'Seksenler', 'Söz' ve 'Kuruluş Osman' gibi sevilen yapımlarda rol alan oyuncu Serhat Mustafa Kılıç, evinde hayatını kaybetti. Yaklaşık iki gündür kendisinden haber alınamayan 1975 doğumlu oyuncunun ölüm haberi, sevenleri ve sanat dünyasında büyük üzüntü yarattı.

SALONDAKİ KOLTUKTA HAREKETSİZ HALDE BULUNDU
Kılıç'a ulaşamayan kız arkadaşı Özlem E., durumdan şüphelenerek ünlü oyuncunun evine gitti. Eve girdiğinde Kılıç'ı salondaki koltukta hareketsiz halde bulan Özlem E., derhal polis ve sağlık ekiplerine haber verdi.

Olay yerine gelen sağlık ekiplerinin yaptığı kontrollerde Kılıç'ın hayatını kaybettiği tespit edildi. Ekiplerin olay yerinde gerçekleştirdiği ilk incelemelerde; Kılıç'ın göz çevresinde, kollarında ve bacaklarında morluklar olduğu belirlendi. Vücudunda herhangi bir kesi, açık yara veya darp izine rastlanmazken, kesin ölüm nedeninin belirlenmesi için inceleme başlatıldı.

LENF KANSERİ OLDUĞUNU BELİRTTİ
Polisin bilgisine başvurduğu Özlem E., erkek arkadaşı Serhat Mustafa Kılıç'ın bir süredir lenf kanseri tedavisi gördüğünü ve perşembe gününden bu yana kendisinden haber alamadığını ifade etti.
Henüz 51 yaşında yaşamını yitiren Serhat Mustafa Kılıç'ın vefatı sanat dünyasında büyük bir üzüntüye neden oldu. Acı haberi alır almaz dostunun evine koşan isimlerden biri de Eren Vurdem'di. O anlarda yaşadığı büyük üzüntü ve gözyaşları kameralara yansıyan Vurdem, günler sonra bu kez yıllardır abi-kardeş gibi gördüğü dostunu son yolculuğuna uğurladı.

Kılıç'la birlikte Söz dizisinde rol alan Vurdem, cenazenin ardından sosyal medya hesabından yaptığı uzun ve duygu yüklü paylaşımla yürekleri burktu. Dostluğunun 10 yılı aşkın geçmişine değinen oyuncu, Kılıç'la yaşadığı anıları ve aralarındaki güçlü bağı anlatarak ona veda etti.

Eren Vurdem, yaşadığı acıyı şu sözlerle dile getirdi:
Bugün canım abimi, yoldaşımı, mentorumu; Serhat Kılıç'ı toprağa verdim. Onu kelimelere sığdırmak çok zor ama bilmeyenler için biraz anlatayım: 51 yaşındaydı ama kalbi tıpkı bir çocuğunki gibiydi. 10 yılı aşkın abi-kardeşliğimiz boyunca bir kez bile birinin arkasından kötü düşündüğünü, birisi için kötü bir laf ettiğini duymadım. Aklının fitneye, fesata çalıştığını bir an bile görmedim. İçi sadece merhamet doluydu.
Senaryomu yazıp filmimi çekmek için çabalarken hep omuz başımdaydı. "Filminde tek kuruş almadan oynarım" demekle kalmayıp, kendi cebindeki parayı bana teklif edecek kadar büyük, yüce gönüllü bir adamdı. Ölüm haktır ve gidenin ardından yapılacak en güzel, en doğru şey isyan etmek veya gösteriş yapmak değil; Yüce Allah'tan rahmet dilemektir.
Adli tıpta, cenazeyi teslim almaya gittiğimizde, resmi işlemler için bizden bedeni son kez teşhis edip onaylamamızı istediler. Bunun için yanına girdiğimizde, o an çok net bir şeyle yüzleştim: Gördüğüm şey sadece bir bedendi, içindeki o güzel ışık çoktan gitmişti. Beden sadece bir kafesti; kafesin kapısı açılmış ve ruh bir kuş gibi uçup gitmişti. Geriye yalnızca boş bir kafes kalmıştı. İşte o an Koca Yunus'un ne demek istediğini çok daha iyi anladım: "Âşıklar ölmez, ölen hayvandır...
O yüzden, onu gerçekten ve yürekten seven insanlardan tek bir ricam var: Lütfen bu yazıyı gören ve okuyan herkes Serhat abim için içinden gelerek bir Fatiha okusun ve ruhuna armağan etsin. Onun için Allah'a güzel dileklerde bulunun, çünkü gidenin ardından asıl ihtiyacı olan budur. Rabbim mekanını cennet eylesin. Allah bütün günahlarını, taksiratını affetsin. Seni çok seviyorum. Ahirette görüşmek üzere abi...