Çeşme'nin yüzyıllar önce en önemli tarımsal değerlerinden biri olan damla sakızı yeniden ilçenin geleceğine dönüşüyor. Bugün Sakız Adası ile özdeşleşen damla sakızının aslında Çeşme'de de çok güçlü bir geçmişi bulunduğunu söyleyen Sakız Ağacım Çeşme Proje Koordinatörü Hasan Ege Tütüncüoğlu, Cumhuriyet öncesi dönemde Çeşme'den yıllık 40 tona yakın sakız çıkışı yapıldığına ilişkin belgeler bulunduğunu söyledi. Tütüncüoğlu, ilçede bugün hâlâ ayakta olan 150 yıllık ağaçların da geçmişteki büyük sakız plantasyonlarının canlı tanıkları olduğunu belirtti. Çeşme'nin bu büyük üretim gücünü zaman içerisinde kaybettiğini anlatan Tütüncüoğlu, en önemli nedenlerden birinin yapılaşma olduğunu söyledi. Sakız ağaçlarının imar uygulamaları sırasında kesildiğini belirten Tütüncüoğlu, bölgeye sonradan yerleşen insanların da sakız tarımını bilmedikleri için farklı tarım ürünlerine yöneldiğini anlattı. Ancak Çeşme'nin coğrafyası başka bir gerçeği gösteriyordu. Tütüncüoğlu, damla sakızı veren özel varyetenin dünyada esas olarak Sakız Adası ile Çeşme Yarımadası'nda bulunduğunu söyledi.

BİR AĞAÇ 6-7 BİN LİRA
Damla sakızının ekonomik değerine ilişkin çarpıcı rakamlar veren Tütüncüoğlu, bir ağacın yaklaşık beşinci yılın sonunda 100 gram ürün vermeye başladığını, 15-20 yaşlarında ise verimin 500 grama kadar çıkabildiğini söyledi. Ortalama üretimin 200-300 gram civarında değerlendirilebileceğini belirten Tütüncüoğlu, damla sakızının kilogram değerinin yaklaşık 30 bin liraya ulaştığını ifade etti. "Bir ağaçtan ortalama 6-7 bin liralık sakız değeri alınabilir" diyen Tütüncüoğlu, asıl büyük ekonomik potansiyelin ise ham üründen çok katma değerli ürünlerde bulunduğuna dikkat çekti.

FARKLI ALANLARDA KULLANILIYOR
Damla sakızının Türkiye'de çoğunlukla dondurma, kahve ve kurabiyeyle tanındığını ancak dünyadaki ekonomik değerinin bunun çok ötesine geçtiğini belirten Tütüncüoğlu, kozmetik ve farmakoloji alanlarını işaret etti. Proje kapsamında üniversitelerle Ar-Ge çalışmaları yürüttüklerini anlatan Tütüncüoğlu; göz altı kreminden diş macununa, ağız çalkalama suyundan çocuk pişik kremine ve güneş kremlerine kadar farklı ürünlerin formül ve prototip çalışmalarının hazırlandığını söyledi. Tütüncüoğlu, üretilecek sakız miktarı arttıkça bu ürünlerin de devreye alınmasının planlandığını kaydetti. Tütüncüoğlu, "Ağaç sayımız 100 bine geldiği zaman ithalatı durdurabilecek noktaya ulaşabiliriz. Ağaçların sakız vermeye başlaması için de üç-beş yıllık süre gerekiyor" dedi.

20 BİN FİDAN TOPRAK BEKLİYOR
Ancak projenin önünde önemli bir sorun bulunuyor: Arazi. Tütüncüoğlu, proje kapsamında üretilerek dikilen ağaç sayısının yaklaşık 40 bine ulaştığını, Bakanlığın dikimleriyle birlikte son üç yılda Çeşme'de yaklaşık 50-60 bin sakız ağacının toprakla buluştuğunu söyledi. Buna karşılık yaklaşık 20 bin fidanın hâlâ saksılarda dikilecek yer beklediğini belirten Tütüncüoğlu, uygun alan tahsisi ve bürokratik süreçlerin önlerindeki en büyük sorunlardan biri olduğunu ifade etti. Sakız hasadı ise yüzlerce yıllık yöntemlerle yapılıyor. Temmuz ayının ilk haftasında başlayan süreç eylül ortasına kadar devam ediyor. Ağacın altındaki toprak temizleniyor ve üzerine kalsiyum karbonat esaslı beyaz bir tabaka seriliyor. Ardından ağacın gövde ve dallarına, kabuğun hemen altına ulaşacak şekilde küçük çizikler açılıyor. Ağaçtan yarı akışkan halde çıkan sakız damlaları yere düşüyor. Burada devreye Çeşme'nin rüzgârı giriyor. Damlalar rüzgârın etkisiyle kuruyup kristalleşiyor. Tütüncüoğlu, teknolojinin bütün gelişimine rağmen hasadın hâlâ geleneksel yöntemle yapıldığını ve bunun kuşaktan kuşağa aktarılan kadim bir bilgi olduğunu söyledi.

KADINLAR TEK TEK TEMİZLİYOR
TOPLANAN sakızın hikâyesi bitmiyor. Kuruma sırasında içine giren yabancı maddeler temizlendikten sonra damla sakızları tek tek ayıklanıyor. Geleneksel yöntemde kadınların iğne ve tığ benzeri araçlarla yaptığı bu zahmetli işlem, projeye başka bir sosyal boyut daha kazandırıyor. Tütüncüoğlu, damla sakızı üretiminin büyümesiyle birlikte Çeşme'de kadın istihdamını artırmayı hedeflediklerini söyledi. Sakız ağacının Çeşme için bir başka önemli özelliği ise yangınlara karşı gösterdiği direnç. Tütüncüoğlu, ağacın "yanmaz" olarak tanımlanmasının doğru olmayacağını özellikle vurgularken çam ağaçlarından farklı bir yapıya sahip olduğunu söyledi. Derin kökleri sayesinde yangının ardından hızla yeniden filizlenebildiğini belirten Tütüncüoğlu, geçen yıl Çeşme'deki yangında zarar gören sakız ağaçlarının bugün yeniden yemyeşil olduğunu anlattı.
BAĞIŞÇILAR KOORDİNATLARDAN BULUYOR
PROJENIN dikkat çeken uygulamalarından biri de bağış sistemi. Kişi ve kurumların yaptığı bağışlarla Çeşme Belediyesi'nin gösterdiği yeşil alanlara ağaç dikiliyor. Ağaca bağışçının ismi asılıyor; ardından ağacın fotoğrafı ve konumu koordinatlarıyla birlikte bağışçıya gönderiliyor. Böylece bağış yapan kişi yıllar sonra bile ağacının bulunduğu noktaya giderek onu görebiliyor. Projenin en ilginç sonuçlarından biri ise sakız ağaçlarının üstlendiği beklenmedik görev oldu. Tütüncüoğlu, usulsüz işgalden mahkeme kararlarıyla boşaltılan bazı kamu alanlarına da sakız ağaçları diktiklerini anlattı. Kaymakamlığın talimatıyla bazı alanların sakız ağaçlarıyla yeşillendirildiğini belirten Tütüncüoğlu, ortaya çıkan sonucu dikkat çekici bir benzetmeyle anlattı: "Sakız ağaçları kaçak yapılaşmayı önleyici bir jandarma gibi alanlarda misyon üstlendi." Çeşme şimdi bir zamanlar kaybettiği ağacını yeniden toprakla buluşturuyor. Hedef yalnızca sakız üretmek değil; ithalatın önüne geçecek bir tarım ekonomisi yaratmak, kadınlara yeni iş alanları açmak ve yüzyıllardır devam eden sakız hasadı kültürünü gelecek kuşaklara taşımak.