Fransa'dan Nepal'e, Madagaskar'dan Fas'a kadar dünyanın farklı ülkelerinde Z kuşağının öncülük ettiği protestolar, gösterilerin arkasındaki organizasyonları ve siyasi sonuçlarını gündeme taşıdı. Fransa'da eğitim sistemindeki sorunlara tepki gösteren öğrencilerin başlattığı eylemler, sendikaların ve farklı toplumsal hareketlerin katılımıyla genişlerken diğer ülkelerde de gençler ekonomik sıkıntılar, yolsuzluk iddiaları ve kamu hizmetlerindeki yetersizlikler nedeniyle sokaklara çıktı. Farklı ülkelerde benzer dönemlerde yaşanan protestolar, gençlerin nasıl örgütlendiği ve bu hareketlerden hangi siyasi aktörlerin yararlanabileceği sorularını beraberinde getirdi. Özellikle Fransa'da 2027 Cumhurbaşkanlığı seçimi yaklaşırken ABD Başkanı Donald Trump'ın Avrupa'ya yönelik politikaları, gelişmelerin uluslararası boyutunu öne çıkardı.

TRUMP'IN AVRUPA PLANI
ABD Başkanı Donald Trump'ın Avrupa ülkelerinden NATO kapsamında savunma harcamalarını artırmalarını istemesi ve Avrupa Birliği ile ticari ilişkilerde izlediği politika, Washington ile Avrupa başkentleri arasındaki görüş ayrılıklarını gündemde tutuyor. Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ise Avrupa'nın savunma ve güvenlik alanlarında daha bağımsız hareket etmesi gerektiğini savunuyor. Paris yönetiminin bu yaklaşımı, Avrupa'nın ABD'ye olan bağımlılığının azaltılması tartışmalarında önemli yer tutuyor. Fransa'da protestoların büyümesi ve hükümetin ekonomik politikalarının daha fazla sorgulanması, ülkenin iç siyasi dengelerinin yanı sıra Avrupa Birliği içindeki konumunu da etkileyebilecek gelişmeler arasında değerlendiriliyor. Washington açısından olası stratejik kazancın, Avrupa'nın kendi içinde yaşadığı siyasi ve ekonomik sorunların ortak dış politika geliştirme kapasitesini zorlaştırması olabileceği değerlendiriliyor. Trump yönetiminin söz konusu gösterileri finanse ettiğine, organize ettiğine veya dijital ağlar üzerinden yönlendirdiğine ilişkin doğrulanmış bir kanıt bulunmuyor. Fransa'daki gösterilerin örgütlenmesinde lise ve üniversite öğrencilerinin oluşturduğu sendikalar ile farklı gençlik örgütleri öne çıkıyor. Union Syndicale Lycéenne (USL) ve Union Étudiante
(UE) gibi öğrenci örgütleri, eğitim koşullarının iyileştirilmesi amacıyla ülke genelinde eylem çağrıları yaptı. Öğrenciler öğretmen eksikliğinin giderilmesini, sınıf mevcutlarının azaltılmasını ve okullardaki fiziki koşulların iyileştirilmesini talep etti. Öğrenci örgütlerinin çağrılarına farklı sendikalar ve toplumsal hareketler de destek verdi. Eğitim alanındaki sorunlarla başlayan protestolar, hayat pahalılığı ve hükümetin ekonomi politikalarının da tartışıldığı daha geniş bir harekete dönüştü. Ancak gösterilere katılan farklı örgütlerin ortak bir merkez tarafından yönetildiğine ilişkin doğrulanmış bir bulgu bulunmuyor.
SARI YELEKLİLER SAHNEDE
Fransa'da 2018 yılında akaryakıt fiyatlarına yönelik tepkilerle ortaya çıkan Sarı Yelekliler Hareketinden isimler de öğrenci protestolarına destek verdi. 17 Ekim için yayımlanan ortak eylem çağrısında öğrencilerin yanı sıra işçiler, çiftçiler, sağlık çalışanları ve emekliler de gösterilere davet edildi. Eylemlerde eğitim sorunlarının yanı sıra artan yaşam maliyetleri, sosyal haklar ve hükümetin bütçe politikaları gündeme taşındı. Farklı toplumsal kesimlerin aynı protestolarda buluşması, Fransa'daki gösterilerin yalnızca öğrenci hareketi olmaktan çıkarak daha geniş bir siyasi tartışmaya dönüşmesine neden oldu.
BÜTÇE TARTIŞMALARI
Fransa'da kamu borcunu ve bütçe açığını azaltmaya yönelik mali önlemler, protestoların ekonomik boyutunu oluşturuyor. Hükümetin yaklaşık 43 milyar euroluk bütçe düzenlemesi tartışılırken sendikalar, kamu hizmetlerine ayrılan kaynakların azaltılmasının eğitim ve sağlık alanlarındaki sorunları büyütebileceğini savunuyor. Fransa'nın yüksek kamu borcu ve artan borçlanma maliyetleri, hükümetin harcama politikaları üzerindeki baskıyı artırıyor. Öğrenci örgütleri ise eğitim sistemindeki öğretmen açığının giderilmesini ve okullara daha fazla kaynak ayrılmasını istiyor. Ekonomik sıkıntılar nedeniyle başlayan tepkilerin siyasi partilerin gündemine taşınması, 2027 seçimleri öncesinde protestoların önemini artırıyor.
SEÇİMLERE DOĞRU
Fransa'da 2027 yılında yapılacak Cumhurbaşkanlığı seçimi, gençlik protestolarının siyasi etkisinin tartışılmasına neden oluyor. İki dönemdir görev yapan Emmanuel Macron, anayasal sınırlama nedeniyle yeniden aday olamayacak. Ancak Macron döneminde uygulanan ekonomi politikaları, savunma harcamaları ve Avrupa Birliği içindeki siyasi tercihler seçim gündeminde önemli yer tutuyor. Muhalefet partilerinin bazı temsilcileri öğrenci gösterilerine destek verirken Boyun Eğmeyen Fransa hareketinin önde gelen isimlerinden Jean- Luc Mélenchon, oy kullanma yaşının 16'ya düşürülmesini önerdi. Gençlerin taleplerinin siyasi partilerin programlarına girmesi, protestoların seçim öncesinde daha fazla tartışılmasına neden oldu. Bununla birlikte gösterilere siyasi destek verilmesi, protestoların söz konusu partiler tarafından başlatıldığı veya yönetildiği anlamına gelmiyor.Fransa'daki öğrenci protestolarıyla aynı dönemde dünyanın farklı ülkelerinde de gençlerin öncülük ettiği gösteriler yaşandı. Nepal'de yolsuzluk iddiaları ve siyasi ayrıcalıklar, Madagaskar'da elektrik ve su kesintileri, Fas'ta sağlık ve eğitim hizmetlerindeki yetersizlikler protestoların başlıca nedenleri arasında yer aldı. Peru ve Endonezya'da ise ekonomik eşitsizlik, siyasi ayrıcalıklar ve yönetim sorunları gençlerin tepkisini artırdı. Farklı ülkelerdeki hareketlerin talepleri ve örgütlenme biçimleri birbirinden ayrılırken sosyal medya üzerinden kurulan iletişim, gösterilerin uluslararası ölçekte görünürlük kazanmasını sağladı.

GÖZLER SİYASİ SONUÇLARDA
Fransa'da öğrenci örgütlerinin öncülüğünde başlayan protestoların sendikalar ve farklı toplumsal hareketlerin katılımıyla genişlemesi, gösterilerin siyasi etkisini artırdı. Ülkede 2027 Cumhurbaşkanlığı seçimi yaklaşırken ekonomi politikaları, eğitim harcamaları ve savunma bütçesi tartışmaların merkezine yerleşti. ABD Başkanı Donald Trump'ın Avrupa üzerindeki ekonomik ve askeri baskısı da bu tartışmaların uluslararası boyutunu oluşturuyor. Gençlik protestolarının hangi siyasi aktörlere avantaj sağlayacağı henüz belirsizliğini korurken, gösterileri örgütleyen yapılar, uluslararası eylem çağrılarının kaynağı ve Avrupa'daki siyasi dengelere olası etkileri yakından izleniyor. Z kuşağının öncülük ettiği protestoların örgütlenmesinde sosyal medya platformları önemli rol oynuyor. Öğrenci örgütlerinin çağrıları dijital platformlar üzerinden yayılırken gösterilere ilişkin görüntüler kısa sürede farklı ülkelerdeki gençlere ulaşıyor.
TÜRKİYE'YE YANSIR MI?
AVRUPA'DA yayılan gençlik protestolarının ardından sosyal medyada Türkiye'nin de adının geçtiği uluslararası eylem çağrıları dolaşıma girdi. "Gen Z Revolution" başlığıyla paylaşılan bir afişte İstanbul ve Ankara, Avrupa'nın farklı kentleriyle birlikte gösteri noktaları arasında gösterildi. Afişte 20 Kasım tarihine yer verilmesi, benzer protestoların Türkiye'de de düzenlenip düzenlenmeyeceği sorusunu gündeme taşıdı. Ancak söz konusu afişin kimler tarafından hazırlandığı, Türkiye'de çağrıyı üstlenen bir organizasyon bulunup bulunmadığı ve gösterilere yönelik somut hazırlıklar henüz doğrulanamadı. Bu nedenle sosyal medya paylaşımları, Türkiye'de protesto düzenleneceğine ilişkin kesin bir bilgi olarak değerlendirilmiyor.