Son dakika İzmir haberleri... Kişi başına 1.000 m3 su düşen İzmir, su fakiri kentler arasında yer alıyor. Kentteki kuraklık su kesintilerine neden olurken, yer altı sularının azalması da yeni bir tehlikeye işaret ediyor. Jeoloji Mühendisleri Odası İzmir Şube Başkanı Koray Çetin Önalan, kentteki yer altı suyu çekilmesine ilişkin açıklamalarda bulundu.

KIYI İLÇELERİ RİSKLİ
Önalan, Bayraklı, Çiğli, Alsancak gibi bölgelerin yer altı suyu seviyesinin yüzeye yakın olduğu bölgeler olduğunu hatırlatarak, "Bugüne kadar edindiğimiz deneyimler, depremlerin yer altı suyu yüksek ovalarda, tarım arazilerinde en büyük zararı verdiğini gösteriyor. Dolayısıyla, taşkın ovalarını, sulak alanları imar planlarında en son yerleşilmesi gereken alanlar veya hiç yerleşilmemesi gereken alanlar olarak değerlendirmeliyiz" dedi.

Deprem ve yer altı suyu ilişkisinin lokal olarak özellikle diri fayların çok yakınında gözlendiğini dile getiren Önalan, "Özellikle Büyük Menderes, Küçük Menderes, Gediz gibi taşkın ovalarında yer altı suyunun düzeyinin düşmesi, aşağı doğru çekilmesi, kontrolsüz yer altı suyu çekiminden kaynaklanmaktadır. Bugün, izinli-izinsiz kuyu sayısını tahmin etmek bile çok güç. Özellikle, metropol alanda, Bayraklı, Çiğli, Alsancak gibi yerleşim alanlarında da kaçak kuyuların varlığını biliyoruz. Bu alanlardan çekilen yer altı suyunun etkisi ile zeminlerde boşluk suyu basıncının kaybolması ile deprem olmasa bile deformasyonlar gözlenebilmektedir" dedi.

"DEPREM ANINDA BİNANIN YIKILMASINA NEDEN OLABİLİYOR"
Söz konusu ilçelerde denizden karaya tuzlu su girişinin olduğunu ve bunun yapıların temeline zarar verdiğine dikkat çeken JMO Başkanı, olası tehlikeleri şu sözlerle anlattı; "Üstelik yukarıda sözünü ettiğim İzmir metropol alanındaki yerleşim yerlerinde, denizden karaya doğru tuzlu su girişimi de var. Bu durum, bina temel elemanlarının zaman içerisinde dayanımını kaybetmesine, deprem anında binanın yıkılmasına neden olabiliyor. Sonuç olarak, yerleşim alanı seçiminde, öncelikli yerleşim alanlarını belirlemek amacı ile plana esas jeolojik-jeoteknik etütleri, mikrobölgeleme etütlerini hızla yapıp, yaşanabilir kentler planlamalıyız, hem de hızla. Çünkü ne kadar vaktimiz var bilmiyoruz."