Sosyal medyanın yönlendirmesi, arka arkaya gelen ürün lansmanları ve ürünlere ulaşılabilirliğin artmasıyla birlikte, bakım dünyası fark etmeden bir koşturmacanın ve aslında bir kısır döngünün içine girdi. Trendler ürünleri doğuruyor, ürünler yeni trend başlıklarını besliyor. Bakım ritüelleri artık sakin bir 'kendine dönüş' alanı değil, sürekli güncellenen ve yetişilmesi gereken bir gündem gibi çalışıyor. Bakım trendlerini takip etmek elbette farkındalık kazandırıyor. Ancak cilt kalitesi, bilgi birikiminize değil, cildiniz için doğru bilgiyi istikrarlı bir şekilde uygulamanıza bağlı. Cilt her yeni akıma uyum sağlamak zorunda değil. Trendlerden bağımsız, cildinizi dinleyip ona cevap verdiğiniz bir bakım rutini en sağlıklısı.
UYGULAMADA İLK ADIM
Temizleme, nemlendirme ve güneş koruması bu ritüelin omurgasını oluşturuyor. Cildi yormayan bir temizleyiciyle günün yükü arındırılıyor. Ardından cildin su tutma kapasitesini destekleyen bir nemlendirici geliyor. Sabah rutininin vazgeçilmezi ise SPF. Bu üçlü olmadan yapılan her ek adım havada kalıyor. Cilt öncelikle korunmalı, arınmalı ve neme doyurulmalı. İkinci adım kişiselleşen çözümler. Bu noktada trendler değil, cildin verdiği sinyaller belirleyici oluyor. Leke odağında bir cilt için C vitamini anlam kazanıyor. Çizgiler ve doku kaybı söz konusuysa retinol devreye giriyor. Hassasiyet varsa yatıştırıcı içerikler öne çıkıyor. Buradaki kritik nokta aynı anda çok şey yapmak değil. Tek bir hedefe odaklanmak, birlikte kullanılan içerikleri doğru kurgulamak ve cilde bu hedefe uyum sağlaması için zaman tanımak.
DESTEKLEYİCİ ÜRÜNLER
Tonik, esans ya da maske bu aşamada yer buluyor. Zorunlu değiller. Cildin ihtiyacına göre rutine dahil oluyorlar. Bazı dönemlerde rutini tamamlayan küçük dokunuşlar hâline geliyorlar, bazı dönemlerde tamamen geri planda kalabiliyorlar. Burada esneklik önemli. Destek ürünleri bakımın merkezine değil, çevresine yerleşiyor. Bir de trendlere hangi adımda ve nasıl yer verilebilir, onu konuşalım. Bakım trendlerini doğru gerekçeyle ele almak oldukça önemli. Cildinizde belirgin bir problem varsa ve gündemdeki bir trend bu probleme gerçekten cevap verebilecek gibi görünüyorsa, odak yalnızca o başlıkta kalmalı. Aynı anda başka trendleri rutine dahil etmek süreci karmaşıklaştırıyor. Cildin verdiği yanıtı okumayı zorlaştırıyor. Trend bu noktada tek değişken olarak uygulanmalı. Temel bakım adımları sabit tutulmalı. Böylece cildin yeni eklenen içerikle nasıl bir ilişki kurduğu net şekilde gözlemlenebiliyor. Uygulama süresi de önemli. Bir trendi birkaç gün deneyip sonuç almayı beklemek yerine, cilde adapte olabileceği bir zaman tanımak gerekiyor. Bu süreçte asıl rehber sosyal medya popülaritesi ya da vaat dili değil, cildin verdiği tepkiler oluyor. Trendler ancak gerçek bir ihtiyaca cevap verdiğinde ve kontrollü şekilde ele alındığında bakım ritüelinde sağlıklı bir yer bulabiliyor.

