Yüzyıllar boyunca güzellik anlayışında ten rengi önemli bir yer tuttu. Bir dönem solgun ve beyaz ten, asaletin, zarafetin ve saflığın göstergesi olarak kabul edilirken, bugün sağlıklı ve enerjik görünümle özdeşleşen bronz tenin yükselişi oldukça farklı bir hikâyeye dayanıyor. Susan Stewart'ın Boyalı Yüzler: Kozmetiğin Renkli Tarihi adlı kitabında aktardığına göre, Batı tarihinde uzun süre bronz ten aslında erkekler için güç ve sağlık göstergesi olarak görülüyordu.

DEĞİŞİMİN ÖNCÜSÜ
Antik Roma'da erkeklerin dışarıda vakit geçirmesi ve fiziksel güçle ilişkilendirilen yaşam tarzı, bronzlaşmış bir görünümü beraberinde getiriyordu. Buna karşılık kadınlarda açık ten, saflık ve zarafetle ilişkilendiriliyor; beyaz teni korumak için çeşitli kozmetik ürünler kullanılıyordu. Yüzyıllar boyunca solgun ten modasını korudu. Özellikle Avrupa'da güneşten kaçınmak, şapka, eldiven ve uzun kollu kıyafetlerle açık teni muhafaza etmek güzellik anlayışının bir parçasıydı. Elizabeth dönemi İngiltere'sinde de bronz ten, güneş altında çalışan işçi sınıfıyla ilişkilendirildiği için açık ten tercih edilen görünüm olmaya devam etti. Ancak 20. yüzyılın başlarında bu algı değişmeye başladı. Sanayi devrimiyle birlikte çalışma hayatının kapalı mekânlara taşınması, güneş gören boş zaman aktivitelerini bir ayrıcalık haline getirdi. Özellikle zengin kesimlerin Akdeniz kıyılarına yaptığı seyahatler, bronz teni özgürlük ve lüksle ilişkilendirmeye başladı. Bu değişimin en önemli simgelerinden biri ise Coco Chanel oldu. 1920'lerde Akdeniz gezisi sonrası çekilen bronz tenli fotoğraflarıyla Chanel, güneşte renk değiştirmiş cildi yeni bir güzellik anlayışının parçası haline getirdi. Böylece bronz ten, yalnızca bir görünüm değil; sağlıklı yaşam, tatil, hareket özgürlüğü ve modernlik simgesi olarak algılanmaya başladı. Daha sonraki yıllarda Brigitte Bardot ve Ursula Andress gibi sinema yıldızlarının da etkisiyle bronz ten, cazibe ve güzellikle özdeşleşti. Bir zamanlar kaçınılan güneş rengi, zaman içinde moda dünyasının en güçlü estetik sembollerinden birine dönüştü.

