İZKA İnşaat çatısı altında İzmir merkezli birçok kentsel dönüşüm ve sürdürülebilir mimari proje yürütüyor. İzmir'de inşaat sektörün önde isimlerinden İZKA Yönetim Kurulu Başkanı Azat Yeşil ile kentteki kentsel dönüşüm ve inşaat sektörünün güncel durumunu konuştuk. İzmir'de kentsel dönüşümün bir an önce yapılması gerektiğini vurgulayan Yeşil, "Hızla depreme dayanıklı konutlar yapılmalı" dedi. YENİ ASIR'a açıklamalarda bulunan İZKA Yönetim Kurulu Başkanı Yeşil, İzmir'de inşaat sektörünün karşılaştığı sorunları, çözüm önerilerini ve kentin geleceğine yönelik tespitlerini açıkladı. Yeni şehirleşme stratejilerinin ada bazında dönüşüm ilkesine dayanması gerektiği belirten Yeşil, "İzmir'de Kentsel Dönüşümün hızla gerçekleşebilmesi için parsel değil, ada bazlı dönüşüm şart" dedi.

ADA BAZINDA DÖNÜŞÜM ŞART
PARK Yaşam, İzka Port gibi projelerle şehrin modern yüzünü inşa eden Azat Yeşil, "İzmir'de hasar tespiti yapılan binaların envanter çalışmaları tamamlanırken, uzmanlar kentsel dönüşüm sürecinde parsel bazlı yaklaşımdan vazgeçilmesi gerektiğini vurguluyor. Yeni şehirleşme stratejilerinin ada bazında dönüşüm ilkesine dayanması gerektiği belirtiliyor" diye konuştu. Tanınmış iş insanı Yeşil, "Yapılan değerlendirmelere göre, ada bazında gerçekleştirilecek dönüşüm çalışmaları, kente sadece yeni konutlar kazandırmakla kalmıyor; aynı zamanda yeşil alanlar, sosyal donatı alanları ve yaşam kalitesi yüksek mahalleler oluşturulmasına da zemin hazırlıyor. Uzmanlar, bu yöntemle şehir dokusunun daha sağlıklı gelişeceğini ifade ederken, kamu yararına öncelik veren planlamalarla İzmir'in daha dayanıklı bir kente dönüşmesinin mümkün olduğunu belirtiyor" dedi.
BARINMA KRİZİ KAPIDA
KÜRESEL ölçekte giderek derinleşen barınma krizi, artık yalnızca ekonomik değil, aynı zamanda sosyolojik bir sorun olarak da tüm dünyanın gündeminde yer aldığını belirten Azat Yeşil, "Türkiye'de de benzer sorunlar yaşanırken, uzmanlar bu dönemde özel sektör, kamu ve uluslararası normların birlikte devreye girmesi gerektiğini vurguluyor. Uzmanlar, Birleşmiş Milletler'in 2016 yılı raporuna atıfla, kentsel dönüşümün özel sektör tarafından desteklenmesinin önemine dikkat çekiyor. Bu doğrultuda, hazine ve kamu arazilerinde yapılacak erişilebilir konut projeleri, dar gelirli vatandaşların konuta erişimini kolaylaştırma adına kritik rol oynayacak" diye konuştu.
GÜVENLİ YAPILAR ZİRVESİ
YEŞİL, "Geçtiğimiz günlerde Ankara'da gerçekleştirilen "Güvenli Yapılar Zirvesi" kapsamında, hükümetin kamu arazilerinde alt gelir grubuna yönelik konut projeleri geliştireceğini açıklaması, umutları artırdı. Bugün Türkiye'de barınma krizi yaşanıyor. Ancak Avrupa'da ve Amerika'da durum bizden daha kötü. San Francisco gibi şehirlerde nüfusun yüzde 5'i sokaklarda yaşıyor. Bizde ise insanlar bir çatı altında barınabiliyor, fakat bu binaların sağlamlığı tartışmalı; çünkü biz deprem ülkesiyiz" dedi.
HÜKÜMET HIZLI HAREKET ETTİ
YEŞİL, "Uzmanlar, sadece konut üretiminin değil, bu yapıların deprem güvenliği açısından da profesyonel biçimde denetlenmesi gerektiğinin altını çiziyor. Bu bağlamda hem özel sektörün deneyimli aktörlerinin hem de bu firmaları denetleyen yapı denetim şirketlerinin belediyeler ve Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı ile koordineli çalışmasının önemi vurgulanıyor" diye konuştu. 6 Şubat depremlerinden sonra hükümetin bölgede hızla harekete geçtiği ve mağduriyetleri en aza indirmek adına Diyarbakır, Kahramanmaraş, Adıyaman ve Hatay'da kısa sürede toplu konutların teslim edildiğini belirten Yeşil, "Diyarbakır'da çok kısa bir sürede konutlar teslim edildi. Devlet hızlıca müdahale etti, insanları açıkta bırakmadı. Bu bir başarıdır ve ülke geneline yayılması gerekir" ifadelerini kullandı.
KAMUNUN ROLÜ ARTIYOR
YEŞİL, "1970'li yıllardan itibaren Türkiye'de başlayan kırsaldan kente göç dalgası, büyük şehirlerin plansız ve programsız şekilde büyümesine yol açtı. Bu göç hareketiyle birlikte başta İstanbul, Ankara, İzmir, Bursa, Adana ve Mersin olmak üzere birçok şehirde kaçak yapılaşma hız kazandı. Zamanla bu yapılar, şehirlerin merkezinde kalan yorgun ve riskli alanlara dönüştü. Bugün gelinen noktada, bu yapı stoklarının büyük bölümü ömrünü tamamlamış durumda. Uzmanlar, bu alanların acilen dönüştürülmesi gerektiğini belirtiyor. Dönüşümün başarısı ise merkezi hükümet ve yerel yönetimlerin ortak kararlılığına bağlı. Bu alanlar artık şehirlerin tam merkezinde kaldı. Buralarda dönüşüm, hem planlı şehirleşme hem de güvenli konutlar için kaçınılmaz" dedi.
UŞAK VE KÜTAHYA ÖRNEK
YEŞİL, "Örnek projeler arasında Uşak'ta 450 dönümlük bir alanın yatay mimari anlayışıyla dönüştürülmesi dikkat çekiyor. Proje, bugün Uşak'ın en cazibe merkezi haline geldi. Yine Kütahya'da 550-600 konutluk bir kentsel dönüşüm projesi hayata geçirilmiş durumda. Çevre Bakanlığı'yla birlikte yürüttüğümüz projeler şehirlerin çehresini değiştiriyor. Bu dönüşüm, sadece yeni yapılar değil, aynı zamanda insanların yaşam kalitesini artıran bir sosyal projedir. Uzmanlar, bu tür dönüşümlerin sadece bina yenileme değil, yaşamı yeniden kurgulama süreci olduğunu vurguluyor. Bu nedenle hem fiziksel dönüşüm hem de toplumsal adaptasyon aynı anda yürütülmeli" diye konuştu.
'HAREKETE GEÇMEK GEREK'
İZMİR'İN, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından kentsel dönüşümde pilot il olarak seçilmesinin oldukça avantajlı bir durum oluşturduğunu hatırlatan Azat Yeşil, "Dünya Bankası destekli dönüşüm projeleri için hibe ve finansman kaynakları hazır. Ancak süreçte tıkanmalar yaşanıyor. Destekler hazır olmasına rağmen ruhsat işlemlerindeki yavaşlık nedeniyle bu kaynaklar kullanılamıyor. Devlet tarafından sağlanan hibe destekleri, bu ay artırıldı. Ama İzmir maalesef bu destekleri tam anlamıyla kullanamıyor. Kaynaklar hazır, sadece ve sadece harekete geçmek gerekiyor" dedi.
RUHSAT SÜREÇLERİ HIZLANMALI
KENTSEL dönüşüm sürecinde özellikle ruhsat işlemlerinin 5-6 aya kadar uzadığına işaret eden Azat Yeşil, "Ruhsat süreçleri maksimum 15 gün içinde sonuçlandırılmalı. Bu konuda ilçe belediyelere büyük görev düşüyor. Gerekirse bunun için özel birimler kurulmalı, çift vardiya çalışılmalı. Çünkü bu iş 'elzem' bir konudur, can güvenliğiyle ilgilidir. Deprem bölgesindeki şehirlerde hızlı aksiyonun örnekleri mevcut. Islahiye'de 7. günde ihale açılıp 15. günde inşaata başlandı" diye konuştu. Ekonomik koşulların yatırım kararlarını doğrudan etkilediğini dile getiren Azat Yeşil, sözlerini şöyle sürdürdü: "Mehmet Şimşek'in liderliğinde yürütülen Orta Vadeli Plan'ın olumlu sonuçlarını göstermeye başladığını söyleyebiliriz. Temmuz ayı itibariyle faizlerde yüzde 4-5'lik bir düşüş bekleniyor. Enflasyon düşüşe geçti, bu faizlere de yansıyacak. Faiz düştükçe yatırımcı parasını mevduatta tutmak yerine gayrimenkule yönlendirecek. Bu durumun, durgunlaşan inşaat sektöründe canlanmayı da beraberinde getirecek ve sektörün önü açılacak."
ÇİMENTO VE BETONDA FİYAT KONTROLÜ ŞART
AZAT Yeşil, sektördeki maliyetlerin büyük kısmını oluşturan çimento ve beton fiyatlarındaki artışlar, yatırımcıyı zorlayan en önemli başlıklar arasında yer aldığını söyledi. Yeşil, "Bu noktada Ticaret Bakanlığı'na özel bir çağrı da var: Demir fiyatları kontrol altında ama çimento ve beton fiyatları bazen enflasyonun da üzerinde artış gösteriyor. Bunlar kontrol altına alınmalı. O zaman yatırımcının önü açılır" diye konuştu.
KİRA STOKLARI ARTARSA FİYATLAR DA DENGELENİR
DÜNYADA Kiraya Dayalı Konut Modeli'nin tartışıldığını vurgulayan Yeşil, şunları söyledi: "Türkiye'de derinleşen barınma krizine çözüm arayışları devam ederken, devlet destekli kiraya dayalı konut üretim modeli yeniden gündeme geldi. Çevre ve Şehircilik Bakanı Murat Kurum'un öncülük ettiği modelde, devlet kendine ait arsaları yatırımcılara tahsis edecek; yatırımcı bu arsalar üzerinde konut inşa edecek ancak bu konutları belirli bir süre boyunca satamayacak, yalnızca kiraya verecek. Böyle bir model Avrupa'da ve Amerika'da da uygulanıyor. Devlet arsasını veriyor, yatırımcıya diyor ki, 'Satarsan vergi alırım, kiralarsan teşvik ederim.' Böylece kira stoku artıyor, fiyatlar dengeleniyor. İZKA olarak böyle bir projeye destek vereceğiz. Barınma krizinin çözümünün bu tür uzun vadeli, planlı kira politikalarından geçtiğini düşünüyorum."
"DEVLETİN CEBİNDEN PARA ÇIKMADAN ÇÖZÜM ÜRETİLEBİLİR"
İZMİR'DE konut arzı artmasına rağmen kiralık daire fiyatlarının hâlâ yüksek olduğunu belirten Yeşil, "Bu noktada arz-talep dengesizliği ve yatırımcıya yönelik yeterli teşviklerin olmaması etkili. Ev var ama fiyat çok yüksek. Eğer destekler artırılır ve Kiraya Dayalı Konut Modeli uygulanırse, hem arz artar hem kira fiyatları dengelenir. Devletin cebinden para çıkmadan çözüm üretilebilir" dedi. Modelin geçmişte Turgut Özal dönemindeki Antalya kıyıları örneğine benzetildiğini vurgulayan Yeşil, "O gün 'müteahhitlere peşkeş çekildi' denilen projelerin bugün Türkiye'yi turizm devi haline getirdiği hatırlatılıyor. İzmir'de hali hazırda Bayraklı, Çiğli, Karşıyaka ve Bornova bölgelerinde birçok mikro ölçekte kentsel dönüşüm projesi yürütülüyor. Tamamlanan projelerin yanı sıra yeni inşaatların yapımı da sürüyor" diye konuştu

