Yıl 1930... Bodrum, bugün bildiğimiz turizm cennetinden çok uzaktı. Turizm kavramının henüz bilinmediği, mahkûmların sürgüne gönderildiği; tek katlı, beyaz badanalı evlerin, sessiz koyların ve yalnızca denizden geçimini sağlayan balıkçıların yaşadığı küçük bir Ege kasabasıydı. Gökyüzünün denizle birleştiği o yıllarda, kasabada herkesin tanıdığı uzun boylu, sert bakışlı bir balıkçı vardı. Adı Mustafa Esim'di. Ancak onu herkes "Paluko" olarak bilirdi. Paluko, Macera adlı teknesiyle balık tutar, ahtapot avlar, derin sulara dalarak sünger çıkarırdı. Konuştuğu dil ne tam anlamıyla Türkçe, ne İtalyanca ne de Rumcaydı. Binlerce yıllık Akdeniz uygarlıklarının dillerinin, İngilizce denizcilik terimleriyle harmanlandığı melez bir dil kullanırdı. Babası İstanköylü (Kos), annesi ise Giritliydi. Nasırlı elleri, kaya gibi sağlam vücudu, başına sardığı dolak, ağzının üzerine dökülen sarı bıyıkları ve çakır gözleriyle dikkat çeken Paluko, adeta eski zaman korsanlarını andırıyordu.

LÜKS YAŞANTI ONA GÖRE DEĞİLDİ
Paluko için yaşam; sabırla çalışmak, denizin sunduklarıyla geçinmek ve kimsenin karşısında eğilmeden dimdik durmaktı. Kalabalık bir ailesi ve güzellikleriyle nam salmış kızları vardı. Onun ailesine düşkünlüğünü bilen subaylar, bürokratlar, memurlar ve varlıklı aileler, kızlarına talip olmak için haber gönderirdi. Bu teklifler kendisine ulaştığında Paluko'nun çakır gözleri kısılır, "Bana yüksekten bakacak damat istemem" diyerek konuyu kapatırdı. Kızlarının güzelliğinden çok karakterlerine önem verir, "Güzellikten ne çıkar, namuslu ve doğru insan olsunlar yeter" derdi. Bu nedenle kızlarını, kendi gibi alın teriyle çalışan marangozlara, balıkçılara ve kaptanlara verdi.
HALİKARNAS BALIKÇISI
1946 yılının Ağustos ayında, sürgün olarak geldiği Bodrum'a gönülden bağlanan Halikarnas Balıkçısı Cevat Şakir Kabaağaçlı ile Paluko arasında güçlü bir dostluk kurulmuştu. İkisi de denize tutkundu. Cevat Şakir'in zihninde filizlenmeye başlayan "mavi yolculuk" fikrinin ilk tohumları da bu yıllarda atıldı. Cevat Şakir, hayalini kurduğu yolculukları dostu ve sırdaşı Paluko ile paylaşır, Azmakbaşı Kahvesi'nde saatlerce oturup deniz üzerine sohbet ederdi. Mavi yolun planları da işte bu sohbetlerde şekillendi. Birgün Cevat Şakir, İstanbul'daki yakın dostu Sabahattin Eyüboğlu'na bir mektup yazarak ilk adımı attı: "Sabahattin, arkadaşları topla ve Bodrum'a gelin. Sizi Gökova'ya götüreceğim. Güzelliğin ne olduğunu görün, yaşayın ve anlayın." Böylece hazırlıklar başladı. Yolculuğa çıkanlar sıradan insanlar değildi. 22 Ağustos sabahı, dümeninde Paluko'nun bulunduğu, kamarası ve tuvaleti olmayan mütevazı balıkçı teknesi Macera denize açıldı. Yolcular arasında dönemin önemli aydınları vardı: Sabahattin Eyüboğlu, Bedri Rahmi Eyüboğlu, Necati Cumalı ve Sabahattin Ali. Türkiye'nin önde gelen sanatçı ve düşünürleri, bir balıkçının rehberliğinde Gökova'nın bakir koylarına doğru yola çıkıyordu.

BİR EFSANENİN DOĞUŞU
Yolcular turkuaz sulara ve kıyılardaki asırlık çamlara hayranlıkla bakıp "Ne güzel!" diye seslenirken, dümenin başındaki Paluko ufku izliyordu. Çünkü onun için güzellik; suyu berrak, balığı bol, yemişi taze ve fırtına çıktığında sığınılabilecek güvenli bir koydan ibaretti. Cevat Şakir, dostlarını yalnızca kısa bir Kuşadası-Bodrum seyri vaadiyle yola çıkarmıştı. Ancak yolculuk tam on gün sürdü. Bu on gün boyunca yaşananlar, Bedri Rahmi'nin tablolarına, Sabahattin Ali'nin satırlarına ve Türk edebiyatına ilham verdi. Yıllar sonra dünyanın tanıyacağı "Mavi Yolculuk" efsanesi böyle doğdu. Paluko, Cevat Şakir'e Bodrum'un rüzgârlarını, balıklarını ve Ege'nin hırçın denizini öğreten kişiydi. İkili yıllarca dostluklarını sürdürdü. Kahvelerde uzun sohbetler ettiler, birlikte denize açıldılar, ahtapot avladılar ve sünger çıkardılar. Her destanın bir sonu vardır.
DİLSİZ KOYLARIN KAHRAMANI
Zaman geçti. Yıllar sonra Halikarnas Balıkçısı, ömrünün son dönemlerinde ressam Abidin Dino'ya bir mektup gönderdi. Zarfın içinden, antik çağlarda ölümü simgeleyen tavus kuşu resimli bir kartpostal çıktı. Kartın arkasında ise derin bir dostluğun ve yaklaşan vedanın özeti niteliğinde şu cümle yazıyordu: "Ve... Paluko öldü... Paluko öldükten sonra sen ben haydi haydi ölürüz!.." Bugün Bodrum sahilinde, eski adıyla Paluko, günümüzdeki adıyla İmren Sokak'ta yürürken; lüks yatların süzüldüğü sularda o ilk mavi yolcuların izlerini görmek mümkündür. Evlatlarının ve torunlarının bugün sürdürdüğü turizm faaliyetlerinin temelinde, çakır gözlü bu gururlu Giritli balıkçının emeği vardır. Mütevazı koyların sessiz kahramanı, denizin kendisiyle özdeşleşen Mustafa Esim'dir. Bugün milyon dolarlık tekneler Ege ve Akdeniz kıyılarında süzülürken, Bodrum'dan Gökova'ya, Kuşadası'ndan Antalya'ya uzanan mavi yolculuk rotalarının temelinde o ilk sefer yatıyor. Bir balıkçı teknesinde peksimet yiyen şairler, ressamlar ve yazarlarla birlikte Macera'nın dümenini tutan çakır gözlü Paluko Mustafa Esim, bugün hala mavi yolculuğun görünmez kaptanı olarak hatırlanıyor.

