Marmara Denizi'nde son günlerde yaşanan 0.7 ve 1.0 şiddetindeki mikro depremler, büyük korku yarattı. Yerin 7.0km ila 14.5km arasında meydana gelen depremler, "Büyük depremin habercisi mi" düşüncesi ile korkuya yol açtı.

EN BÜYÜĞÜ 3,2 BÜYÜKLÜĞÜNDE!
Dün akşam ise saat 17.43'te 3.2 büyüklüğünde sarsıntı kaydedilirken, aynı bölgede yaklaşık 10 dakika önce 2.3 büyüklüğünde bir deprem daha yaşandı. Saat 18.13'te ise 2.3 büyüklüğünde yeni bir deprem daha yaşandı.

"BÜYÜK DEPREMİ TETİKLER Mİ?"
Bölgede yaşanan deprem fırtınası, halkta büyük paniğe yol açtı. Herkes "Mikro depremler büyük depremin habercisi mi?" endişesi yaşamaya başladı. Yerbilimci Prof. Dr. Şener Üşümezsoy, 19 Ağustos 1999 depreminin 27. yıl dönümünden sadece iki gün sonra yaşanan deprem fırtınasını yorumladı.

"ADALAR FAYI YAŞLI BİR FAYDIR"
Prof. Dr. Üşümezsoy, Büyükada'nın güneyinde dün yaşanan 2.2 ve 3.0 büyüklüklerindeki mikro depremlerin ardından kamuoyundaki "İstanbul depremi geliyor" algısının gerçeği yansıtmadığını vurguladı. Ana fayla ilgili herhangi bir olağanüstülük bulunmadığını ifade eden Üşümezsoy, "Adalar fayı yaşlı ve ölü bir faydır. Buradan büyük bir deprem çıkmaz" ifadelerini kullandı.

"İKİNCİL FAYLARDA YAŞANAN STRES BOŞALMASI"
Meydana gelen sarsıntıların kökenine de detaylıca değinen Prof. Dr. Şener Üşümezsoy, bu depremlerin doğrudan Adalar fayı üzerinde değil; bu ana fayı güneyden kuzeye doğru kesen ikincil ve üçüncül fay hatlarında meydana geldiğini vurguladı. Bu küçük kolların kendi başlarına yıkıcı bir stres üretemeyecek kadar zayıf faylar olduğuna dikkat çeken Üşümezsoy, hareketliliğin aslında 17 Ağustos ve 23 Nisan depremlerinin söz konusu bölgeye yüklediği stresin bir sonucu olduğunu açıkladı.

"BUGÜNKÜ DEPREMLER HARİTALARIMIZI DOĞRULUYOR"
Bölgedeki fay hatlarını yıllar öncesinden çizdiklerini ve bugünkü depremlerin bu tespitleri birebir doğruladığını hatırlatan Prof. Dr. Üşümezsoy, 1999'dan bu yana fay üzerinde bu tarz tetiklenmiş ufak olayların yaşandığını da açıkladı. Yaşanan mikro sarsıntıların olağan bir sürecin parçası olduğunu belirten Üşümezsoy, bu küçük kolların stres biriktirerek orta veya büyük şiddette bir deprem üretme kapasitesinin olmadığını vurguladı.