KONUK YAZAR FARUK DEMİR
Geçen haftaki yazımda dünyada ve ülkenizde telif haklarının uygulanmaya başladığı takvime değinmiş nitekim bir asırdan fazla gelişmiş dünyanın gerisinde olduğumuzu söylemiştim... Peki dünyayla bu açığı kapatabilecek miyiz... Benim uygulamanın içinde olan bir kişi olarak kanaatim hem evet, hem hayır... İçerisine dahil olmaya hevesli olduğumuz yanıbaşımızdaki Avrupa ne durumda bir bakalım...
CISAC verilerine dayanarak yazıyorum; Almanya meslek birliği GEMA yılda 1 milyar 150 milyon dolar, Fransa SACEM 850 milyon dolar, İngiltere PRS 850 milyon sterlin müzik eserleri için telif hakkı topluyor...
Peki ya Türkiye... Değerli okurlar maalesef bir yılda yaklaşık 25 milyon dolar toplayabiliyoruz. Varın karşılaştırmayı siz yapın... Şimdi batıyla aramızdakı bu uçurumu kapatabilecek miyiz hep birlikte kafa yoralım...
Bugünlerde unutuldu gibi ancak Avrupa Birliği'ne girme çalışmalarının çok gündemde olduğu bir kaç yıl öncesine dönersek, müzakerelerde yanılmıyorsam 35 fasıla vardı... Fikri mülkiyet başlığı bu 35 madde arasın da 5. sıradaydı.. Bu ne demek? Yani yaratım hakkını tam güvece altına yasal mevzuatla alma zorunluluğu. Aradan yıllar geçti alabilmiş miyiz? Topladığımız telif gelirlerimizi kıyasladığımızda durum ortada...
Değerli okurlar ben umutsuz değilim ancak bu seyiri değiştirmemiz şart... Bir önemli noktanın altını çizeyim, sakın ola bu olumsuz tabloyu dünün veya dünden öncenin ve bugünün devlet yöneticilerine topu atıp kenara çekilmeyelim.. Biz üreten yada tüm sanat emekçileri olarak sonuç odaklı projeler ve iyi örgütlenmeyle üzerimize düşeni yaptık mı, yapıyor muyuz, yapabilecek miyiz.. İşte sorunun asıl düğümlendiği yer burası... Galiba biz cumhuriyet devrimleriyle birlikte medeni haklarımızın kazanımında aşğıdan talep , zorlama ve mücadeleyle değilde bizi yönetenlerin sunumuna alışmış olmamızdan kaynaklıki devlet şu telif haklarımızı düzeltsin diye bekliyoruz...oysaki geçen haftada değindim telif hakları kanunu 1951 de çıkmış... eeee bu kanunu harekete geçirecek değişen koşullara göre gerekli ilava ve çıkarmaları takip edecek biz sanatçılarız, bu vesileyle birazda kendimize bakmalıyız.... Telif hakları kanusunda ülkemiz sanatçıları içerisinde dünya uygulamalarını yakından bilen sayısız arkadaşımız var.. Önümüzdeki yazılarımda neler yapmak gerek, yapılacak işler kimin görevi devlet siyaset sanat ve kullanıcıların üzerine düşenler noktasına değineceğimi bildirmek isterim... iyi haftalarr...
Faruk Demir. Besteci, söz yazarı ve Mesam Eski Başkanı.
