Son dakika haberleri... Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı, kamuoyunun yakından takip ettiği dosyaya dair yeni bilgiler paylaştı.

OTOPSİ VİDEOSUNDAN 'ŞÜPHELİ ÖLÜM' TESPİTİ
Müteveffanın otopsi video kaydı üzerinden Adli Tıp Kurumu (ATK) uzmanı prof. dr. bilirkişi tarafından hazırlanan 25 Ağustos 2026 tarihli raporda, Denizolgun'un vefatı resmen "şüpheli ölüm" olarak kaydedildi. Bu tespitin ardından başsavcılık, olayın arkasındaki sır perdesini aralamak için düğmeye bastı.

ALİHAN KURİŞ HAKKINDA CİNAYET SORUŞTURMASI
Başsavcılık açıklamasında, rapordaki iddiaların ardından şikayet edilen Alihan Kuriş ve diğer şüpheliler hakkında ilk etapta "Adam Öldürme" suçundan soruşturma yürütüldüğünü belirtti.

ATK YETKİLİLERİNE 'RESMİ BELGEDE SAHTECİLİK' SORUŞTURMASI
2016 tarihli raporda vefatın ardından "beyin kanamasına bağlı doğal ölüm" raporu veren ATK Morg İhtisas Dairesi doktorları mercek altına alındı. Başsavcılığın 2026 yılı Şubat, Haziran ve Temmuz aylarında ısrarla istediği otopsi videosuna "Böyle bir kayıt yoktur" yanıtı veren, ancak 18 Ağustos 2026'da kaydı birdenbire ortaya çıkarıp gönderen ATK idarecisi hakkında "Resmi Belgede Sahtecilik" suçundan tahkikat başlatıldı.
HTS VE FETHİ KABİR İNCELEMEDE
Başsavcılık; fethi kabir işlemi neticeleri, Riva Polis Merkezi ve Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı ile yapılan yazışmalar, Sulh Hukuk Mahkemesindeki tereke dosyası, geriye dönük HTS kayıtları ve alınan beyanlar doğrultusunda soruşturmanın çok yönlü ve derinleştirilerek devam edeceğini vurguladı.

OTOPSİ VİDEOSUNDA GÖĞÜS BÖLGESİNDE 4 AYRI EKİMOZ
Bilirkişinin en dikkat çekici tespiti, 2016 yılında çekilen ancak soruşturma kapsamında yeniden incelenen otopsi fotoğrafları ve video kayıtlarından geldi. Rapora göre, Denizolgun'un sağ meme alt kısmından göğüs ortasına doğru sıralanan 4 ayrı ekimotik alan tespit edildi. Bilirkişi bu alanların yaklaşık olarak; 4x6 santimetre, 3x5 santimetre, 2x4 santimetre ve 1x2 santimetre boyutlarında olduğunu kayda geçirdi. Raporda ekimozların altındaki dokularda da kanama bulunduğu belirtilerek, bunun söz konusu lezyonların ölümden önce meydana geldiğini gösterdiği değerlendirmesi yapıldı.
RAPORDA "BOĞMA" DETAYI
Raporda en çarpıcı değerlendirme, söz konusu ekimozların oluşum mekanizmasına ilişkin yapıldı. Bilirkişi, lezyonların büyüklük ve göğüsteki yerleşimlerini dikkate alarak, bir kişinin Denizolgun'un göğsüne diziyle basarken ağız ve burnunu bir yastıkla kapatarak nefessiz bırakmasının mümkün olduğunu değerlendirdi. Bilirkişi, mevcut görüntüler üzerinden Denizolgun'un bu şekilde öldürüldüğünün bilimsel ve objektif olarak kesin biçimde dışlanamayacağını vurguladı ve yeni adli tıbbi incelemelere işaret etti.

10 YIL ÖNCEKİ "DOĞAL ÖLÜM" RAPORUNA KRİTİK ŞERH DÜŞÜLDÜ
Denizolgun'un 2016 yılında yapılan otopsisi sonucunda ölümünün "beyin kanaması nedeniyle doğal ölüm" olduğu yönünde rapor hazırlanmıştı. Yeni bilirkişi raporu ise bu sonucun dayanağını sorguladı. Bilirkişi, Denizolgun'un daha önce milletvekilliği ve bakanlık yapmış bir kişi olması ve şüpheli şekilde hayatını kaybettiğine yönelik iddiaların bulunması nedeniyle otopsinin ayrıntılı biçimde değerlendirilmesinin beklenmesi gerektiğini belirtti.
Raporda, mevcut otopsi sonucunun "adli tıbbi bir eksiklik" içerdiği değerlendirmesine yer verildi. Daha da dikkat çekici olarak bilirkişi, ölüm nedeninin vücutta bulunan kimyasal maddeler veya bunların etkileri dışında gelişen travmatik olmayan beyin kanamasına bağlı olduğunun söylenebilmesi için yeterli objektif veri bulunmadığını kaydetti.
OTOPSİDE AĞIR METAL TESPİTİ
Dosyada ortaya çıkan bir başka kritik başlık ise 2016 yılında gerçekleştirilen toksikolojik inceleme oldu. Bilirkişi raporuna göre Denizolgun'un otopsisinde gerek dokularda gerekse cenazenin çürüme sıvılarında; baryum, arsenik, kadmiyum, cıva ve nikel gibi ağır metallere rastlandı. Ancak raporda bu ağır metallerin seviyelerinin düzey olarak belirtilmediğine dikkat çekildi.
Bu nedenle bilirkişi, tespit edilen miktarların vücutta bulunabilecek seviyelerle uyumlu olup olmadığının değerlendirilemediğini; dolayısıyla Denizolgun'un ölümünün bu maddelerden kaynaklanıp kaynaklanmadığı veya bu maddelerin beyin kanamasının gelişiminde etkili olup olmadığının mevcut verilerle objektif biçimde söylenemeyeceğini belirtti.
NE OLMUŞTU?
Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığından 18 Ağustos'ta yapılan açıklamada, Eylül 2016'da vefat eden Arif Ahmet Denizolgun'un ölümünün ve yapılan otopsi işlemlerinin şüpheli olduğuna ilişkin iddia ve şikayette bulunulduğu bildirilmişti.
Ceza Muhakemesi Kanunu'nun ilgili hükümlerince maktulün gerçek ölüm sebebinin tespitine ilişkin yeniden inceleme yapılabilmesi amacıyla fethi kabir kararı alındığı belirtilmişti.

Karar doğrultusunda, Başsavcıvekili, cumhuriyet savcısı, İstanbul Adli Tıp Kurumu uzmanları ve olay yeri inceleme ekipleri 19 Ağustos'ta Denizolgun'un kabrine gelmişti.
Görevlilerce açılan mezardan Denizolgun'un cesedine ait parçalar alınıp, incelenmek üzere nakil aracıyla Adli Tıp Kurumuna götürülmüş, mezardan çıkarılan örnekler işlemlerin ardından yeniden kabre konulmuştu.