• BUGÜNKÜ YENİ ASIR
  • BIST
    %0.89
    78.384,78
    EURO
    -%0.86
    4,4760
    USD
    %0.66
    3,8608
    GBP
    %0.66
    3,8608
    CHF
    %0.66
    3,8608
    JPY
    %0.66
    3,8608
  • 25°C

"Başarının sırrı yeteneği doğru kullanmakta saklı"

02.10.2010, 19:22

70'li yılların sonunda büyük ses getiren "Ölsem de Bir Kalsam da Bir" şarkısıyla şöhreti yakalayan, ancak çalışmalarını aranjörlük yaparak sürdüren Banu Kırbağ, müzik yolculuğunu Faruk Demir'e anlattı


70'li yılların sonunda büyük ses getiren "Ölsem de Bir Kalsam da Bir" şarkısıyla şöhreti yakalayan, ancak çalışmalarını aranjörlük yaparak sürdüren Banu Kırbağ, müzik yolculuğunu Faruk Demir'e anlattı


FARUK DEMİR

"Ölsem de Bir Kalsam da Bir" adlı şarkısı ile 70'li yılların sonunda müzik dünyasına bomba gibi düşen bir isimle beraberiz bugün: Banu Kırbağ. Sevilen müzisyen, müzikal yolculuğunun satır aralarını Yeni Asır okurları ile paylaştı.
- Müziğe nasıl ve ne zaman başladınız?
1969 yılında lise talebesi iken amatör olarak okul orkestrasında solistlik yaparak başladım. Zamanla repertuvar çalışmaları ve konserlerdeki canlı performansla solistlik ve sahne deneyimi kazandım. Okul devam ederken bir yandan İstanbul Belediye Konservatuvarı Şan ve Solfej Bölümü'ne gidiyordum. Daha sonra profesyenel bir orkestra ile çalışmaya başladım. Ardından Galata Kulesi'nden teklif alarak profesyonel sahne hayatına adım attım.
- Ailenizde başka müzikle ilgilenen kişi var mı?

Kardeşim Hülya. O da aynı yıllarda Devlet Konservatuvarı'na gidiyordu. Klasik müzik eğitimi almasına rağmen pop müzikle ilgileniyordu. 1972 yılında yaptığı ilk 45'lik olan "Ah Neyleyim Gönül" şarkısı ile "Hey" dergisi tarafından "Yılın Ümit Veren Kadın Şarkıcısı" ödülünü aldı. Daha sonra ikimiz "Zafer, Banu ve Hülya" adı ile anılan üçlü bir konseptte 4 adet 45'lik ve 1 tane albümle 3 yıl boyunca çalışmalarımızı sürdürdük.
- Pop müzik dalında ilklerdensiniz. Yaşadığınız zorluklar nelerdi?
O dönem bestelerin yeni yeni yapıldığı dönemlerdi. Plak teklifleri geliyordu ancak nasıl bir şarkı söylemem gerektiğini kafamda oluşturamamıştım. Bana biçilen elbiseyi itirazsız giymeye hazırdım. İlk 45'liğim belki ses getirmişti ama yaptığım iş içime sinmemişti. Sesimin güzel olması yeterli değildi. Bana yakışan şarkı henüz yazılmamıştı. Ta ki 1978'e kadar... 1978 yılında yaptığım "Ölsem de Bir Kalsam da Bir" isimli şarkım müzik listelerinde aylarca 1 numarada kaldı ve arkası geldi. Bir de "Unutulur" şarkım... Bu iki şarkı yorumculuğumu ortaya çıkardı. Gideceğim yol belliydi ve bunu ben belirlemiştim.
- Sizinle bütünleşen şarkılar neler?
"Ölsem de Bir Kalsam da Bir", "Unutulur", "Az Bana", "Kırık Hava", "Sevgi Kuşun Kanadında"... Yaptığım bazı Livaneli şarkıları...
- Aynı dönem arkadaşlarınız kimler?
O dönem öne çıkan en büyük albüm ismi Nur Yoldaş'ın "Sultanı Yegah" albümüydü.
- "Anlatamıyorum" adlı albümünüzün farklı bir özelliği var. Bu albümde ilk kez bir kadın yorumcu düzenleme yaptı ve siz ilk kadın aranjör unvanını aldınız. Bu nasıl oldu?
Ben 1978 yılında Timur Selçuk yönetiminde Çağdaş Dershane'de 5 yıl şan, solfej, armoni, kontrşan, kontrpuan, düzenleme eğitimleri aldım. Elbette oradan aldığım eğitimle duygularımı müziği bilerek kağıda dökecektim. Benim müzikteki miladım 1978 yılıdır. O dönemde "Anlatamıyorum" albümü için birçok besteciye gittik, ancak elimiz boş döndük. O dönemde ufak ufak beste çalışmalarım vardı; ben de biraz daha hızlandırdım. 2 yıl süre çok çalıştım. Albümün 6 şarkısını ürettiklerimden seçtik. Faruk Nafiz, Ahmet Kutsi Tecer, Ümit Yaşar Oğuzcan gibi şairlerin şiirlerine besteler yaptım. Sonra bu bestelerden birini düzenlemeye karar verdim ve sonunda başardım. Ve "Anlatamıyorum" şiir tadında bir albüm oldu. Bir kadın yorumcunun düzenleme yapabilirliği konusunda gururlandım ben de. Sonra çalışmalarım devam etti. 1987 Beyaz Güvercin Yarışması'nda sevgili Aysel Gürel'in sözlerini yazdığı "Bir Bahar Aşkısın"ı besteledim. Düzenlemesini yaparak yarışmada 30 kişilik orkestrayı yönettim.

'ÇOK YÖNLÜLÜK GÜZEL'
Ancak şunu da belirtmeliyim müzik bilgim elbette düzenleme yapmaya müsaittir ama bir pop müzik orkestrasının yönetilebilirliği ile klasik müzik orkestrasının yönetebilirliği de ayrıdır. Ben sadece ögrendiklerimi, belli bir çerçevede izleyiciye sundum. Çok yönlü olmak güzel ancak hedefi tek bir noktada toplamak gerek. Başarının sırrı çok çalışmada, yetenekleri doğru biçimde kullanmada saklı sanırım.

'Ankara'da solist olarak çalışıyorum'

- Güncel çalışmalarınızdan bahseder misiniz?

Ben 10 yıldır Ankara Büyükşehir Kent Orkestrası'nda solist olarak çalışıyorum. Yurtiçi ve yurtdışındaki üniversitelerde konserler veriyoruz. Büyük bir orkestra eşliğinde şarkı söylemenin keyfini yaşıyorum. Bu arada söz, beste çalışmalarım devam ediyor. Sanatçı arkadaşlarıma beste konusunda yardımcı olmaya çalışıyorum. Yine bu arada MESAM Denetim Kurulu üyesiyim. Telif haklarının önemli bir takipçisiyim. Bu konuda elverdiğince yararlı olacağıma inanıyorum.

Şarkı ve şarkıcı el ile eldiven gibi bütünleşmeli
- Dünle bugünü kıyasladığınızda yeni nesil pop şarkıcıları daha mı şanslı?

Dünle bugün arasında en önce dinleyici algılamasında fark var. Bugünkü pop şarkıcıları teknolojik açıdan daha şanslı ancak bu zenginlik içinde duygular öldü diyebilirim. Bir de kalıcı besteler üretilmiyor eskisi gibi. Tek kanallı dönemde belki kalıcı olmak daha kolay gibi bir anlam çıksa da biz o dönemde TRT'nin denetiminden geçiyorduk. Klip kanalı yoktu. Buna rağmen kalıcı olabildik. 1970'li 80'li yılların şarkılarının kalıcı olmalarının sebebi, anlaşılabilir bir dil, söz ve müziğin yorumcuyla birlikte el- eldiven gibi bütünleşmesidir. Bir de o dönem şarkıları birbirine benzemez. Bugün üretilene bakacak olursak görsellige dayanan, sözlerin anlaşılmadığı, bestenin ayrı telden sözlerin ayrı telden çaldığı eserler görebiliriz. Bir de müzik türleri birbirine karıştı. Makamsallık, halk müziği ezgileri ve enstrümanları pop müziği içinde yer alıyor. Bu bir zenginlik kabul ediyorum, ancak bu zenginliği sadeleştirmek gerek.



"Başarının sırrı yeteneği doğru kullanmakta saklı" haberine yapılan yorumlar ( yorum)

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan YENİ ASIR veya yeniasir.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

BİZE ULAŞIN