Yazılı tarih var olduğundan bu yana güzeller güzeli İzmir, tarihin her döneminde çekim ve cazibe merkezi olmayı başarmıştır. Coğrafi konumu nedeniyle sadece bugün değil antik uygarlıkların da en önemli kentleri arasında yer alan İzmir Ege'nin incisi, Türkiye'nin üçüncü büyük kentidir. Döneminin kudretli kralı Büyük İskender'in rüyalarını süsleyen İzmir'in kuruluşunun altında yatan gerçeği Yeni Asır okuyucuları için araştırdık.

RÜYA GERÇEK OLDU
Bugün Kadifekale civarı olarak bilinen "Pagos" dağının adı antik kaynaklarda 'Tepe' anlamına gelmektedir. M.Ö. 334'te Pagos dağı eteklerinde bir tepe üzerinde bulunan meşhur kale Anadolu'yu Pers egemenliğinden kurtaran Makedonya Kralı Büyük İskender'in isteği ile yapıldığı bilinmektedir. İskender'in Anadolu'ya çıkışı ve Pers egemenliğine son vermesi üzerine bölgede M.Ö. 334-133 arasında güçlü Helenistik dönem başlar. Son derece gelişmiş bir uygarlık olan Helenler beraberlerinde kendi şehircilik anlayışlarına uygun şehirleşme projelerini hayata geçirmek isterler. Helenlerin istedikleri Bayraklı Tepekule'de sıkışmış olan Smyrna kentinin yeniden inşa edilerek Efes, Bergama, Rodos, İskenderiye gibi zamanın ticarette ve liman işletmesinde ileri gitmiş şehirleri ile boy ölçüşebilecek bir şehir düzeyine erişmesidir. Ancak, böyle bir şehrin eski İzmir'de kurulması hem konum ile hem de alanın küçüklüğü nedeniyle imkansız olduğundan, İskender, bugün "Kadifekale" olarak bilinen "Pagos" tepesi ve eteklerine en baştan yeni bir şehir kurmayı planlar.

KAHİN MÜJDEYİ VERDİ
Tabii her olayın bir efsanesi vardır. İzmir'in de öyle... Efsaneye göre, İzmir'e gelen Büyük İskender, o zaman ormanlarla kaplı "Pagos tepesi" denilen Kadifekale'de Nemesis (adalet ve intikam tanrıçası) kutsal alanında avlanırken yorulur. Uzandığı ulu bir çınarın altında hemen uykuya dalar. Rüyasında gördüğü tanrıça Nemesis, İskender'den yeni İzmir kentini uyuduğu tepenin eteklerinde kurmasını ister. Bir süre sonra uykusundan uyanan İskender, Klaros'un Apollon kâhinine gördüğü rüyayı anlatarak fikrini sorar. Büyük İskender'in anlattıklarından etkilenen kahin rüyayı tek bir cümlede yorumlar. "Kutsal Meles Çayı kenarındaki Pagos tepesi eteklerinde yerleşecek İzmirliler, eskisinden dört kez daha mutlu olacaklardır" der.
TİMUR VE DEPREM YIKTI
Ancak, efsanenin aksine İzmir'in kuruluşundaki temel faktör ise dönemin deniz ve karada gelişen ticari potansiyelinin dayattığı zorunluluktur. İskender'in generallerinden "Lysimachos" kısa sürede yeni İzmir'in kuruluşunu gerçekleştirir. Şehri "Pagos tepesi" ile iç limana bakan yamaçlarda kurmaya başlar. Böylece 400 yıl önce Lidyalıların istilası ile yurtlarından edilen Meles çayı etrafında küçük köysel yerleşimlerde yaşayan Homeros'un hemşerisi İzmirliler, buraya gelip yerleşirler. Kadifekale, Ortaçağ'da Timur orduları tarafından tahrip edilmiş, ayrıca İzmir'deki 1668 depremi de bu tarihi değere büyük zarar vermiştir.

STRATEJİK LİMAN KENTİ
SMYRNA Antik Kenti (İzmir'in antik adı), Ege kıyısında stratejik bir liman kenti olarak tarihin en önemli yerleşimlerinden biridir. Eski Smyrna (Bayraklı/Tepekule): İlk yerleşimler MÖ 3000'lere (Erken Tunç Çağı) kadar uzanır. MÖ 11.-10. yüzyılda Aioller tarafından kurulmuş, MÖ 8. yüzyılda İonlar ele geçirmiştir. MÖ 7-6. yüzyılda parlak dönemini yaşamış; Athena Tapınağı, ızgara planlı sokaklar ve Akdeniz ticaretiyle öne çıkmıştır. Lidyalılar (MÖ ~600) ve Persler tarafından yıkılmıştır.
BÜTÜN KENTLERİN EN GÜZELİ SAYILIYORDU
YENİ Smyrna (Hellenistik-Roma Dönemi): MÖ 4. yüzyıl sonunda Büyük İskender'in rüyasına dayanan bir efsaneyle Kadifekale (Pagos) eteklerine taşınmıştır. Asıl kuruluşu Antigonos ve Lysimakhos dönemlerinde gerçekleşmiştir. Şehir, ızgara planı (Hippodamos tarzı), limanı ve konumu sayesinde hızla gelişmiştir. Roma İmparatorluğu döneminde Asya'nın en önemli kentlerinden biri olmuş, "Bütün kentlerin en güzeli" olarak anılmıştır. Agora (idari, ticari ve sosyal merkez), tiyatro, stadyum, hamamlar gibi anıtsal yapılarla donatılmıştır. MS 178 depreminden sonra Marcus Aurelius'un desteğiyle yeniden inşa edilmiştir. Günümüzde Smyrna Agorası (Konak'ta) en iyi korunmuş kalıntıdır.