Başta Karabağlar Yaylası'nı anlatalım, ki bu yayla da başka yaylalara benzemez. Şehrin hemen yanında, çıkılan değil inilen bir yayla. Kentin eskiden en önemli geçim kaynağı olan bugün ise bu anlamda önemini kısmen koruyan Karabağlar Yaylası gerek bütün kış kente yetecek tarımsal üretimin yapılması gerekse Muğla'nın tarihsel sürecinde önemli bir yer tutması açısından geleneksel kent yaşamının bir uzantısı sayılır. Evliya Çelebi'ye göre 11 bağdan oluşan Karabağlar Yaylası'nın Osmanlı ülkesinde benzeri yoktur. Bugün halen restoran ya da kahvehane olarak hizmet veren birçok tarihi yapı vardır yaylada.
SANAT ESERİ BACALAR
Muğla'nın sadece yaylası değil, bacaları da kendine hastır. Rize'den sonra en fazla yağış alan il olan Muğla, yani Menteşe'de bacalar bir sanat eserini andırır. Rüzgarın ağırlıklı olarak belli bir yönden değil, yıl boyunca değişik yönlerden esmesinden dolayı, baca üstündeki örtünün her yönden esebilecek rüzgara karşı açık olması zorunluluğunu getirmiştir. Bu sebeple kiremitle kurulan köprü dört tarafa açık delik bırakan bir tarzda biçimlenmiştir. Hem soba zehirlenmelerine karşı sağlıklı hem de görsel anlamda özelliği olan bacalar, Menteşe Belediyesi'nin de sembolüdür, fotoğaf sanatçılarının her zaman ilgisini çekmiştir.
SOKAKLARI
Asar Dağı eteklerinden kıvrıla kıvrıla inen ve pek çok yerde birbirlerine yatay olarak bağlanan sokaklarla, eskinin insan ve hayvan gücüne bağlı taşımacılığını daha da zorlaştıracak çok dik meyiller ortaya çıkmamıştır. Sokağa cephesi olmayan mülkiyetlere, bunu sağlamak için komşu mülkiyetler dar geçiş şeritleri bırakmışlar böylece çıkmaz sokaklar doğmuştur. Muğla'da oldukça fazla olan bu sokaklar meyilli yerlerde "merdivenli sokaklara" dönüşmüştür. Sokaklar genellikle dardır. Genişlikleri birçok yerde 2 metrenin altına düşer.
KÜLTÜR EVİ
Muğla Belediyesi'nce 1999 yılında kamulaştırılan yapının tarihi 1800'lü yıllara dayanır. Önceleri Şerefliler Ailesi'ne ait olan yapı, hem Türk hem de Rum mimarisini bir arada göstermektedir. İç avlu cephesinde altta açık bir sofa, üst katta kapalı ahşap cumbası yer alır. Odalar sofalara açılmaktadır. 2003 yılında restorasyonu tamamlanarak hizmete açılmıştır. Yöresel kıyafetlerin, eşyaların sergilendiği, kültürel etkinliklerin düzenlendiği bir mekan haline gelmiştir.
TÜRK EVLERİ
Geleneksel mimariden doğrudan esinlenerek yapıların çok olduğu kenttir Menteşe. Muğla'nın diğer bölgelerimize kıyasla daha fazla inşa edildiği söylenebilir. Bunda kentin yüksek eğitim ve yerel şuur düzeyi ile yörenin turistik bir bölge olmasının etkileri olduğu biliniyor. Genel özellikleri, bütün Türk evlerinde olduğu gibi, aile mahremiyeti anlayışının bir ürünü olarak içe dönük olmalarıdır. Özellikle zemin katlarında sokağa penceresi olan ev yok denecek kadar azdır. Buna karşılık avluya bakan pencerelerin çokluğu dikkat çeker ve açık, yarı açık yaşam mekanlarıyla, geniş saçaklarla zenginleştirilir.
RUM EVLERİ
Kentte Rum tüccarlarının yerleşmeye başlaması ile Rum aileler Konakaltı ve Saburhane mevkiilerine yerleşerek kendi kültürlerine göre biçimlenen taş evleri inşa etmişlerdir. Bu evleri Türk evlerinden ayıran temel özellik içe kapanmış olmaları, avlu yerine sokakla bütünleşen bir cephe ve kütle nizamı göstermeleridir.
ARASTA
Tarihi kervan yolunun geçtiği güzergahta bulunan Yağcılar Hanı, İbrahim Hanı, Bacılar Han, Balcıoğlu Hanı, Konakaltı Hanı ve şu anda ayakta olmayan Kocahan'ın eski yıllarda kentin en hareketli mekanları olduğu bilinmektedir. Arasta'da çeşitli mesleklerin loncaları vardı ve toplu olarak bulundukları yerlere adlarını verirlerdi. "Demirciler Arastası", "Bakırcılar Arastası" günümüzde de halen aynı şekilde adlandırılmaktadır.
Arastanın kuzeyinde yer alan Tabakhane de kent yapısı içinde önemli bir ticaret merkeziydi. Burada işlenen deriler kervancılardan çok ilgi görürdü. Kervancılar için önemli olan diğer mallar ise el tezgahlarında dokunan bezler, orman ürünleri (kereste) ve Hamursuz dağından çıkarılan yüksek kaliteli kireçti.
Adem Ülker
