Adalet Bakanı Akın Gürlek'i hedef alan ve kamuoyunda geniş yankı uyandıran tapu kayıtları tartışmasının perde arkasından film senaryolarını aratmayan bir "kumpas" ağı çıktı. Muhalefetin, İstanbul Büyükşehir Belediyesi'ndeki yolsuzluk soruşturmalarının yargı süreciyle eş zamanlı olarak ortaya attığı iddialar, yargıya intikal etmesiyle birlikte bambaşka bir boyuta evrildi.

SORGU EMRİ TINDER'DAN
Olayın odağındaki isimlerden biri olan ve Bakan Gürlek'in tapu kayıtlarını usulsüz şekilde sorguladığı gerekçesiyle açığa alınan Antalya Kaş Tapu Müdürlüğü teknikeri Diyar Akdağ'ın ifadesi, kirli pazarlığı gözler önüne serdi. Akdağ, Ocak ayında popüler arkadaşlık uygulaması Tinder üzerinden tanıştığı "Ayşegül" isimli bir kadının ısrarı ve kendisine teklif edilen 300 bin TL karşılığında bu sorgulamaları yaptığını itiraf etti. Soruşturma dosyasındaki verilere göre, Bakan Gürlek'in kayıtları Şubat 2026 içerisinde tam 7 kez hukuka aykırı şekilde incelendi. Sabah Gazetesi yazarı Dilek Güngör'ün ortaya çıkardığı detaylar arasında en çarpıcı olanı ise gözaltına alınan şüpheli Ayşegül Erdağ Kocadabak'ın profili oldu.

VERİ MANİPÜLASYONU
Antalya'da bir şirkette bulaşıkçı olarak çalışan Kocadabak'ın üzerine İstanbul'da iki ayrı şirketin kayıtlı olduğu, ayrıca geçmişinde "kişisel verileri hukuka aykırı ele geçirme" ve "özel hayatın gizliliğini ihlal" gibi suçlardan adli kayıtlarının bulunduğu öğrenildi. Şüphelinin birlikte hareket ettiği öne sürülen M.C.C.'nin de uyuşturucu ve psikiyatrik kayıtları olan bir temizlik işçisi olması, kumpasın maşa olarak kullanılan isimler üzerinden yürütüldüğü şüphesini artırdı.

Soruşturmanın en kritik halkalarından birini ise dijital veriler oluşturdu. Yapılan incelemelerde, şüpheli Ayşegül Erdağ Kocadabak'a ait telefon hattından, Şubat sonu ve Mart başında CHP Genel Başkanı Özgür Özel'e ait numaraya 8 kez cevapsız çağrı bırakıldığı tespit edildi.

Antalya Kaş Tapu Müdürlüğü teknikeri Diyar Akdağ tutuklandı.
Özgür Özel'in "Bakan'ın üzerine kayıtlı 12 tapu var" iddiasına karşılık, sorguyu yapan memurun "Sadece 4 kayıt gördük" demesi ve tapuların sahte evraklara dayandırılması, olayın siyasi bir operasyon olduğu iddialarını güçlendirdi. Yaşanan süreç geçmişteki karanlık operasyonlara benzetilirken, bu yöntemin 2007-2015 yılları arasında devletin kilit noktalarını ele geçirmek isteyen FETÖ'nün kumpas taktikleriyle birebir örtüştüğü belirlendi. Sahte deliller, usulsüz sorgulamalar ve itibarsızlaştırma çabalarının benzer bir akıl tarafından yönetildiği düşünülüyor.
KOCABADAK İKİ ŞİRKET SAHİBİ
Soruşturmanın en kafa karıştırıcı figürlerinden biri olan Ayşegül Erdağ Kocadabak'ın profili, sıradan bir vatandaşın çok ötesinde bir tablo çizmesi. Bu da kumpas şüphesini derinleştirdi. Antalya'da bir otelde bulaşıkçı olarak sigortalı görünen bu ismin, İstanbul'da tekstil ve terlik sektöründe faaliyet gösteren iki ayrı şirketin sahibi çıkması, bir "maskeleme" yöntemini gözler önüne serdi. Üstelik Kocadabak'ın geçmişindeki adli kayıtlar; kişisel verileri hukuka aykırı ele geçirmekten, özel hayatın gizliliğini ihlal etmeye ve terörle mücadelede görevli kamu görevlilerini hedef göstermeye kadar uzanması da seçilen profilin bu tür "hassas" operasyonlar için tesadüfen orada olmadığını ortaya koydu.