İzmir'in dikkat çeken ilçelerinden Bergama içinde barındırdığı Pergamon antik kentiyle dünyaca tanınan kentlerimiz arasında gösteriliyor. Antik dönemin güçlü izlerini barındıran Bergama her yıl binlerce yerli ve yabancı turistin akınına uğruyor. Bergama'yı bu denli ünlü yapan unsurların başında ise Pergamon antik kenti geliyor. Helenistik dönemde, askeri önceliklerinin dışında kent, kültür, bilgi ve bilim başkenti olarak tanınıyor. Arkeolog, tarihçi ve sanat tarihçilerinin merceği altındaki Pergamon ne ilginçtir ki bugün bile gizemini koruyor.

GÜZELLER GÜZELİ PERGAMON
Başta da belirttiğimiz gibi Pergamon, Helenistik dönemin en önemli bilim, bilgi ve kültür merkezlerinden biriydi. Kütüphanesi, Asklepion sağlık kompleksi ve ünlü Zeus Sunağı ile antik çağın entelektüel kentlerinin en dikkat çekeniydi. Günümüzde, Bergama olarak bilinen topraklar Helenistik dönemde Akdeniz çukurunun merkezlerinden biri konumundaydı.

BİLGİNİN BAŞKENTİ
Coğrafi açıdan Akropolisin üzerinde yükselen şehir, sadece savunma avantajı sağlayan bir konuma sahip değildi. Kentin en önemli yapıları arasında gösterilen saraylar, tapınaklar, kütüphane ve tiyatro gibi yapıların hepsi burada toplanmıştı. Diğer antik kentler genellikle ticaret veya askeri güçle öne çıkarken Pergamon farklı bir yol izleyerek 'bilgi başkenti' haline getirildi. Seçkin bilim insanları, heykeltıraşlar, filozoflar ve hekimler buralarda görev yaparken kraliyet sarayı ise bu faaliyetlere tam destek veriyordu. Tarihçilere göre, Pergamon'un gerçek anlamda yükselişi Büyük İskender'in ölümünden sonra başladı. O denemde, İskender'in devasa imparatorluğu generalleri arasında paylaşılmış ve Anadolu'daki güç dengeleri hızla değişiyordu. Bu sıralarda Pergamon küçük bir kale şehriydi. Ancak Philetairos adlı üst düzey bir yönetici burada güçlü bir siyasi yapı kurmayı başardı. Onun kurduğu Attalos Hanedanı kısa sürede Pergamon'un da kaderini değiştirdi. Şehir planlaması, mimari yatırımlar ve sanat sayesinde Pergamon kısa sürede Akdeniz'in en görkemli kentlerinden biri haline geldi. Krallık yalnızca orduyla değil kültürle güç kazanabil ineceğini de gösterdi.
AKROPOLİS
Gelelim Akropolis'e... Muazzam bir coğrafi konumda bulunur. O dönemde, Akropolis'in üzerinde saray kompleksleri, tapınaklar, kutsal alanlar ve kamusal yapılar yer alıyordu. Bu yapılar birbirine teraslarla bağlanmıştı. Bu da görkemli bir mimari kompozisyon oluşturuyordu. Tiyatro ise yaklaşık on bin kişilik kapasitesiyle dikkat çeken bir başka yapı. Oldukça dik bir yamaca inşa edilmiştir. Bu özelliği onu antik dünyanın en dik tiyatrolarından biri yapmıştır. Tiyatronun bulunduğu yerden Bakırçay ovasınının muhteşem manzarasını izleyebilirsiniz. İşte o zaman Pergamon'un yalnızca bir şehir değil aynı zamanda bir sahne gibi tasarlandığını fikri ağır basar.

KÜTÜPHANESİ İLE ÜNLÜ
Bilim deyince akla gelen ilk yapılardan biri de ünlü kütüphanesidir. Kaynaklara göre Pergamon Kütüphanesi, İskenderiye Kütüphanesi'nden sonra antik dünyanın en büyük ikinci bilgi merkezidir. İçinde iki yüz bin kadar yazma eser bulunduğu tahmin edilir. Metinlerin ise çoğunlukla parşömen üzerine yazıldığı kesinleşmiştir. Parşömen kullanımının yaygınlaşması Pergamon ile doğrudan ilişkili olduğu düşünülmektedir. Mısır yönetiminin, İskenderiye Kütüphanesi'ni korumak amacıyla papirüs ihracatını sınırlaması, bunun üzerine Pergamon'un da yeni bir yazı malzemesi geliştirilmesini zorunlu kılmıştı. Hayvan derisinden yapılan bu dayanıklı yüzey "pergamen" olarak adlandırıldı ve zamanla Avrupa dillerine "parchment" olarak geçti. Bu sayede yazılı kültür de hızla yayıldı. Pergamon Kütüphanesi aynı zamanda filozofların ve bilginlerin buluşma noktasıydı. Burada çalışan araştırmacılar tarih, edebiyat ve bilim alanlarında çalışmalar yürütüyordu.
ZEUS SUNAĞI
Pergamon'un incisi Zeus Sunağı'dır. Bu anıtsal yapı MÖ 2. yüzyılda inşa edildi ve Helenistik sanatın en görkemli örneklerinden biri olarak kabul edildi. Sunağın çevresini saran dev friz ise tanrılar ile devler arasındaki mitolojik savaşı anlatır. İnanılmaz bir dinamizm göze çarpar. Heykeltıraşlar kasların gerilimini, yüz ifadelerini ve hareketin enerjisini olağanüstü bir ustalıkla aktarmıştır. Tanrıların kaos güçlerini yenmesi, krallığın barbarlara karşı kazandığı zaferlerin sembolik bir anlatımı olarak yorumlanır.
TIP VE ŞİFA MERKEZİ
O dönemde kent yalnızca sanat ve edebiyatın değil, tıbbın da önemli şifa merkezlerinden biriydi. Şehrin yakınında bulunan Asklepion, antik dünyanın en ünlü sağlık merkezlerinden biri olarak biliniyordu. Burada hastalar yalnızca fiziksel tedavi değil aynı zamanda ruhsal iyileşme de arardı. Burada su kaynakları, uyku odaları ve tedavi alanları bulunuyordu.