Chef's Table" kavramı, modern anlamıyla 1980'lerin sonu ve 1990'larda özellikle ABD ve Avrupa'daki fine dining restoranlarında yaygınlaşmaya başladı. Bu dönemde Michelin yıldızlı restoranlar, misafirleri mutfağın içine veya hemen yanına oturtarak yemek hazırlama sürecini deneyimin bir parçası hâline getirdi. Aslında fikir çok daha eskiye dayanıyor. Geçmişte büyük otellerde ve saray mutfaklarında şeflerin yakınında özel misafirlerin ağırlandığı uygulamalar vardı. Ancak bunun ticari ve rezervasyonla satılan bir gastronomi deneyimine dönüşmesi 20. yüzyılın sonlarında gerçekleşti. Kelime anlamıyla "Şefin Masası" demektir. Ancak gastronomide bir ritüeli anlatır. Restoranın en özel masasıdır. Genellikle mutfağın içinde veya hemen önündedir. Şef yemekleri misafirlerin önünde hazırlar veya son dokunuşlarını yapar. Her tabak bizzat şef tarafından anlatılır. Çoğu zaman standart menü yerine tadım menüsü (tasting menu) servis edilir. Misafir ile şef arasında doğrudan sohbet gerçekleşir. Yani amaç sadece yemek yemek değil; yemeğin hikâyesini, hazırlanışını ve şefin bakış açısını deneyimlemektir.

POPÜLER OLDU
2015'te yayınlanmaya başlayan belgesel serisi Chef's Table, dünyanın en ünlü şeflerini sinematografik bir dille anlatarak bu kavramı milyonlarca kişiye tanıttı. Aslında restoranlardaki "Chef's Table" uygulaması belgeselden daha eskiydi; belgesel ise kavramın küresel ölçekte tanınmasını hızlandırdı. 2010'lu yılların başında İstanbul'daki üst segment restoranlarda görülmeye başladı. 2018-2022 arasında şef restoranlarının çoğalmasıyla hızla yaygınlaştı. Michelin Rehberi'nin 2022'de Türkiye'ye gelmesi, tadım menüsü ve Chef's Table kültürünün daha da görünür olmasını sağladı. Bugün İstanbul, Bodrum ve İzmir başta olmak üzere birçok seçkin restoranda Chef's Table deneyimi sunuluyor. Normal bir restoranda tiyatro salonunda oturup oyunu izlersiniz. Chef's Table'da ise sahnenin üzerindesiniz.

HAZER AMANİ'NİN SOFRASI
Şeflerin çalışmasını, mutfağın ritmini, tabakların doğuşunu ve servis öncesindeki son dokunuşları birkaç metre öteden izlersiniz. Bu yüzden bu deneyim, gastronomi dünyasında mutfağın "VIP kulisi" olarak görülür. Son yıllarda dünyada da dikkat çeken birçok yetenekli kadın ve erkek şefimiz emek veriyor. Hazer Amani de bu isimlerden biri. Meslektaşları arasında onu farklılaştıran noktalardan biri, teknik gösterişten çok malzemenin karakterini öne çıkarması. Pek çok tabağında çok sayıda bileşen yerine birkaç kaliteli malzemeyi dengeli şekilde kullanmayı tercih eder. Yerel ürünleri kullanırken uluslararası mutfak disiplinini de işin içine katıyor. Yemeklerinde yalnızca lezzeti değil, bir anlatıyı da öne çıkarır. Bir tabağın arkasındaki coğrafyayı, üreticiyi, çocukluk anısını veya kültürel geçmişi paylaşmayı önemser. Bu yönüyle deneyim odaklı gastronomide öne çıkar. Türkiye'nin farklı bölgelerindeki üreticilerden malzeme temin etmeyi ve mevsimselliği vurgulamayı kariyeri boyunca önemsemiştir. Yurt dışında aldığı eğitim ve çalışmaları sayesinde Fransız ve Akdeniz mutfak tekniklerini Anadolu ürünleriyle birleştiren bir çizgi geliştiren Hazer Amani 17 Temmuz'da Çeşme'de bir plajda olacak. Ege'nin otunu, balığını; en doğal malzemelerini dünya mutfağı ile sentezleyecek. Bu lezzet şölenini yaşamak isteyenler denizin üstünde, kumsaldaki bu gastronomi deneyimini kaçırmasın derim.