12 Eylül 1980... Türk Silahlı Kuvvetleri yönetime el koydu. TBMM feshedildi, siyasi partilerin faaliyetleri durduruldu. Ülkenin dört bir yanında gözaltılar başladı. Türkiye için yeni bir dönem başlamıştı. Ancak 12 Eylül'ün hikâyesi yalnızca tankların sokağa çıkması ve yönetime el konulmasıyla sınırlı kalmadı. Darbenin ardından bu kez mahkeme salonlarının kapıları açıldı. Sağdan sola, siyasetten sendikalara uzanan büyük davalar başladı. Dönemin siyasi liderleri, parti yöneticileri ve sendikacılar askeri hâkimlerin karşısına çıktı. Bazı davalarda yüzlerce kişi hakkında idam cezası istendi. Yargılamalar yıllarca sürdü.

SENDİKACILAR YARGILANDI
12 Eylül döneminin en büyük siyasi yargılamalarından biri MHP ve Ülkücü Kuruluşlar Davası oldu. MHP Genel Başkanı Alparslan Türkeş de sanık sandalyesindeydi. 29 Nisan 1981'de başlayan davada 587 kişi yargılandı. Savcılık 220 sanık hakkında idam cezası istedi. Yaklaşık 6 yıl süren davada karar 7 Nisan 1987'de açıklandı. Türkeş 11 yıl 1 ay 10 gün hapis cezasına mahkûm edildi. Beş sanık hakkında idam, bazı sanıklar hakkında müebbet ve çeşitli sürelerde hapis cezaları verilirken çok sayıda sanık beraat etti. 12 Eylül yönetiminin yargının karşısına çıkardığı kesimlerden biri de sendikacılardı. Darbenin ardından faaliyetleri durdurulan DİSK'in yöneticileri hakkında açılan dava 24 Aralık 1981'de başladı. Birleştirilen dosyalarla sanık sayısı 1477'ye ulaştı. Savcılık 78 kişi hakkında idam cezası istedi. Sanık sandalyesindeki en önemli isimlerden biri DİSK Genel Başkanı Abdullah Baştürk'tü.

SORGUSU 109 GÜN SÜRDÜ
Baştürk'ün sorgusu, dönemin uzun yargı süreçlerinin en çarpıcı örneklerinden biri oldu, tam 109 gün sürdü. Genel-İş'in başkanlığını yapan, milletvekilliği görevinde bulunan ve 1977'de DİSK Genel Başkanlığına seçilen Abdullah Baştürk, 12 Eylül'ün ardından tutuklandı. DİSK davasında sendikal faaliyetlerden yapılan konuşmalara, mitinglerden örgütsel çalışmalara kadar çok sayıda konu mahkemenin önüne getirildi. Yaklaşık beş yıl süren davanın kararı 24 Aralık 1986'da açıklandı. 264 sendikacı ve sendika uzmanı çeşitli hapis cezalarına mahkûm edildi. DİSK ve bağlı bazı sendikaların kapatılmasına karar verildi. Ancak yıllar sonra hukuki tablo değişti. Türk Ceza Kanunu'nun davadaki suçlamalara dayanak oluşturan 141 ve 142'nci maddelerinin kaldırılmasının ardından Askeri Yargıtay 1991'de sanıkların beraatına karar verdi. DİSK yeniden faaliyete geçti. 12 Eylül sonrasında yargılanan siyasi liderlerden biri de Milli Selamet Partisi Genel Başkanı Necmettin Erbakan'dı. Erbakan ve MSP yöneticileri, partinin faaliyetleri ve laikliğe aykırı olduğu ileri sürülen eylemler nedeniyle Ankara Sıkıyönetim Komutanlığı Askeri Mahkemesi'nde yargılandı. Dosyada parti faaliyetlerinin yanı sıra mitinglerde yapılan konuşmalar, taşınan pankartlar ve özellikle darbeden yalnızca altı gün önce, 6 Eylül 1980'de gerçekleştirilen Konya mitingi önemli yer tuttu. Erbakan hakkında mahkûmiyet kararı verildi. Ancak karar Askeri Yargıtay tarafından bozuldu. Yeniden yapılan yargılamada Erbakan beraat etti. 12 Eylül'ün yargı hikâyesi darbeyle birlikte sanık sandalyesine oturtulanlarla sona ermedi. Yıllar geçti ve bu kez darbeyi gerçekleştirenler hâkim karşısına çıktı. 2010'daki anayasa değişikliği referandumunun ardından 12 Eylül darbesini gerçekleştiren Milli Güvenlik Konseyi üyelerinin yargılanmasının önündeki geçici anayasal koruma kaldırıldı ve soruşturmanın yolu açıldı.
EVREN VE ŞAHİNKAYA ÖLDÜ
Hayatta kalan dönemin Genelkurmay Başkanı Kenan Evren ile Hava Kuvvetleri Komutanı Tahsin Şahinkaya hakkında dava açıldı. Darbeden 32 yıl sonra, 2012'de başlayan davada Evren ve Şahinkaya sanık sandalyesindeydi. Ankara'da görülen davada mahkeme 18 Haziran 2014'te iki sanığa önce ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası verdi, ardından takdiri indirim uygulayarak cezalarını müebbet hapse çevirdi. Ancak hüküm kesinleşmedi. Dosya Yargıtay aşamasındayken Kenan Evren ve Tahsin Şahinkaya 2015 yılında hayatını kaybetti. Sanıkların ölümü nedeniyle kamu davası düştü ve haklarındaki mahkûmiyet kararları kesinleşmedi. Bir tarafta Alparslan Türkeş... Bir tarafta Necmettin Erbakan... Bir başka mahkeme salonunda Abdullah Baştürk ve yüzlerce sendikacı... Yıllar sonra ise aynı dönemin mimarları Kenan Evren ve Tahsin Şahinkaya. 12 Eylül'ün üzerinden bugün 46 yıl geçti. Dönemin hafızasında tanklar, askerler, kapatılan Meclis ve radyodan okunan bildiri hâlâ ilk sırada. Ancak mahkeme dosyaları 12 Eylül'ün çok daha uzun süren başka bir yüzünü gösteriyor. Darbe bir sabah gerçekleşti. Mahkeme salonlarındaki hesaplaşması ise onlarca yıl sürdü.
"BİR SAĞDAN, BİR SOLDAN..."
12 Eylül döneminin en çok tartışılan konularından biri idam cezaları oldu. Darbenin lideri Kenan Evren'in yıllar sonra yaptığı konuşmalarda idamları savunurken kullandığı ifadeler kamuoyunda uzun süre tartışıldı. Evren'e atfedilen ve 12 Eylül döneminin simge ifadelerinden birine dönüşen "Bir sağdan, bir soldan astık" sözü de dönemin idam politikası tartışmalarının sembolü haline geldi. Kenan Evren yıllar sonra kendisi de 12 Eylül darbesi nedeniyle sanık sandalyesine oturdu. 2014'te müebbet hapis cezasına mahkûm edildi ancak karar Yargıtay aşamasındayken hayatını kaybetmesi nedeniyle kesinleşmedi.