
Yıllar önce Türkiye'nin "Neye ihtiyacınız var?" sorusuna çocukları için futbol topu isteyen Pasifik'in küçücük ülkesi Tuvalu, bugün dünyadan çok daha büyük bir şey istiyor; Gelecek. Dokuz küçük ada ve atolden oluşan ülkede yükselen okyanus yalnızca kıyıları, evleri ve yolları değil; bir milletin toprağını, kültürünü ve devlet olarak varlığını tehdit ediyor. Tuvalu ise denize teslim olmak yerine bir yandan topraklarını korumaya, diğer yandan ülkesini dijital dünyaya taşıyarak tarihten silinmemeye hazırlanıyor. Takvimler 2008'i gösteriyordu. Türkiye, 2009-2010 dönemi Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi geçici üyeliği için ülkelerin desteğini arıyordu. Pasifik Okyanusu'nun ortasındaki dünyanın en küçük devletlerinden Tuvalu da bu ülkelerden biriydi. Türk diplomatların, "Sizin için ne yapabiliriz, neye ihtiyacınız var?" sorusuna Tuvalu yönetiminin verdiği yanıt şaşırtıcı derecede mütevazıydı. Ülkedeki çocukların Amerikan futbolu oynayabildiğini, ancak Avrupa futbolu oynayabilmeleri için futbol toplarına ihtiyaç duyulduğunu söylediler. Türkiye'den Tuvalu'ya futbol topları ve bunları şişirmek için pompalar gönderildi. Türkiye aynı yıl yapılan BM Güvenlik Konseyi seçiminde 151 ülkenin oyunu alarak geçici üyeliğe seçildi. Aradan 18 yıl geçti. Bir zamanlar çocukları için futbol topu isteyen o küçük ülke bugün çok daha hayati bir mücadele veriyor; Toprağını kaybetmemek.
9 ADADAN OLUŞAN BİR AVUÇ TOPRAK
Avustralya ile Hawaii arasında, Pasifik Okyanusu'nun uçsuz bucaksız maviliğinde bulunan Tuvalu, dokuz küçük ada ve mercan atolünden oluşuyor. Toplam kara alanı yalnızca yaklaşık 26 kilometrekare. Ancak Tuvalu'yu iklim değişikliğinin sembol ülkelerinden biri haline getiren rakam yüzölçümünden çok yüksekliği. Ülkenin büyük bölümü deniz seviyesinin yalnızca birkaç metre üzerinde. Bu nedenle dünyanın başka yerlerinde santimetrelerle konuşulan deniz seviyesi yükselişi, burada insanların evlerinin, mezarlarının, ibadethanelerinin ve sonunda ülkelerinin geleceği anlamına geliyor. Tuvalu'da kaçılabilecek yüksek dağlar yok. Ülkenin içlerine çekilebilecek geniş ovalar yok. Bir tarafta insanlar, hemen yanı başlarında ise yükselen Pasifik var.
DENİZ YALNIZCA KIYIDAN GELMİYOR
Tehlike sadece adaların bir gün tamamen su altında kalması değil. Yükselen deniz seviyesi fırtına dalgalarının etkisini büyütüyor, kıyı erozyonunu artırıyor ve tuzlu suyun toprağa ve yer altı tatlı su kaynaklarına ulaşması riskini beraberinde getiriyor. Başkent Funafuti'de yükselen sulara karşı yeni kara alanları oluşturuluyor, kıyılar güçlendiriliyor. Ancak Tuvalu yöneticileri artık yalnızca "Topraklarımızı nasıl koruruz?" sorusunun cevabını aramıyor. Çok daha ürkütücü bir soruya hazırlanıyorlar; Topraklarımızı kaybedersek devletimizi nasıl koruruz?
ÜLKENIN 2050 KORKUSU
Uluslararası iklim projeksiyonları Tuvalu için tehlikenin yüzlerce yıl sonrasına ait olmadığını ortaya koyuyor. Özellikle Funafuti'de önümüzdeki yıllarda gelgit ve taşkınların etkisinin giderek artması bekleniyor. Deniz seviyesindeki yükselme, ülkenin kullanılabilir kara alanları üzerindeki baskıyı büyütüyor. Tuvalu için 2050 artık yalnızca takvimdeki bir tarih değil. Çocuklarının nasıl bir ülkede yaşayacağını belirleyecek bir eşik.
DEVLET YAPISI NE OLACAK?
Tuvalu'nun hikâyesini sıradan bir iklim değişikliği haberinden ayıran asıl soru burada başlıyor. Bir ülkenin fiziksel toprakları yaşanamaz hale gelirse o ülke hâlâ devlet sayılabilir mi?Vatandaşlarının pasaportları ne olacak? Deniz yetki alanları ne olacak? Egemenliği ne olacak? Dünyanın farklı ülkelerine dağılan vatandaşları hangi ülkeye ait olacak? Tuvalu, insanlığın belki de ilk kez böylesine somut biçimde karşılaşacağı bu soruların cevaplarını daha topraklarını kaybetmeden hazırlıyor.

ÜLKEYİ DİJİTALE TAŞIYORLAR
Tuvalu, "Future Now Project" kapsamında dünyada büyük yankı uyandıran dijital ulus projesini başlattı. Amaç sanal bir turistik ada yaratmak değil. Adaların ve önemli mekânların dijital kopyalarının oluşturulması, kültürel mirasın arşivlenmesi, devlet hizmetlerinin dijital ortamda sürdürülebilmesi ve gelecekte dünyanın farklı bölgelerine dağılabilecek Tuvalu vatandaşlarının ülkeleriyle bağlarının korunması hedefleniyor. Kısacası Tuvalu, en kötü ihtimale hazırlanıyor; Toprağı kaybolsa bile ülkesinin kaybolmamasına. Tuvalu'nun 2023 Anayasası bu mücadelenin hukuki ayağını da ortaya koydu. Anayasada, iklim değişikliği veya başka nedenlerle fiziksel toprak kaybı yaşansa bile Tuvalu Devleti'nin tarihsel, kültürel ve hukuki çerçevesi içinde sonsuza kadar varlığını sürdüreceği hüküm altına alındı. Deniz seviyesinin yükselmesiyle kıyılar değişse bile ülkenin belirlenmiş deniz sınırlarının korunması yaklaşımı benimsendi. Böylece Pasifik'teki küçücük ülke dünya hukukunun önüne dev bir soru bıraktı; Toprağını kaybeden bir devlet yaşamaya devam edebilir mi?Tuvalu'nun cevabı belli; Biz devam edeceğiz.
KİLİSENİN ÇANI DA VAR CAMİNİN EZANI DA
Tuvalu'nun yok olma tehlikesi yalnızca toprak kaybı anlamına gelmiyor. O birkaç kilometrekarelik kara parçasının üzerinde nesiller boyunca oluşmuş bir yaşam ve inanç dünyası da bulunuyor. Nüfusun büyük çoğunluğunun Hristiyan olduğu ülkede kiliseler ada yaşamının en önemli parçaları arasında. Ancak Pasifik'in ortasındaki bu küçük ülkede Müslüman bir topluluk da yaşıyor. Başkent Funafuti'de bulunan Tuvalu Camii, ülkedeki küçük Müslüman toplumunun ibadet merkezi. Ahmediye Müslüman topluluğuna ait caminin yapımına 1987 yılında başlandı, yapı 1991 yılında tamamlandı.
AVUSTRALYA GÖÇ KAPISI OLDU
Tuvalu ile Avustralya arasında imzalanan Falepili Union anlaşması da iklim krizinin artık teorik bir senaryo olmadığının en çarpıcı göstergelerinden biri. Anlaşma kapsamında her yıl 280 Tuvalu vatandaşına Avustralya'da yaşama, çalışma ve eğitim görme olanağı sağlayan özel hareketlilik yolu oluşturuldu. İki ülke ayrıca iklim değişikliğinin fiziksel etkilerine rağmen Tuvalu'nun devlet ve egemenliğinin devam edeceğini tanıdı. Bu, bir bakıma Tuvalu halkı için "ülkenin dışında da bir gelecek" hazırlanması anlamına geliyor. Ama Tuvaluluların asıl isteği gitmek değil. Kendi topraklarında kalabilmek.
TARİHTEN SİLİNMEK İSTEMİYORLAR
18 yıl önce Türkiye'nin "Neye ihtiyacınız var?" sorusuna çocukları için futbol topu isteyen Tuvalu bugün insanlığın önüne bambaşka bir soru bırakıyor; Bir ülkenin sokakları, evleri, kilisesi, camisi ve toprağı yaşanamaz hale gelirse o ülkenin insanları nereye ait olacak? Tuvalu bunun cevabını beklemek yerine hazırlığını yapıyor. Denize karşı yeni kara parçaları yükseltiyor. Devletini Anayasa ile geleceğe taşıyor. Kültürünü dijitalleştiriyor. Vatandaşlarının başka ülkelerde yaşayabileceği yollar oluşturuyor. Çünkü Pasifik'in ortasındaki dokuz küçük adada verilen mücadele artık birkaç kilometrekare toprağın mücadelesi değil. Bir milletin haritadan değil, tarihten silinmeme mücadelesi. Bir zamanlar çocukları için futbol topu isteyen Tuvalu'nun bugün dünyadan istediği tek bir şey var; Gelecek.