibe ya da desteklemenin bulunup bulunmadığıdır. Gerek etlik piliç yetiştiriciliği gerekse yumurta tavukçuluğu Tarım ve Kırsal Kalkınmayı Destekleme Kurumunca öngörülen illerde dönemsel olarak destek çağrısına göre değişmekle birlikte desteklenmektedir. Yatırım kararından önce hiçbir kuralı kaidesi olmadan nerede, ne kadar alanda ve nasıl gezdirildiği bile belli olmayan "gezen tavuk" ya da "serbest gezen tavuk" olarak da adlandırılan yetiştiricilik sistemi ile mevzuatlar çerçevesinde bir üretimi öngören organik tavuk yetiştiriciliğini birbirinden ayırt etmek gerek. Ülkemizde organik tarım faaliyetleri Organik Tarım Kanunu ve bu kanuna dayalı olarak yürürlüğe giren Organik Tarımın Esasları ve Uygulanmasına İlişkin Yönetmelik çerçevesinde Tarım ve Orman Bakanlığınca yetkilendirilmiş kontrol ve sertifikasyon kuruluşları gözetim ve denetiminde yürütülüyor. Yetkilendirilmiş bu kuruluşlarla yapılacak sözleşmeyi müteakip üretimin her aşamasının yılda en az bir kez kontrol edilerek nihayetinde organik ürün sertifikası düzenlenmekte ve bu sayede ürünün organik olarak ticarete konu olması sağlanmaktadır. Kuruluşlarca öngörülen yıllık kontrol sertifikasyon ücretleri; 3.000'lik bir kapasitedeki bir işletmenin sadece yetiştiricilik aşaması için ortalama 4.000-5.000 TL arası, yetiştiriciliğe ürün işleme ve paketleme süreçleri de dâhil olduğunda ise ortalama 7.000 TL civarındadır. Bu açıdan kontrol sertifikasyon maliyeti bu üretime girmek isteyenlerin bilmesi gereken bir husustur. Sürdürülebilir işletmecilik açısından pazarın ve pazarlama kanallarının doğru oluşturulması aslında işin ilk adımını oluşturuyor. Öncelikle yeni kurulacak ticari amaçlı hayvancılık işletmeleri için alınması zorunlu olan yer seçim raporu ve kuruluş izni ile işe başlanmalı. Devamında kümesler organik tarımda öngörülen ihtiyaçlar doğrultusunda planlanarak inşa edilmeli ve çalışma izni alınmalıdır. Yani kontrol sertifikasyon kuruluşları ile yapılacak sözleşme öncesinde; kuruluş izni, onaylı projeye göre kümeslerin inşası, çalışma izni ve işletme numarası gibi yasal zorunlulukların hepsinin tamamlanmış olması gerekir.
KAFES SİSTEMİ YASAK
Organik kanatlı yetiştiriciliğinin en temel kuralı kafeste yetiştiriciliğin yasaklanmış olmasıdır. Kümeslerde kafesler yerine hayvanlara yeterli hareket serbestliği verecek bir iç alanın yanında, açık havada gezinti ihtiyaçlarını karşılayacak, korunaklı ve gölgelikli bir dış alan bulunması zorunluluğu vardır. Bu çerçevede yumurta tavukları için 6 hayvana 1 metrekare kapalı alan ve hayvan başına 4 metrekare gezinti alanı öngörülmekte iken et üretimine yönelik tavuk yetiştiriciliği için ortalama 10 hayvan veya 21 kg canlı ağırlık için 1 metrekare kapalı alan ve hayvan başına 4 metrekare gezinti alanı öngörülmektedir. Kümeslerin metrajı ya da yerleşim sıklığı ile ilgili ana hususların yanında kümeslerde bol miktarda doğal havalandırma ve ışık girişine olanak sağlanmalı, kümesin her 100 metrekaresi için toplamda en az 4 metre uzunluğunda giriş çıkış delikleri olmalıdır. Refah açısından hayvan başına ortalama 18-20 santimetre tünek, 7 tavuk için 1 folluk veya tavuk başına 120 santimetrekare folluk alanı hesaplanmalıdır. Organik kanatlı barınakları ya da kümeslerle ilgili olarak gerek kullanılabilir barınak alanı gerekse bir barınakta en fazla bulundurulabilecek hayvan sayısı ile ilgili sınırlamalar vardır. Etlik piliç yetiştiriciliğinde kümesin toplam kullanılabilir alanı 1.600 metrekareyi aşamayacağı gibi, bir kümeste en fazla 3.000 yumurta tavuğu ya da 4.800 etlik piliç barındırılabilecektir.

ÇADIR TİPİ KÜMESLER
Konvansiyonel üretimde özellikle yumurta tavukçuluğunda barınaklarla ilgili farklı çözüm arayışları içerisinde kullanılmaya başlanan çadır tipi kümeslerin organik tavuk yetiştiriciliğinde kullanılamayacağı yönünde Bakanlıkça sınırlama getirilmiştir. Bu husus kümeslerin oluşturulması sürecinde gözden kaçırılmamalıdır. Kanatlıların sınırlandırılmış açık gezinti alanlarının dışında herhangi bir yere çıkarılamaması, dışarı çıkabilecekleri tek alan olan gezinti alanlarına geçiş süreci uygulanmasını zorunlu kılmaktadır. Genel olarak organik kanatlı yetiştiriciliğinde gezinti alanları için öngörülen 1 yıllık geçiş sürecinin, arazideki geçmiş uygulamalara bağlı olarak kontrol sertifikasyon kuruluşunun onayı ile 6 aya indirilmesi de mümkündür. İş akışı sürecinde, zaman kaybına yol açmamak adına hayvanlar işletmeye getirilmeden önce kontrol sertifikasyon kuruluşu ile sözleşme imzalayarak gezinti alanlarına öngörülen geçiş sürecinin tamamlanmış olması gerekir.
AÇIK GEZİNTİ ALANLARI
Organik tavuk yetiştiriciliğinde açık gezinti alanlarının tamamının kuş teli gibi malzemelerle kapatılması zorunludur. Bu zorunluluk gerek organik yumurta tavukçuluğunda gerekse organik etlik piliç yetiştiriciliğinde tavuk başına öngörülen 4 metrekarelik gezinti alanının tamamının kapatılmasını beraberinde getirmekte olup, uygulamanın ekonomik ve pratik olmayışı sebebiyle mevcut organik tavukçuluk işletmeleri için büyük dezavantaj oluşturmaktadır. Organik hayvan yetiştiriciliğinin tamamında öncelikli olarak organik işletmelerden getirilen ve tamamen organik yemlerle beslenen, genetik yapısı değiştirilmemiş, çevreye, iklim koşullarına ve hastalıklara dayanıklı hayvanların damızlık olarak kullanılması en temel kuraldır. Organik yumurta üretimine yönelik sürü oluşturulurken iki yol izlenebilir. Öncelikli olarak 6 haftalık geçiş sürecini tamamlayarak organik statüye ulaşmış ve sertifikalandırılmış yarkaların yumurtlama dönemi başlamadan organik yarka yetiştiriciliği yapan işletmelerden doğrudan satın alınması yoluna gidilmelidir. Bu yolla işletmenin ihtiyacı olan organik yarkaların temin edilememesi ya da bulunmaması durumunda ise 3 günlük yaştan küçük civcivlerle sürünün oluşturulması gerekmektedir. Organik yarka temini, işletmenin civciv büyütme dönemiyle zaman kaybetmeden bir an önce üretime geçmesi açısından önemlidir. Organik etlik piliç yetiştiriciliğinde ise işletmeye getirilecek civcivlerin en az 3 günlük olması zorunlu olup, asgari 81 günlük iken kesime gönderilmelidir. Tavukların açık gezinti alanlarına çıkarılıyor olması, tüm besin madde ihtiyaçlarını bu alanlardan karşılıyor olması anlamına gelmemektedir ve gelmemelidir de. Organik tavukçuluk işletmelerinde 18-20 haftalık yumurtlama yaşına kadarki civciv büyütme döneminde hayvan başına ortalama 8-10 kilogram organik civciv büyütme yemine, yumurtlama döneminde hayvan başına günlük ortalama 100-110 gram organik yeme ve organik etlik piliç yetiştiriciliğinde ise 81 günlük yetiştirme dönemi için hayvan başına 5-5,5 kilogram organik yeme gereksinim olduğu bilinmelidir. Organik kanatlı beslemede kritik noktalardan biri de kullanılacak yem ve yem maddelerinin GDO'dan uzak içerikte olması gerektiğidir.