Konuk yazar Selahattin Gezer yazdı...
Biz neciyiz ve nerede oturduğumuzu ve nereye gideceğimizi bilmek zorundayız! Kiraya verdiğimiz dükkânın veya evin hor kullanılması bizi rahatsız etmez mi? Kirası ödenmez, ya da aksatılırsa bizi öfkelendirmez mi? Her mülk sahibinin beklediği, mekânının temiz kullanılması ve zamanında yapılan ödemesidir. Hangi ev sahibi, "Al, bu evde otur ama temiz kullan, kiranı zamanında öde; sana güzelliğinden, genişliğinden hayret edip parmak ısırtacak, daimi bir evin tapusunu vereyim" der ki? Hiç böyle bir ev sahibi yoktur. Kiracının her türlü özgürlüğü vardır, ama kirasını ödememe ya da hor kullanma özgürlüğü yoktur. Ayrıca, evi hor kullanan ve kirasını ödemeyen kiracı için hesap vereceği bir mahkeme de vardır.
RUH BEDENDE KİRACI
Ruh, kiracısı olduğu bedende oturur. İnsan burada kiracı iken cennette ev sahibi olacaktır. Burada, cennet evi için günlük, haftalık, yıllık ödemelerini yapmaya başlar. Burada ruha kiraya verilmiş vücudun kirası ödendikçe, ebedi âlem için zaruri olan ebedi vücudunu kazanır.
Allah, en güzel ev sahibi; Peygamberimiz ise en güzel kiracıdır. En güzel kiracı, ödemelerini titizlikle yapan Hz. Muhammed (s.a.v.) idi. Ev sahibini hiç üzmedi. Üstelik en çilekeş kiracıydı; hiçbir şeyi bahane etmeden, namazıyla, orucuyla döktüğü gözyaşıyla kâinatı hayran bırakacak şekilde kirasını ödedi. Öyle bir kiracı örneği sergiledi ki komşuları olan Sahabe, dürüst kiracı olmakta onu örnek aldılar. Ruhlarının kirada oturduğu evleri tertemiz kullandılar; kirletmeden Allah'a anahtarları teslim ederek gittiler. Cennetteki en güzel evleri, yani vücut saraylarını, kulluklarının teriyle kazandılar.
Mideyi, ağzı ve tüm vücudu yaratan ve vücudun sahibi olan Allah, kirayı (namazı, orucu) isteyen ve vücudun temiz kullanılmasını arzu eden yine O'dur. Ayak direten, "Kira ödemem," diyen ise insandır. Ruh, bu vücut evini kullanırken aklın ve vicdanın gereği olarak bedelini ödemelidir. İçki ve haramlarla kirletmekten uzak durup sık sık tövbe ile iç temizliği yaparak ve farzları yerine getirerek kirasını ödemiş olacaktır. İnsan, oturduğu evin sahibini tanımakla ve sonucu kendi lehine olacak kirayı ödemekle, cennette ruhuna tapulu mal olacak ve ebedi kalacak olan vücut evini kazanmış olacaktır.
AHİRET MAHKEMESİ
Bu yazıyı yazarken çok düşündüm, acaba inandığı halde oruç tutmayan, namaz kılmayan kardeşlerimize kiracı olduklarını iyice öğretemedik mi? Gezdiğimiz yerlerde: Kordon'da, Karşıyaka'da, sahilde, Konakta vs. yerlerde insanların kira ödemediğini hatırlatan hayat tarzları hüzünlendirdi.
Özellikle ellerdeki tehlikeli şişeler oturdukları vücut evinin kıymetini de bilmediklerini gösteriyordu.
Kendini göz göre göre tehlikeye atan, kirasını ödemeye yanaşmayan, evini kirleten bu kardeşlerime kardeşliğimi yerine getirip, bilinen bu gerçekleri naçizane dile getireyim. Bu asla oruç tutmadıkları veya namaz kılmadıkları vs. için bir baskı veya hor görme değil, Allah'ın rızasını beraber kazanma, lütfederse beraber cennete gitme, ebedi vücut evi sahibi olma arzusudur. Kardeşlerimize sadece üzülürüz, kiracı oldukları vücudu Allah'ın emrettiği şekilde kullanmalarını Yüce Mevla'dan niyaz ederiz. Keşke Rabbimizin emrini yerine getirmede birlik olsak, aynı coşkuyu yaşasak. Sanırım kirasını zamanında ödemesini ve temiz kullanmasını Allah için hatırlatan komşuya da kızılmaz.
Mademki hepimizin babası Hz. Âdem, kardeşliğin gereği birbirimize sahip çıkmaktır. Kardeş, kardeşinin zarar etmesini istemez. İnşallah midenin ve rızkın sahibine beraber şükreder; birlikte secdeye gideriz. Beraber kiralarımızı ödeme mutluluğuna ereriz. Allah, hepimize vücudun, gözün, kulağın, midenin ve tüm verdiği nimetlerin kirası olan namazı, orucu ve tüm farzları yerine getirerek kiralarımızı, borcumuzu ödemeyi nasip etsin. Vücudumuzu haramlardan kaçarak temiz kullanmayı nasip etsin. Böyle merhametli bir ev sahibine sadık kiracılar eylesin ve Hz. Peygamberimizin kiracılığını da örnek almamızı nasip etsin. Yoksa ahiret mahkemesi, hesabın çetin olacağı bir yerdir...

